Kitap benim canımdır; canımdan bir parçadır. Kitapla tanışmam o kadar eski ki… Babamın kitaplığına tırmanmayı öğrendiğim üç-dört yaşlarında ilk defa karşılaştım onunla… Babamın kıymet verdiği onlar..
“İnsanın değeri nedir?” sorusuna Hz. Mevlânâ, çok kısa ama çok derin cevap verir: ”Aradığı şeydir…” Kendime sordum, ben de… “Neyin peşinde koştum bunca yıl?” “Ben, tam da şu ân’da, o aradığ..
Biliyordu!.. Bu dünyada, “yüreğinde paha biçilmez bir yeri olan şehir hangisi” diye sorsalar ona. Ta ezelden ve ta içinin derinliklerinden gelen kararlı bir sesle, biliyordu bu sorunun cevabı..
İnsanlar, zaman zaman çok söz söylemeyi marifet saydıklarında, kendileri dahil “konuşan”, ”susan”,”düşünen”,”anlatan”,”yazan”,”gören” hiçbir canlıyı anlamaz konumuna düşüyorlar. Ya da “damdan ..
“Az konuşup çok dinlemeyi” sevenlerdenim. Sanki, bana öyle gelir ki; “suskunluk içinde” manzarayı keyifle seyrederken, toz duman içinde bağı mı, bağcıyı mı dövdüklerini bilemeyenlerden; “balık”,”ha..
Hayat, öylesine büyük ibretlerle dolu ki… Bu “ibretleri” görebilmek için; bilir bilmez, yerli yersiz “ben” demeyi, kibirlenmeyi, “en akıllı kendini” zannetmeyi terk edebilmek gerekir.Önümüze serile..
Şu birkaç gündür bir parça yorulduğumu hissediyorum. Ama yorulduğuma da değdi, hani. Hem zaten arada sırada silkelenmeli insan. Kendine gelmeli… Oturduğu yeri, baktığı yeri, gördüğü yeri, yazı ya..
Her dönemin bir gençlik anlayışı olduğu gibi şairlerin ve fikir adamlarının da farklı gençlik anlayışları vardır. Âkif’in tasvir ettiği Gençlik ÂSIM’la SEMBOLLEŞİR… “Âkif Bey’in Âsım’..
Hani olur ya: Söylemek istersin… Dilinin ucuna birikir sözcükler… “Tamam” dersin, yakaladığın bu Ân’a değer… “Konuş Yürek!..” Yutkunursun… Dünya durmuştur sanki ..
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde; develer tellal iken, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, annem düştü beşikten, babam düştü eşikten, annem kaptı maşayı, baba..