Mor deniz, diyorsa o, mordur deniz! Sen ısrarla, oraların denizi mavidir diye haykır, boş. Biliyorum, haklısın, buraların denizi de mavidir. Onlar ki onlar, birbirinin aynısıdırlar...
Yazın pantolonlar komik, insanda çok acayip duruyor; penyeler, gömlekler; giy çıkart: olmuyor!... Yazları çıplak kalmalı. Giyinmek kışa yakışıyor; soyunmak yaza. Ondandır veya..
Küçük kuş, cama çarptı ve düştü yere. Canım yanıyor. Şimdi uçamam!... Birisi su verse. Su içsem. Canlansam. Bir daha uçsam! Karınca ıslak toprakta oynuyordu. Karınca oynamaz! ..
Maltepe'de, sahilde adam hoştu; niye? Geceyi giyinmiş sırıtıyordu yanından geçip giden hayata. Adama doğru koştum..... Koşan birini görürseniz, o benim. Durdurup sorabilirsiniz; hayat n..
Çorapları topladığını görüyorum. Dışarıda buluyorum beni. Telefonsuz ve denizsiz. Gömlek alıyorum. Çizgili gömlekler. Giyilecekler! Şortları atıyorum. Zaman pantolon zamanı...
Müzik sende nasıl yol alıyorsa öyle yürüyordu yağmur gününde. Saat bozuldu. Zamanla ilgili bir sorunun vardı, biliniyordu sendeki o hal. Gözlük kendini bıraktı. Bekleniyordu gidişi. O gidec..
Dostoyevski; okudum mu seni? Okumam mı?....Okudum tabiiiii!... Ne kaldı sende? ( Beni o boşluktaki sepette bırak.) Dert! Yeraltında durumlar nasıl? Soru sor..
Atın çocuğa, çocuğun ata baktığı yerden geliyorum. Gelmiyorum. Oradayım. Oralıyım. Atım ve çocuk! Ahşap beşikte uyuduğumu görüyorum. Başımda at bekliyor. Siyah uzun saçlarımı okşadı..
Onlar öyle mutluysa.... Mutluları mutluluklarında mutlu mutlu bırakmalı. Bırakmamalı hayatın ipini. Sen mutsuz olabilirsin. Onların mutluluğunun yanında seninkisi basit kala..
O masayı nasıl yazmazsın? O masadaki o halini? Altı kişiydik. Kişilik. Hem yaşlı hem de gençtik. Kimimiz yorgun, kimimiz dinçtik. Sen yorgunlardandın. Yorgana ihtiyaç duyanlardan.