O vakitler sosyete partilerinden çıkmıyordum. Yakın bir dostum vardı, ailesi oldukça varlıklıdır. Bu dostum, otuzbeş yaşındaydı ve şair olmaya çalışırken son on yılını üniversite eğitiminde harcamı..
Günlerdir aklımı kurcalıyor. Tam bir hafta önce getirmişlerdi. Birkaç tetkikten sonra gözetim altında tutulmasını ve zorunlu ilaç tedavisi notumu dosyasına ekledim. Hastanın adı Salih. Otuz beş yaş..
Mart, en acımasız olanıydı. Sadece kar ve buz. Kar yağıyor, ve erimiyordu. Yolda küçük beyaz tepeler vardı. Sürekli düşen insanlar, kayan otomobiller. Trafik felç. Kaldırımları uzun zamandır görümü..
“Boksun. Evet. Kıvrıl oraya bir bok gibi, aynen öyle. Çok iyi, harikkulade bir dışkısın sen. Sıcak kokunu alabiliyorum. Orada kıvrıl, evet harikasın, tabi bir dışkı ..
Gazeteye gelen telefondan sonra bir süre sessiz kaldım. Telefon, akıl hastanesinden geliyordu. Telefondaki ses, hastanede bir filozofun varlığından bashetmiş, ancak orada çalıştığı için kendi adını..