Kan değmesin gözlerineSaçlarına menekşeler dizeyimDüşlediğim havva üryan...Toprak kadar namusluTenlerinde yaprak olam...Tülden beyaz gelinlik gibiEmek kadar kutsanmış
Neçe bulutlar gelir geçerSirrus öfke yüklü... İsteriz ki üstümüze üstümüzeUmutlar yağdırsınlar sırılsıklam... Biline ki;Yurtsuz kentsiz yabanılKanırtılmış o allame çınarlar....
Ne kadar çok bilinmiyeni var yaşıyor olmanınEn azından bu vakitler...Her şey panoramik bir durumda!Var olmanın derin vadilerinde;hercai agnostizm...Zamanın çemberini ne kadar büyüt..
Endülüs toprağının mağrur çiçeğiEzilmiş coğrafyanın bahar coşkusu.Ve sen, vasiyetsiz ananın sıska çocuğuManuel Benites... Güneş Cordoba'dan doğarCordobalı mazlum ve yoksul halkla..
Birebir hasat... bereket tanrısındanSunaklara garkedilmiş kan ırmakları... Turuncu bir sevdanın koynundasınDamarında ırmak ırmak Hurridir akanLime lime Diclenin öfkesindeMezopotam..
Her gül her, gün solar ya, Sen solma sakın!Ben solarım konmasamDudağının en kırmızı dalına... Her Gün her gün alışır ya insan ayrılıklara;Sen alışma sakın.Her gün özle be..
Aydınlığı karartmak olanaklı, Tebessüm sağanağında iken.Bir tünelin ucundan görünen güzelliği ile…..Oysa bir huzme yaratmak ışıktan, İmkansız nerdeyse…. Bir ince nakış, Nakkaş..
Kaç kez indinizKaranlık vadilerineBumerang dilli ateşiyle yoksulluğun?Ve yobaz gericiliğiniz kaç kez bilediDamarı paslı hançereleri? Neden duyulur halaKöhne tarih gıcırtıları?..
Bir hançerin keskin sırtınaDokunur gibi ürpertirMestane zaman kulvarları.Kirli saçlarıyla iklimlerİntihar hazırlığında Ve kan kokar bu şehrin sokakları.... Ak bir gelinlik iç..
Söz bitti;Sağır dilime yak ateşini, Tüm şiirler yelken açsın ayrılığa.Kayıp kentlere kes biletiniAdresin ben olayım... Söz bitti…Toygar telaşında şarkılar, Dil vebal altın..