belki ince uçlu bir cibrenin ucundan çıkıyordur ilk satırı açıyordur ilk nar çiçeği gibi pembe usul... bir kalıp beyaz sabun köpüğü ebemkuşağı renginden kokusu..
bütün tren rayları hep bulanık akar hep havzasında yeşerir gözü yaşlı bir yığın insan kokusuz ve sessiz açar tüm mendiller hıçkırığından tanırsın sırça yüreği nereye yakış..
düş kurdum bütün kuşlardan erken kalktım kaybolmuş karanlıkta karganın alası zıvanadan çıkmak ihtimallerin en olası hep bi ağızdan ağandık hep bi koldan deştik döşleri..
benden önce söylenmiş bütün sözler turkuvaz... tablette kokluyorum ateşte yanıp yekzeban kaylule dalmış karanfili ne varsa hanuman pamuk ipliğinde revan yiten kirmene ..
hep bi örnek marazlı çocukların karınlarında taşıdıkları gibi ateşi aynı öyle taşıdım bu canı kabardı yüreciğim bazı akşam başımı kanatlarımın altına gömüp ..
vakit dardı ondan kestim uykularımı gecenin bi yerinden söktüm teyel diye yıldızları sığdım elimin akıyla kendi küçük varsıllığ..
ne renkti seçemedim gece yanık mı yanık bir of sesiydi çoğaldı acıdı yavru kuş yarım kanat demek titriyordu demek ceylangöz bakıyordu dağlar arasına ..
silkeledim kendimi döksem dedim şöyle birerelleş kelimeleri kağıt üstüne elbet kızartmıştır dalda narı kızartan bende zârı bıldır sene çok yemiş de..
bir kuş uçabilirdi dedim bu havalarda o kadar da boran değil ciğerlerim bayram etsin bahar geldi yırtıla yırtıla domurdu iğdenin dalları özünden neler geçti ..
Çok sürmez yaşarım elbet karışırım kitap sayfalarına tortusu çökmüş güneş lekelerine şimdicek çünkü elime konduydu o minik serçe günlerce ve gecelerce ..