İnsan yürek çarpıntısız Yaşayamaz bilirsin Sevdiğine yüz çevirdiğin sürece Çarpmaz olur yüreğin Ellerin yok olur Bana, nerede olursam olayım, Suçsuz bakışlarla bakar..
İçimdesin Sıkı sıkıya taşıyorum seni Bunun böyle olduğuna inanıyorum Nasıl inanıyorsam buna Öyle inanıyorum dediklerine Okumadan hepsine boğun eğiyorum bana karşı ..
Koparılıyoruz birbirimizden Kopmaya Karşı koyamıyoruz Tüm çabalarımız boşa gidiyor Tiksintiyle Bakıyorsun Bir kez değil Bin kez Eskiden ve şimdi Hele..
düş kurduğun memeleri imanlı bir kavgada sarkmış bir fırtına öncesi bir karga çığlığı denli yakın havanın anaforlu müziği dizlerini bükmeden dinliyor ne gece ne ..
bir ekim akşamı senin ektiğin karanfil tohumları yaşamı üretirken martı çığlıklarının sofrasında bir balıkçı ağlarını kurşunluyordu kollarına doldurdukça kirpiklerinde..
uğultularını tanıdım ben bunca ince yazdıklarımın sevdikçe kanatacaklar bir mermi sesiyle dağılacağım çiçeklendiği vakit kirazlar aslında sevmiyor yalnızca çok ..
herkese kesin değeri vermek tam da onu anlatıyor tam da tanrı nasıl verdiyse nazlıysa doğa ölçüde o da öyle gururluysa doğa nasıl o da öyle yüz yıl ya da daha sonra yi..
uzun upuzun bir karanlıktır sessiz, suskun ve kederli upuzun bir kabristandır hayat tarih upuzun bir kapristan hep boş, hep soğuk öl..
Kurtuluş'a çırpınan fakir bunu bil! Ömür boyu acılar içinde şu yutkunup duran Huzur verici sahile ulaşmak için çırpınan fakir Dalgalar gece karanlık girdaplar içindesin ..
naz ısrarın kardeşidir orada /sevdiğinin gönül ırmağında yüreğe gömerken ki kadar ürkek kelebek ve ipekle ört tüm soruları acemi bir yangının alazı geçer ellerinden yana..