Bütün geçmişi kanatlarına yükleyip Okyanusu geçen serçenin Tan ağarırken nefes nefese Soluklandığı o kiraz ağacının dalı gibisin hayat... ..
Güneş ışığını vereceği evin penceresini Toprak ise bağrında yeşerteceği tohumu seçmezmiş Ve Güneşin şefkatle dokunmasını beklermiş Toprağa düşen her bir tohum ..
İnsan kendinden kaçamıyor uzağa Kaderinden kaçamaz ki sonuçta Umutla hangi sokağa dalsa Yolu çıkıyor hep o bilindik çıkmaza Aynı adrese varıyor sonuçta
Yok yok asla Dargın değilim yaşamaya Kimse öyle olduğumu zannetmesin Biraz yüreğim acıyor hepsi bu Elma şekerini yere düşürmüş küçük bir kız gibiyim ..
Söyleyeceğim türkülerin ezgisi sen ol Bırak kendini, yüreğimin hüzünlü nağmelerine Yüreğin titresin senin de hasret çekenlerle Saçım, kaşım, gözüm sen ol, ama" Yüreğim..
Göründüğü kadar basit değil ki öyle Yüreğimin içli içli ağlaması Bilseniz kaç elma ağacına urgan asıp İnfaz edip sallandırdım ben umutlarımı ..
Karadeniz in mert kadını Havva Ana der ki "Kimdir Devlet?" Devlet bizim sayemizde Devlettir. Bu toprsk bizim hepimizin Hey gidi yemyeşil Karadeniz... Ar..
Acaba, Sulh içinde kardeşçe yaşamak mümkün mü? Ülkemde barış adı verilen çiçek ne zaman açar? Acaba kaç bebeğe kefen yerine kundak biçilse Bu acı dolu günler bi..
Otursam ıssız bir denizin kenarına Ben konuşsam o dinlese Öyle yalnızım ki desem Dalgaları dile gelse sorsa “yalnızlık nedir?” Yalnızlık sevdiğin birinden ayrıldığı..
Küçüktük çocuktuk, Ama yüreklerimiz kocaman Evlerimizin bahçelerinde korkmadan evcilik oynardık Yaşımız 3-4-5 farketmez, Sakızımız yere düştüğünde ağladığımız yaşlar..