Bilge bir baykuş gibi yükseğe çıkıp otursak Çok şey görüp çok az şey konuşsak Mesela; Bir uçta tavla, yapay zekâ diğer uçta. Biz bu post-modern çizginin
Mor benekli, albenili Uçar(ı) bir kelebek gibiydin, çoğu zaman Gündüzleri(mde) kaçan Geceleri(mde) konan. O kısacık sevda ömrün, henüz sonlanmadan ..
Nasıl da uzaksa yerkabuğu O koruyucu, hayat bahşeden atmosferine Ve ilk halinin izi, magmasına. Ya da bereketli bir meyve, dalında ona hayat veren mucize çekirdeğine. İşte öyles..
Ya zamanından cok önce gelirim Dünyaya geldiğim gibi. Doğduğumda, altı ay yirmi iki günlükdü bedenim. Ya da zamanından çok geç Tıpkı bulabildiğim gibi seni
Coronaydı, depremdi, işsizlikti, Hem ekonomide hem bedenlerde Derin kaygı ve depresyon. Oydu, buydu, şuydu. Dönem kötü ne zamandır İçten içe yangınlar kopmak..
Yaşadığın sürece, Eğer küçük görürse seni, Sistem ya da birileri, Aldırma sen. Kaldır başını ve bak sadece, Gökyüzüne geceleri... ..
Bazen, yalnızken bir hiç gibisin, Bazen tek basina herşey gibi. Zihinlerde asılı, korona günlerinin, O hiç bitmeyen koyu belirsizliği. Aslinda hayatın hızlandırılmış..
Azı olmaz ya da garip kaçar Bazı şeylerin yaşamda, "Az özür", "az dostluk" Ya da "az açıklama", "az özgürlük" gibi. Talıhsiz bugünlerde yasadığımız gibi, <..
Doğarken ay, yollar açmış sanki, Her bir teli, Işığıyla yıkanıp parlayan Saçlarından aşağı, Dudaklarındaki O yakıcı tebessümü yalayarak Dimdik bağrın..
Kıpkızıl bir belirsizlik, dört bir yanda. Durmaksızın kaygi üreten, organik birer dinamodur artık, bedenlerimiz, Ve her sarsıntıda parçalanıp dağılan jeoloji..