sesim ki anısıdır eski bir çağlayanın gölgeme sığınıp sustum ilk bendim sanki gövdesini ateşle sınayan bir güz daha eklendi..
Bozkıra uzanan elin son hoyratça gülüşü tedirginlik bir ayrıntıdır şimdi ayrılığın resminde kanat vuruşlarıyla sever kiraz ağaçlarını serçeler anımsayamadım ey..
Kendi kanatlarına misafir bir turnayım saklaya saklaya yenisi yok sözler gibi birçok yalnız var ama oysa herkesin gözü ötekinin yalnızlığında içimizdeki ..
Geçmişin toprağından geçtik Yaşamın yapraklarıyla Gök yüzü biçilmiş buğday kokardı İnsan emeğiyle yoğrulmuş alın teri Umut ve kaygıdan örülüydü hayat ..
Demir kapılar ardında Yağmur düşlüyor Rüzgar pencereleri açmasın Çok üşüyor Yorgunluk mu yoksulluk mu Gölgeleri çekilmiş alnına Sevmek sorumluluğuyla Ona baktıkça ..
halk yönetenin gücüne tapar. mehmet özgür ersan ..
Cinayet üzerine çok görkemli imparatorluklar yalan dolan üzerine çok soylu dinler kurulabilir aslında benim daha yüksek anlamda bir takım ..
devrimci özdeyişin sonu; tahta mihrap ne yazık her düşünce kendiliğinden ölümsüz bir yaşamla donanmalıdır. mehmet özgür ersan ..
kımıltısız kin Tanrı'sının taşlaşmış yüzüne karşı başkaldırmıştır O lanetlenmiş Ozan Her şey Kımıldar Hiçliğe koşar Alçalmı..
hangi insan akıllı bir hayvandır kabul etmiyorum bu çelişkiyi duygusundan yoksun doğan acı çeken ölen etten kemik..