Kısa metrajlı bir film zannettiğim, ve her gün uzaması için dua ettiğim, aşksal bir oyunda 'kızın gözlerinde sönen çocuk' rolünü alınca anladım gideceğini... Yaralı ..
Gölgeni unuttun bende... Yıldızların hazinselliğini, Sinemize çektiğimiz geceler de gitti... Her şeyi savurdum yokluğuna, Ağlamaklı saçlarına... Seninle gitti tümüm... Gölgen..
26.02.2008Ekmeğin ve gözyaşının;Dirhem dirhem iklimlere bölündüğü, Satıldığı sermayenin orgazmına, Petrole, dolaraVe alınlardan sızan terin;Vurgunlara kanal açtığı bir çağın..
Beklemenin yazgısı çakılmış, Hasretin örsüyle sessizliğime.Göz bebeklerim ondan böyle elemkardır…Küflenmiş bir ekmek yalnızlığıVe bir mahzen zifri doludur kentim.Bakışlarım ondan böyle..
Soluğunun kıyısına yaslanmış bir nefesUmursar mı yüzlerce kilometreyi, Kanayan, kanatan, sızlatan Eskişehir’de ? Hangi tavrın sonucuyum bilmiyorum?Rönesans’ımın hangi evresiyim?..
25.03.2008Yağmurun gölgesi ve Eskişehir yalnızlığı; Batırır zemheri kılıcını, şiirlerimin göğsüne…Akla sığmaz içimdeki yaranın süre giden derinliğiVe tel tel savrulan saçlarının kırbaç et..
Hüzünkar bir leyal olurum, Ebedi akşamında gözlerinin.Ölüme bile hayal olurum, Her kalp atışında sözlerinin.....
Yağmurun sesine bulandı gece Ayak izlerini duyar gibiyim Hüzün ve piyanonun zehri kalbimde Sessiz bir gitar sonra, Buğulu sesin ardından… Gözyaşım üzer seni ..
Korkularınla gel bana; Evcil bir hayvan gibi sığınsın terim, avuçlarına Mucizeyse gerçekleşsin bu gece… Heloise’im, asi varlığım Sarıl yıldızlara ki, aydınlansın zam..
Bir sigara içimlik kadar bile görmek güzeldi gözlerini… Dehlizinin acısını ne kadar isterdim bir bilsen… Ufak kalbinin, ebedi derinliğine sarsaydın ruhumu, ah! Sana ait acıl..