​ Milliyet Blog: İnternet günlüğü, e-günlük, e-günce, Türkçe blog, weblog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

Seyir Defteri

Siz de Milliyet Blog hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi, yorum ve önerilerinizi paylaşın!

 
 
Doğa08.08.2008
 

Merhabalar; uzun zamandır göz atamadığım bu sayfaya baktığımda, orman yangını konusunun tartışıldığını gördüm ve birkaç satır yazmadan edemedim... Yangın uçaklarımızın sayısı karşılaştırılıyor çeşitli ülkelerle, acaba bir oman mühendisinin sorumlu olduğu alanın büyüklüğü karşılaştırılıyor mu? Yurt dışındaki bir orman mühendisinin sorumlu olduğu alanın, kaç katından sorumludur bizdeki orman mühendisleri. Ya da, mühendis ataması yapılmadığı için, boş kalan şefliklerden kaç tanesine daha, tek bir orman mühendisi vekalet ediyor, bu biliniyor mu? Daha önce de bir yorumumda yazmıştım, yangın söndürme işi, teknik bir iştir, makina ekipman sadece yardımcıdır. Üstelik de, yangında aslolan çıkarmamaktır, yoksa doğayla başa çıkmak kolay değildir. Yurt dışında da, yüksek derecede sıcak ve rüzgarlı hava şartlarında çıkan yangınların, günlerce hatta haftalarca sürdüğü yadsınmamalıdır. Her konudaki gönüllülük ise, bir kültür meselesidir, para ile pulla işi yoktur. Ülkemizde, evde atıl oturan insanları düşünürsek, ne çok enerjinin üretime katılmadan boşa gittiğini görebiliriz. Her konunun kendince derinliği vardır, hiçbirşey sadece göründüğü kadar değildir. O nedenle, her zaman kendi gözlerimle gördüğümün bile yarısına inanırım. Saygı ve selamlarımla.

Ümit Culduz 08.08.2008
 

Belediyelerden bağımsız olarak kurulacak "özerk" bir "İtfaiye teşkilatı", sadece yangınlarla değil, deprem başta olmak üzere tüm afetlere karşı yeniden yapılandırılabilir. Kızılay, Türk Hava Kurumu gibi(atıl durumda olan)"devlet kurumları" lağvedilerek mal varlıkları İtfaiye teşkilatına devredilebilir. Bu teşkilat için bir bütçe ayrılabilir. "Afet vergisi"getirilebilir. 3 aylık temel eğitimden geçmiş(ihtiyaç fazlası) er ve erbaşlar, bulundukları yörenin itfaiye teşkilatında 12 veya 16 ay "Sivil Savunma Neferi" olarak görev yapabilirler. Başarılı ve yetenekli olanlar teşkilat bünyesinde (isterlerse) çalışabilirler. Üs düzey yönetime ise "Emekli Asker ve sivil bürokratların" yerine gerekli eğitimlerden geçmiş "liyakatlı" uzmanlar getirilebilir. Malvarlıkları trilyonlarla ifade edilen Kızılay ve THK gibi devlet kurumlarının kaynakları "atıl" durumdadır. Bu kaynaklar değerlendirilirse istenilen sayıda yangın söndürme uçağı ve diğer gerekli donanımlar sağlanabilir. Hava Kuvvetlerinden "pilot" olarak mezun olan subaylar, belirli bir süre "itfaiye teşkilatında"(Örneğin 6 ay) görev yapabilirler. İŞİN ÖZÜNE GELİNCE... Bu tür bir yapılanma bazılarının çıkarına dokunur ama sonuçta ülkemiz yetkin bir "Afet Kurumuna" kavuşmuş olur. Saygılarımla. NOT: Teşekkürler Kerem OĞUZ.

Zeynep Gülay07.08.2008
 

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti' nin THK kurumuna ait 13 tane küçük yangın söndürme uçağı var. Sitelerinde böyle açıklamışlar. Tema' nın açıkladığına göre kiralıklarla 51 adet' i buluyormuş. Kira bedellerinide düşünürsek !!!!.... Bizim ülkemize oranla bizden daha küçük bir yüzölçümüne sahip ve bizden daha az nüfusu olan Yunanistan' da aynı sorunlarla boğuşuyor. Yunanistan da bile büyük, amfibik yangın söndürme uçak sayısı 12 adettir. Artık siz diğer küçük uçak ve helikopter sayısını bir zahmet düşünün. Demek oluyor ki ivedilikle uçak sayımızı yükseltmemiz gerekiyor. En son çıkan orman yangınında Kaş bölgemizin sarp kayalıklar ve dik alana sahip olması nedeniyle insan gücüyle değil, su kapasitesi yüksek uçaklarla daha çabuk söndürülebileceği gerçeğini hepimiz kamuoyundan izledik ve okuduk. Eğer bahsi geçen su dolum gücü fazla olan uçaklar ülkemizde var olsaydı belki bu kadar genişlikte ki hektar alan yanıp yok olmayacaktı. Orman Bakanı çıkıp bu yangın bir hafta belki daha fazla sürebilir demek zorunda kalmayacaktı. Orman Bakanı söz verdi. Yanan ormanlık alanların yine ormanlık alan olarak kalacağını ve bu ormanlık alanların kimseye rant kapısı olmayacağını söyledi. İnşallah bu sözlerinde dururlar. Halkımızda bu sözlerin tutulup tutulmadığının inşallah takipçisi olur. Takipçi olmak da biz Türk Halkına düşer. Yok sevindi, yok üzüldü tartışmaları yapılarak, gönüllü yangın söndürücüler olmalı mı acaba diyerek, konular saptırılıcağına, böyle konularda takipçi olmak ve bilgi edinmek daha mantıklı diye düşünüyorum. ..! Aldıkları yenilgi sonucunda büyük hazımsızlık yaşayarak ormanlarımızı yakan ve biz Türk Halkı' nı dolayısıyla orman köylüsünü derinden üzen, mal ve can kaybına neden olan, ülkemize zarar veren, binlerce şehit' in oluşmasına ülkemizi bölmeye parçalamaya çalışan PKK ' yı ve destekleyen dış güçleri kınıyorum. Aklın yolu birdir. Vatandaş, devlet iş birliği ile YANGIN SÖNDÜRME UÇAK sayısı ülkemiz menfaatleri açısından yükseltilmelidir.

Zeynep Gülay07.08.2008
 

Sevgili Harun Deniz; Orman köylüsünün büyük bir çoğunluğunun ormanlar yandığında sevindiği tezini ortaya atan sizsiniz. Bence bu mantığın kabul etmediği tezi ortaya attığnız gibi mantıklı açıklamasını yapmakda size düşer. Bu konuda madem çok bilgilisiniz, bari lütfedip açıklayında öğrenelim. Bilmediğimiz bir konu olduğunu, ayrıca boş konuştuğumuzu ifade ediyorsunuz; (ki biz zaten çok bilgili ve uzmanlık alanımız olduğunu iddia etmiyoruz) konu madem sizin uzmanlık alanınız içindeymiş, üstelik birde bu sektörden ekmek yemişsiniz sizin tarafınızdan açıklanması daha mantıklı olmaz mı? Bilir kişi olarak !!!... Ben araştırmak gibi bir zorunluluk içinde olduğumu düşünmüyorum. Ben bunu araştırsam da ormanların yanmasına, söndürülmesine çare olmaz. Gönüllü olarak değil, bu işin artık makina gücüyle su kapisetesi yüksek uçaklarla yaplabileceğine inanıyorum. Ben hayatım boyunca kesin çözümleri ilke edinmişimdir. Kesin çözümün ise bu orman yangınlarında ülkemizin yangın söndürme uçağı alımını hızlandırması, uçakların daha fazla adette olması gerektiğini savunuyorum. Benim uzmanlık alanım, insan psikolojisi; ben mantık çerçevesinde olayları düşünür tartar biçerim. Farazi bilgilere inanmayacak yaşı da çok dan geçtim. Dolayısıyla, üç beştane çapulcunun aptalca düşüncelerini birçok mağdur olan orman köylüsüne vicdanen yükleyemem. Bir konuda haklı olabilirsiniz, boşalan orman arazilerini satarak rant kapısını sağlamak amacı güden ve yandaşlarına otel, motel arazisi bağışlayan gelmiş geçmiş hükümetler, sevinebilir derseniz ben buna inanır gönülden desteklerim.Zira bunun örnekleri zaman zaman görülmüştür. Ama orman köylüsünün büyük bir çoğunluğunun sevinebileceğini kusura bakmayın mantığım almıyor. Zavallı orman köylüsü çıkan bu orman yangınlarında, evini, ahırını, hayvanının, tarlasında ki ekinini kaybediyorsa; işte o zaman böyle bir iftirayı atmak; bu hükümetlere mensup kişi ve kişilerin sevincini zavallı orman köylüsünün çoğunluğuna yüklemek büyük hakaret olur diye düşünüyorum.

Mustafa Tayfun07.08.2008
 

Konumuz orman yangınından uzaklaştı mı? Yoksa daha derinlere mi iniyoruz? Pek bilemiyorum ama yandığımız kesin. Buradaki konuşmalardan/yazışmalardan çıkan çok ilginç sonuçlar da bunu gösteriyor: Orman yangınlarına, orman köylüleri üzülmez. O zaman orman köylüleri orman söndürmede GÖNÜLSÜZDÜR. Bu yüzden GÖNÜLLÜ orman söndürme ekiplerine orman köylüleri alınmamalı. Orman yangınlarına en iyi teşhis yurtdışından gelir. Çünkü istatistikî rakamlar bir çırpıda verilebilir. Google bir araştırma merkezi değildir. Bir arama motorudur. Araştırma yapılırken motor kullanılmaz. Ses yapar. Orman yangınlarına üzülmeyen “orman köylüsü” olsun kaba bir ifadedir. Dik cevap yazarsan kazanırsın. Kazanmak cevap verilmemektir. GÖNÜLSÜZLÜK hesaplanabilir bir sayısaldır. KAZ DAĞLARINDA DA YANGIN BAŞLAMIŞTIR.

Ersin Kabaoglu07.08.2008
 

" Hoş yazıyoruz, boş yazıyoruz! "konusuna ben de daha genel bir açodan değinmek istiyorum;Dikkat edilirse yazarların pek çoğu kendi uzmanlık alanlarının dışında bilgi verip değinme ve önerilerde bulunmaya çalışıyorlar.Bu ise yazıya ve yorumlara - ele alınan konunun temel terminolojisinden tam olarak haberdar olma ve aynı şeyi algılama şüphesi ile,- yazının içeriğinin akademik bir metodolojiden yoksun olması nedeniyle birbiriyle ilişkisi şüpheli örneklerden sonuca varma isteğine yol açıyır.Oysa yaşam çok karmaşık, onu bir iki örnekten hareketle çözmeye ve yorumlamaya çalışmak beynin bize kurduğu bir tuzak (inanç) gibi. Aslında, ciddi yetersizliklerden daha çok, ya yaşamın o çok katmanlı ve sürekli devinen kaosundan ve bilin(e)mezliğinden geçici olarak da olsa kurtulma ya da diğer" içsel nedenlerle " bu yapılıyor, bu tuzağa düşülüyor.Bir de bu tuzağın kişiye tatlı salınan bir hamak gibi " günü birlik bir rahatlama " sağladığı kesin! Ben de bu tuzağa gönüllü olarak düşüyor ve bu söylediğimi kendi açımdan da bir öz eleştiriye dönüştürüyorum!

Eşit Ağırlık07.08.2008
 

Sayın Zeynep Kibaroğlu, benim çevrem hep orman mühendisleri, orman memurları, orman işçilerinden oluşur. Ben de zamanında orman sektöründen ekmek yedim. İnsanların ormanlar yandığında niye üzülmediklerini araştırmak size düşer.

Zeynep Gülay07.08.2008
 

Sevgili Harun Deniz, çok haklısınız BOŞ yazılar yazanları görünce bende doğrusu aynen sizin gibi irkiliyorum.Hangi mantıkla ve hangi bilgiler doğrultusunda bu işleri bilirmiş gibi ahkam keserler o da ayrıca düşünülmesi gereken bir konudur.Bu arada yazdığınız yorum da dikkatimi çeken ve benim takılmama neden olan bir cümle var.Size belirtmeden geçemiyeceğim."Orman köylüsü çok büyük paralar kazanıyor ve milyonları doyuruyor" diyorsunuz. Doğru da olabilir, yanlış da olabilir,ben bu konuda ahkam kesecek bilgilere haiz değilim.Farazi konuşmak istemem. Zira yanlış olur. O yüzden ne tasdik' leye bilirim ne de onay' laya bilirim. Madem büyük paralar kazanıyor, madem bu büyük paralar doğrultusunda milyonları doyuruyor.Peki o zaman söylermisiniz? İnsanoğlu ekmek teknesi olarak gördüğü şeyi kaybettiğinde nasıl üzülmez? Hangi mantıkla ve hangi düşünceyle bu mümkün olabilir. Ben şahsen kendi adıma var olan küçücük şirketimin başına bir iş gelse çok üzülürüm. Zira bu işyeri benim ve ailemin geçim yükünü karşılamaktadır. Dolayısıyla küçük bir oranda olsa bu şirketin kapanması bir çok kişiyi etkiler.Topluca üzülürüz. Eh durum böyle olunca bahsi geçen orman köylüsünün çok azı' nın üzülmesi gerçeği bana biraz garip ve bir o kadar da mantıksız geldi.Milyonların doyduğu bu orman ortadan kalkınca bu insanlar nerelere başvuracaklar? Yeni ekmek kapısı temini için ne yapacaklar? Bir ağaç fidesinin çok uzun yıllarda yetiştiğini var sayarsak bu insanlar yıllarca büyük bir bekleyişe mi girecekler? Üzülmemek gibi bir mantığa büründüklerinde ben onların çok salak ve bir o kadarda aptal olduğuna kanaat getirebilirim.Yangın çıktığında oldukça geniş alanın yanıp kül olması, hepsini perişan eder.Bırakın üzülmeyi bence TAMAMI kahrından ölür.Canla başla o ormanın ayakta kalması için mücadele verirler gibi geliyor bana. Kahvede taş çekip umursamamak demek akşam olunca evine ekmek götürememek demektir. Hazır paraya dağ dayanmaz. Bu insanlar acaba bu kadar mı sorumsuz ya da bu kadar mı aptallar?

Eşit Ağırlık06.08.2008
 

Hoş yazıyoruz boş yazıyoruz. Ülkemizde kaç tane orman köyünün olduğunu biliyor musunuz? Orman köyü demek yakındaki ormanın her türlü kesim işi, temizlik işi, dikim işinin öncelikli olarak o köy insanına verileceği demek. Orman köylüleri toplanıp kooperatif kurarlar ve kesim, dikim işlerini alırlar. Aç ayı oynamaz hikayesi değil basbayağı ülke şartlarında güzel paralar alırlar. Sadece bu kadar değil kesilen ağaçların nakliyesi var. Kamyon sahipleri de güzel paralar kazanırlar. Yükleme boşaltma işlemlerinde yevmiyeli çalışanlar akşam evlerine dolu giderler. Orman sektöründen milyonlar doyar bu ülkede. Oysa yangın çıktığında çok azı üzülür. Geri kalanı kahvede taş çekmeye devam eder.

Arif ÖĞÜTÇÜ06.08.2008
 

Ailemizden, iki kişinin bir Cem Yılmaz ya da Sezen Aksu konserine gittiğini farzederek, bilet parası tutarını yangın uçağı alımı için THK na bağış yapsakmı diyorum.Saygılarımla...