- Kategori
- Tenis
A.B.D Açık'ın yeni kralı Djokoviç'in önlenemez yükselişi

Zaman nasıl da geçiyor?. Bir A.B.D Açık turnuvası daha geldi geçti ve bu kez kazanan, geçen yıl finalde yenildiği İspanyol Rafael Nadal’dan rövaşı alan Sırp Novak Djokoviç oldu.
Günlük hayatta artık yarın ne olacağını kestiremezken, olaylar, dengeler jet hızıyla değişirken, sporda, üstelik içinde pek de fazla olmadığınız bir spor dalında neler olabileceğini anlamak için biraz dikkatli ve ısrarlı izlemek yeterli.
Geçen yıl A.B.D Açık Tenis turnuvasının ardından bu sayfalarda yazdığım ‘’ Nadal fırtınası bu kez Amerika’da idi’’ başlıklı yazıda önce, taraftarı olduğum Nadal’ın neden kazandığını, sonra aslında bu finalin ‘’Nadal-Federer finali olması gerektiğini çünkü yarı finalde Djokoviç’e karşı tam 3 kez maç sayısı atan Federer’in kazandığı maçı verdiğini ama Federer açısından tam bir dram olan bu maçta skoru oralardan çeviren Djokoviç’in de önümüzdeki senelerde Nadal’ı en çok zorlayan isim olacağını anlamamak için kör olmak lazım’’ diye yazmışım ki, daha ilk A.B.D Açık’ta Djokoviç bunu gerçekleştirip, hem şampiyonluğu kazandı, hem de sıoralamadıki 1. liğini korudu.
Geçen yılki final 3 saat 43 dakika sürmüştü. Bu son maçın süresi ise tam 4 saat 10 dakika. Maçın ne kadar zor ve çekişmeli olduğu daha maç süresinden belli. Nadal , inatçı kişiliği ile kolay pes eden biri sporcu değil fakat bu yıl onda bir tuhaflık var. Turnuva öncesi yaptığı basın toplantısında ayağına kramp girmesi bu nedenle apar topa o mekandan çıkarılması biraz garip gelmiş ve spor medyasında alaylı esprilere neden olmuştu.
Novak Djokoviç göstere göstere geldi ve Dünyada bir sezonda 3 Grand Slam kazanan 6 oyuncu arasına girdi ki bu 6 sporcu arasında Nadal ve Federer de var.
Geçen sezonun finalinin ardından Djokoviç için şöyle demişiz :
‘’Djokoviç, neredeyse kaleci gibi plonjon yapıyor ve etkili servisler atabiliyor, topu santimlik alanlara gönderebiliyor’’
Teniste bir stil devrimi yaşanıyor sanki. Artık başarılı olmak için sadece vuruş tekniği yetersiz kalıyor. Bir 100 metreci kadar hızlı, alan savunması yapan bir basketçi kadar sahaya hakim, bir kaleci kadar çevik, blog yapan bir voleybolcu kadar zıplama timeing’ine sahip olmanız gerekiyor. Ayrıca yaşınızın da 30 geçmemiş olması gerekiyor. Aslında her 2 tenisçi de bunlara sahip fizik olarak Djokoviç biraz daha diri.
Maçın istatistikleri aslında maçın sonucu da veriyor. Djokoviç daha az çift hata yapmış, servisten daha çok sayı kazanmış, daha çok servis kırmış, file önüne daha çok çıkıp, daha çok sayı almış ve sonuçta hak ettiği bir maçı kazanmış, geçen yılın rövanşını almış.
Djokoviç 24, Nadal 25 yaşında. Öyle gözüküyor ki, daha 4-5 yıl bu 2 tenisçi A.B.D de ve diğer Grand Slam finallerinde sık sık karşı karşıya gelecekler… Araya girecek bir 3. yok gibi.
Zirvedeki Nadal’ı Djokoviç indirdi, Djokoviç’i de Nadal’ın indirip tekrar 1 numaraya çıkması da şaşırtmalı. Nadal’ın kolay pes , mağlubiyeti kabullenemeyen inatçı, isyancı sporcu kişiliği bunu gösteriyor.
Bir dahaki A.B.D Açık turnuvasının finalinin bu 2 sporcu arasında geçeceği şimdiden belli ama bu kez kim kazanır bunu söylemek kolay değil. Federer olamayacağı ise kesin.