- Kategori
- Haber
Aaaa!... Ne ayıp etmişler!

Milliyet.com.tr
"Cumhurbaşkanı Gül'ün verdiği eşli Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu, tokalaşma krizine sahne oldu. Konuklar arasında bulunan Vakit gazetesi Ankara Temsilcisi Serdar Arseven ve türbanlı eşi, Gül çiftinin ellerini havada bıraktı.” (Kaynak: Milliyet)
İran, Suudi Arabistan gibi ülkelerin rejimlerini benimseyen beyinler elbette hepten karışmıştır “Cumhuriyet Resepsiyonuna” katıldığında, davet edilmenin şaşkınlığında!
Tahminen şöyle düşünmüşlerdir: Hah, gazamız mübarek oldu en sonunda!
O güven ile göğüsleri kabararak katılmışlardır davete, renkleri, duruşları bellidir, davet edenlerde elbette ki bunun da bilincindedir diyerekten!
Cumhurbaşkanı da olsa, bir Müslüman erkek, akıllarına bile gelmemiştir, el uzatabilir namahreme!
Hiç kimse kusura bakmasın, Cumhurbaşkanı da olsa, şöyle bir soru geçiyor kafamdan: Cumhuriyet Resepsiyonunda o kişilerin ne işi var? Ve Cumhuriyet Resepsiyonunda olunmasaydı, başka bir ortamda bir araya gelselerdi eller yine uzatılır mıydı namahreme tokalaşma amacıyla?
……..
Yıllar önceydi, on iki yaşımdaydım sanırım, rahmetli Şehit Pilot dayımın pilot arkadaşlarından birinin ailesiyle görüşülürdü ailecek, namazında niyazında bir adamdı.
Güzel bir kızları vardı, Hale Abla, nikahına gitmiştik, eşi abi de pilottu ve üniformasıyla damat olmuştu.
Gelinlerin ellerindeki dantelli eldivenleri bilirim, ama erkekte ilk defa kalın, beyaz bir eldiven görmüştüm!
Hale ablanın eldivenleri de dantelli değildi üstelik!
Annemle teyzem evde konuşurlarken duymuştum: Namahreme el değmesin diye takmış o eldivenleri damat ve Hale ablanınkiler de o yüzden dantel değilmiş!
Hale ablanın bir de küçük bir erkek kardeşi vardı, Numan!
Nikah sonrası sanıyorum bir yıla yakın bir zaman geçmişti ilk kez evlerine gidişte, rahmetli anneannem pek severdi, hani nerede paşa oğlum Numan diye soruyor, gelir birazdan diyerek ev halkı tedirgince geçiştiriyor.
Anne sesleniyor, baba çağırıyor ve Numan en sonunda teşrif ediyor… On bir yaşlarında pembe yanaklı bir oğlan Numan, anneannem diyor ki her zamanki haliyle, gel bak sakızlı teyzen geldi, gel bir öpeyim seni!
Numan tedirgin, gülümsemeye çalışıyor, hoş geldiniz diyor ama ne anneanneme, ne anneme, teyzeme ve hatta bizlere de yaklaşmadan içeriye gerisingeri gidiyor!
Anne ve baba birbirlerine bakıyorlar, baba açıklama yapma gereği duyuyor, bizim damat vasıtasıyla kendini dine verdi de… Vazgeçiremiyorum, dinlemiyor ne desem de…
………
Bir de, madem anılardan açıldı, bir uzak akrabamızın bir akrabası var, adam profesör, yalanım olmasın, fizik profesörü mü ne, Cicianne deriz akrabamıza, ciciannenin kız kardeşinin kocası! Sanıyorum Bursa’da oturuyorlardı o vakitler.
Kız kardeşinin evine gittiğinde cicianne, haremlik selamlık oturduklarını anlatmıştı, onca yol gidilip, eniştesiyle bir kez dahi yüz yüze gelmediğini…
Acıdığını anlatmıştı kız kardeşinin haline, çünkü erkek yeğenlerini de görememişti cicianne!
……….
Bunları ben biliyorsam, Abdullah Gül’ün de bilmesi gerekir diye düşünüyorum ve o yüzden soruyorum: Cumhuriyet Resepsiyonunda ne işleri var ve başka bir ortam söz konusu olsa Gül ailesi Arseven ailesi ile tokalaşmayı düşünür müydü?
……….
Bu arada, denk geldikçe söylerim, el sıkışmak önemlidir! Kadın ya da erkek, elimi ucundan tutarak laf olsun diye tokalaşan insanlara güvenmem! Genç erkeklerse bunu yapan, kim bilir, rahatsızlık veririm düşüncesindedir diye uyarırım.
Tokalaşmak amacıyla elin ele teması düşünceleri anlatır, bana göre! Sıkı sıkı tutarak tokalaşmak art niyetsizliği, samimiyeti gösterir, dürüstlüğün, özgüvenin simgesidir!
Gülgün Karaoğlu
Kasım,02/08