- Kategori
- Siyaset
ABD’nin has adamı Barzani Diyarbakır’da

M. Barzani ile G. W. Bush Beyaz Saray'da 25.10.2005
Basından öğrendiğimize göre Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, bugün (21) yıl sonra yeniden Diyarbakır'a gelmiş. Barzani ile birlikte yola çıkan sanatçı Şivan Perver, Diyarbakır'da yer yar 'Biji Kürdistan' (Yaşasın Kürdistan) sloganları’ da atan kalabalık bir konvoy eşliğinde kente girmiş.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki’nin Barzani'nin ziyaretiyle ilgili olarak, ‘Türkiye ve Irak'ın son dönemdeki karşılıklı ziyaretler de dahil olmak üzere ilişkilerini geliştirme yolunda gösterdikleri son çabalarından memnuniyet duyduklarını’ belirttiğine göre Ortadoğu’daki bütün çatışmalar ile uzlaşmaların arkasında yine ABD vardır.
M. Barzani kimdir?
İran’da bulunan Mahabat kentinde 1946 doğumlu Mesut Barzani IRAK'ı paramparça eden G. W. Bush'a göre 'özgürlük savaşçısı' bir aşiret reisidir.
Başta ABD olmak üzere Batı'nın Ortadoğu’da yıllarca deneyerek yetiştirdiği en has adamlarından biridir. Çünkü K. Irak’ın bulunduğu konumu bakımından Güney Türkiye ile Kuzey Suriye’nin M. Barzani’nin düşlerinde yer al(dırtıl)an ‘Büyük Kürdistan’ İsrail ile Yunanistan dahil Batı’nın petrol, doğal gaz ve çeşitli madenler bakımından iştihasını kabartmaya başlamıştır.
‘Molla Mustafa Barzani'nin bölgede bağımsız Kürt devleti kurma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı ve İran ordusunun bölgeye giriş yapmasıyla Molla Mustafa Barzani SSCB'ye, küçük yaşlarda olan oğlu Mesut Barzani ise Irak'a gitmek zorunda kalmıştır. Ocak 1946'daSovyetler Birliği'nin desteğiyle kurulan ve Sovyetler Birliği'nin çekilişiyle aynı yıl içinde yıkılan, Birleşmiş Milletler tarafından tanınmamış Kürt devleti’ ilgili anlaşmalara bağlı kalınmadığı için Mayıs 1947’de İran Ordusunca ortadan kaldırılır. Babası Molla Mustafa Barzani'nin bölgede bağımsız Kürt devleti kurma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı ve İran ordusunun bölgeye giriş yapmasıyla Molla Mustafa Barzani SSCB'ye, küçük yaşlarda olan oğlu Mesut Barzani ise Irak'a gitmek zorunda kalmıştır. 1970'lerin ilk yıllarında Molla Mesut Barzani, babası ve kardeşi İdris Barzani ile birlikte Kürtlerin siyasi ve askeri meseleleri üzerine çalışmaya başladılar. Ancak 1975 sonunda babasının ABD'ye iltica etmesinin ardından yine kardeşi İdris ile birlikte Kürdistan Demokratik Partisi'ne başkanlık etmeye başladı.
1992 yılının Mayıs ayında batılı güçler denetiminde Kuzey Irak'ta yapılan seçimlerde Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesut Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani bölgesel liderler olarak seçilmişlerdir. Ancak 1994 yılında KDP-KYB koalisyonu arasında çıkan anlaşmazlıklardan dolayı iki parti arasında çatışma (Kuzey Irak İç Savaşı) başlamıştır.’ ( Alıntıdır)
Kuzey Irak'taki Kürdistan Yurtseverler Birliği(KYB)'nin lideri 1933 doğumlu Celal Talabani ile M. Barzani kendi aralarında olduğu kadar yakınlarındaki aşiretlere ve bazen barışık olsalar da Saddam Hüseyin'e karşı yaklaşık otuz yıl 'silahlı mücadele' vererek ABD'nin2003’teki Irak İşgali ile birlikte bugünkü makamlarına gelebilmişlerdir.
Eğer 'tarihin tekerrürü' durdurulamaz ise önce içinden ve sonra da Moğollar tarafından Beylikler ve Atabeklikler türü parçalara ayrılan Selçuklular gibi çağımızda önce Irak sonra Suriye ve çok yakında da Türkiye benzeri bir parçalanma tasarımı neden olmasın, değil mi?
İşte bu süreçte ABD'nin Saddam'ı devirmesindeki en güçlü dayanaklarından M. Barzani’nin Diyarbakır'da karşılanılması enine boyuna çok tartışılması gereken bir içerik taşımaktadır.
Bu gidişle çok yakında Diyarbakır'ın Altın Anahtarı da kendisine verilebilir diyebiliriz.
Türkiye için 'Kürt Federe Devleti ' oluşumu bir tehdit değil midir?
K. Irak Bölgesel Yönetimi Bşk. M. Barzani'nin bugünkü Diyarbakır çıkartması için adı bende saklı iktisatçı genç bir yazar diyor ki:
‘Koskoca Türkiye'nin bölgedeki tek müttefikinin Barzani olması bir dış politika kepazeliğidir… AKP, sonunu hazırlarken Türkiye'nin de canına okuyor…’
AKP’nin gözünde yıllardan beri M. Barzani ile diğer kimi yeni yetme yöneticilerin baş tacı olunması Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü tehdit eden Amerikancı siyasetin yüz karasıdır bence.
ABD'nin 2005'te yazarak yürürlüğe koydurttuğu Irak Anayasası ile üçe bölünen eski vatan toprağımız ve başta SAMARRA kentimiz olmak üzere bin yıllık Türk Anıt eserleri ile dolu IRAK bugün ne yazık ki ABD'nin böl ve yönet siyasetinin bir enkazıdır.
Yaklaşık yüz yıl öncesine gidecek olursak öncelikle İngiltere’nin Ortadoğu’daki Osmanlı egemenliğini kaldırmak için yerli işbirlikçiler ile ne kadar yoğun bir çalışma içerisinde bulunduğunu görürüz. Amaç Osmanlı’nın kurduğu Türk İslam Birliğinin uzantıları olarak bölgedeki dayanışmayı ortadan kaldırarak kendisine uydu birkaç devletçikle bölgenin petrol kaynaklarını sömürmektir.
Son gelişmeler bağlamında düşünecek olursak 1916'da İngilizlerle savaşırken Kut'ül Ammare'de şehit düşen Türk ve Arap kardeşlerimizin torunlarının yüzüne Yeni Osmanlıcı olarak yaftalanan Amerikancılar kim bilir hangi suratla bakıyorlardır yılışık yılışık.
2010 yılı başındaki Erbil Anlaşması ile Türkiye, Irak, Suriye ve İran'da Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı toprakların türlü desiseler ve gizli örgütler kurarak bir an önce koparılarak 'Kürt Federe Devleti' gibi çok yönlü bir oluşuma doğru yelken açıldığını kim bilmiyor? Hiç kimse bilmese bile eğer olay saklanmadı ise Başbakan Erdoğan da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de Erbil Anlaşması'nın nelere gebe olduğunu sanırım çok iyi bilmektedirler.
AKP’nin iç siyaseti de çökmüştür
Öte yandan K. Suriye'nin PKK ile Barzani güdümündeki ayrılıkçı ve hayali haritacı bir avuç teröristin egemenliğine bırakılması ve en az iki milyon Arap'ın göçmen durumuna düşürülmesinin de müsebbibi terör örgütleri ile bölücülük akımlarına ivme kazandırarak İslamsız Dünya kurmak isteyen ABD'nin dümen suyundaki sözde siyasetçilerin kapalı kapılar adında kotardıkları işler değil midir?
Görülen o ki AKP'nin kendinden menkul iç ve dış siyaset açılımları iflas etmiş olduğundan İmralı-Kandil-Oslo-Erbil ve Diyarbakır beşgeninde batağa saplanarak yola devam etmektedir. Bu gelişmeler sırasında anlaşılmıştır ki M. Barzani gibi PKK-BDP-KCK gibi oluşumlar gizli ya da açık bir biçimde Birlşik Kürdistan için çok yönlü bir çalışma içerisindedirler.
Bana göre Batı’nın dayatmakta olduğu İnsan Hakları ile Demokrasi yanında ‘Milli Birlik ve Kardeşlik’ gibi bir öze dayanabileceğini sandığım ancak bu konuda İmralı-Oslo-Kandil ve Erbil hattındaki siyasete teslim olduğu anlaşılan AKP’nin bütüncül iç siyaseti geniş toplumun yoğun bir propaganda ile Batı’nın yıllardan beri dayattığı olduğu ‘bölünerek parçalanma’ düşüncesine de yol açarak çökmüştür. (Ankara 16.11.2013 15:22)