- Kategori
- Futbol
Abdullah Avcı'nın Selçuk İnan'ı oynatmaması Mezhepsel mi?

Bu günlerde her türlü gerçek sanal ortamda kendisine yer buluyor.
Ulusal medyanın büyük bölümü halktan gerçekleri saklarken, sanal ortamda saklı gizli yok…
Kimse sanal ortamdaki gerçeklere bağırıp çağırmıyor, gerçekleri saptırmıyor, herkes içinden geldiği gibi hakaret etmeden, dobra dobra gerçekleri herkese haykırıyor.
Bu sebeplerle ben sanal ortamı seviyorum ve sanal âlemde dolaşmak son dönemdeki en büyük zevklerimden birisi.
Sanal ortamda bir dedikodu duyup, araştırmaya başladım.
Sanal ortamda hızla yayılan bu dedikodu, Selçuk İnan’ın mezhepsel olarak milli takımda oynatılmadığıydı.
Abdullah Avcı’nın Selçuk İnan’ı mezhepsel nedenden dolayı oynatmadığı bazı gerçeklerle gündeme getiriliyordu.
Hele hele Hollanda maçındaki kadroyu görüp, ortaya konulan oyunu seyrettikten sonra bu sanal ortam dedikodusunun aslında gerçeği yansıttığını anladım.
Estonya maçında Selçuk İnan yine ilk 11 de oynamayınca sanal ortam söylentileri iyice arttı.
Bu dedikoduları(!) kim kaleme alacak diye bakarken, Fatih Altaylı konuyu köşesine taşıdı.
İşte sanal ortamda tartışılan ve Fatih Altaylı’nın köşesine taşıdığı o iddia:
Abdullah Avcı'nın Selçuk İnan'ı Milli Takım'da oynatmamasıyla ilgili çeşitli bloglarda ve sosyal medyada yürümekte olan tartışma ve iddialar hiç de yenilir yutulur cinsten değil.
Buralarda yazılanlara göre Abdullah Avcı'nın Selçuk'u Milli Takım 11'inde oynatmamasının nedeni "mezhepsel".
Herkesi şoke eden gerçek: Selçuk İnan'ın Hataylı bir "Nusayri" olması!
Ne var bunda diyeniniz olabilir.
Elbette bir şey yok.
Ancak belli zihniyette olanlar bunu bile kullanıyorlar. İşte onlardan birisi de Abdullah Avcı…
Zaten Abdullah Avcı’nın geçmişini bilenler, kendisine bizzat biat istediğini, o gelenekten geldiğini bilir. Selçuk İnan biat etmemiş olabilir!
İsterseniz kısaca Nusayrilik nedir ona bakalım.
Suriye'nin Lazkiye, Baniyas ve Tartus illeriyle Türkiye'nin Hatay, Adana ve Mersin illerinde yaşayan; İsmaillilik, Dürzilik, Hıristiyanlık ile birlikte Suriye'deki mevcut diğer yerel inanışların İslamiyet'in Şiilik Mezhebinin çatısı altında harmanlanması neticesinde ortaya çıkmış olan bir dini inanç topluluğudur.
Adını On Birinci İmâm Hasan Elaskeri'nin öğrencisi Abu Şu'ayb Muhammed ibn Nusayr'dan alan, Caferriye Şiiliği ile Anadolu Aleviliğinden inanç yönüden ayrılarak, İsmailiye, Dürzilik, Hıristiyanlık ve Suriye'deki diğer inançları da içeren ve Kitâb el-Mecmû adındaki duâ kitabını dînî eğitimlerinin ana kaynağı olarak kabul eden Ehl-i Beyt inancıdır.
Yani sözün özü, Nusayrilik Aleviliğin bir koludur...