​ Ablanız evlendi mi hiç? / Aile / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '07

 
Kategori
Aile
 

Ablanız evlendi mi hiç?

Ablanız evlendi mi hiç?
 

Hiç evlenip de giden bir ablanız oldu mu? Sizi yarım bıraktığını düşündüğünüz için eniştenize kızdınız mı hiç? Ablanızı kıskandınız mı?

Durmadan itişip duran iki kardeş. Ya odayı paylaşamaz, ya da alınan yeni bir elbiseyi, ya da alınan laptop sorun olur. Hiç bitmez kavgaların ardından bir gün heyecanla, eve gelip de birden bire size bir sevgilisi olduğunu söyler. Önce şaşırırsınız, ve aman yine mi be abla bu kaçıncı dersiniz... İnanmak istemezsiniz. Ama karşınıza dikilen bu asi kişi gelin olma hazırlıkları yapmanın tam da zamanının geldiğini söyleyerek bir kere daha şaşırtır sizi. Evet genç bir kız olmuştur ve evlenecek yaşa da gelmiştir artık. Ciddi bir ilişkinin ardından ilk heyecanını sizinle paylaşır. Sonraki ilerleyen zamanlarında size hep bahseder durur sevgilisinden. Ve bir gün iş ciddiye biner. Gelir ve babanıza açılır, babanız da onay verince başlar düğün hazırlıkları. Bir telaş ki sorma gitsin.

Ve bir gün bir beyaz elbise içinde görürsünüz onu. Yanında da güzel bir takım içinde damat durmaktadır. O an yerle bir olur düşünceleriniz. Damat'ın suçu yokken, sırf en çok sevdiğiniz kişiyi elinizden aldı diye kötü bakışlar fırlatırsınız, asi olma görevini üstlenirsiniz.

Önce o en mutlu günün ilk saatlerinde, ablanızı uyandırma şerefine nail olursunuz. Sessizce gidersiniz odasına, öyle güzel uyuyordur ki kıyamazsınız. İlk defa o anda yaşarsınız, sonraki günlerin hezimetini. O artık uyuduğu odasında olmayacaktır, hatta o oda artık sizin olacaktır. Ama her nedense buna sevinmek yerine durmadan küfürler yağdırırsınız içinizden. Sonra saçlarına uzanırsınız, okşamanız o kadar içten olur ki. Sonrasında küçük bir buse kondurursunuz yanağına. Ve artık uyanma vakti gelmiştir. Sevinç ve heyecan aynı anda yaşanan iki zelzeledir bedeninde. Sizden güç almak ister gibi, sarılmak ister size. Oysa siz kaçmayı ve kaçamak olarak oh senden kurtuluyorum artık der çıkarsınız odasından. Sarılmasına müsade etmezsiniz çünkü bilirsiniz ki sarılınca gözyaşlarınızı tutamayacaksınızdır. O artık son gün misafiridir evinizde. Nazlıdır da biraz. Mutlu bir şekilde kahvaltı etmesini izlerken, gözleriniz dolar ama ağlayamazsınız.

Saatler ilerler ve o ana gelinir işte. Bir salonda dans müziği çalmaktadır ve and içmek için her ikisi de yerlerine oturmaktadırlar. Salon tıka basa doludur. Ablanızın arkadaş çevresi, sizin arkadaşlarınız, aile dostunuz ve daha sayılması gereken bir sürü misafir de kendilerine ayrılmış olan koltuklarda oturmaktadırlar. Siz en öndesinizdir. Gözleriniz hafif buğulu bakmaktasınızdır onlara. Ablanızla tam evet diyeceği anda göz göze gelirsiniz. Hayır dersiniz içinizden, ne olur hayır de ve sarılıp evimize gidelim; en güzel şeyler de senin olsun, odan da senin olsun ama yeter ki sen hayır de diye bağırır gözleriniz. Ablanız hafif gülümser size, ve evet der. Bir alkış, bir kıyamet kopmaktadır salonda.

Sonrasında eve gelinir, artık ablanız yoktur yanınızda. Siz duramazsınız evde, çıkarsınız dışarı. Onsuz o ev, dar gelir size. Onun mutluluğunu düşünüp bir gülümser bir ağlarsınız sokaklarda.

Hiç yaşadınız mı? Hiç evlendirdiniz mi ablanızı? Kavga ettiğiniz o günler için hayıflanıp da sadece yanınızda görmek istediğinizi algılayabildiniz mi?

 
Toplam blog
: 74
: 546
Kayıt tarihi
: 21.04.07
 
 

1980 doğumluyum. Kamu Yön. Bölümünde okumaktayım.. Kelimelerle oynamak en büyük zevkimdir. Kelimele..