- Kategori
- Magazin
Abudik gubidik magazin

Entel Dede, dokuzncu eşinden boşandı.Yeni hatun avında.
“Elalemin derdi, bizi gerdi.”
“Zenginin parası, züğürdün çenesini yorarmış.”
Güzel Türkçemizde, bunlar gibi birçok güzel söz vardır.
Gazetelerin magazin eklerine bir göz atın, gereksiz incir çekirdeğini doldurmayan ne kadar çok haber var.
Hepsi, eften püften magazin haberleri.
Hepsi de, bizim derdimiz sanki. Basın sanatçı geçinenlerin peşinde. Bizi bu boş işler geriyor. Ajda bizi geriyor. Bazılarının parası da çenemizi yoruyor. Magazin içinde yer alan, her şey bizim hayatımız oluyor. Ağzımız açık izliyoruz.
Demek ki, bu haberleri okuyanlar var.
Arz talep meselesi.
Bir sanat dergisini, belirli bir tirajın üstünde satamazsınız. Kitap satışları istenildiği gibi değildir. Şiir üvey evlattır, benim ülkemde. Ülkemin nüfusuyla orantısız bir gazete satışı vardır. Ülkemizde, en popüler gazetenin günlük satışı bir milyonu geçmez.
Çelişkiye bakın ki.
Doğru ve seviyeli, okunacak gazeteler gerekli ilgiyi görmüyor.
“Etli butlu ve de memeli gazeteler” artık köy kahvelerinde cirit atıyor. Hem de üç beş tane birden.
Yaşı yetmişi geçmiş köylü dayım, gazetedeki cıbıldaklara bakıp bakıp, ”Breh breh “ çekiyor.
Birde arkadaşına gösterip;
“Ule Hakkı, bak bakim nasıl, güreşebilcin mi bununla?” diye dalga geçiyor.
Yarı felçli Hakkı Dayı;
“Ule Hasan senin .... Gonuşma” diye horozlanıyor. Olay çıkacakta. Hakkı Dayı, yerinden kalkamıyor.
Sanatla ilgili hiçbir haber yok, boya küpünden çıkmış gazetelerde.
Etkinlik haberleri yok.
Yok yok.
Hep belden aşağı çalışıyor beyinler.
Sinema salonları boş.
Tiyatrolar boş.
Seyircinin gittiği, filmlerde belli.
“İdil Biret” konserlerine saldırılıyorlar. ”Fazıl Say, ” saldırılardan sansürden nasibini alıyor.
Bazı sanatlarında, sınırları daralmış.
“Çocuklar ve gençler” kendilerine ne verilirse onu alıyorlar.
Sanat yerlerde.
Hayatımız, ”abudik gubidik” magazin.
Alın elinize bir, ”Yaşam Gazetesi.” (Nasıl bir yaşam gazetesiyse) Bakıverin şöyle haberlere.
Köfte üstü mantı yedi.
Sibel Can, diyet bozdu. Son albümü öncesi diyete girerek sekiz kilo veren sanatçı, “önce köfte yedi, üstüne de koca bir tabak mantı.”
Bana ne Sibel Can’ın yediği köfteden, mantıdan.
Acaba, Tekirdağ köftesi mi, yoksa İnegöl köftesi mi yedi?
Mantı, Kayseri mantısı mıydı?
Derdimize bakın.
“Latife” Değil Gerçek.”
Hayatında hiç yemek yapmayan İbrahim Kutluay ile, mutfağa girmeyi hiç sevmeyen Demet Şener restoran açtı.
Demek ki, hiç evde yemek yememişler. Ya da evde aşçıları var. Zenginlik bu.
Bu gariplerin derdi, kimi geriyor?
Bizi.
Biz garibanları.
İbretlik bir haber. İbrahim’e üzüldüm. Yemek yapmasını bilmeyen birisi ile evlenmiş.
Ah! Garibim benim.
Gel sana, sahanda yumurta pişireyim.
“2, 5 Yıl Boyunca Seks yaptım.”
Kuşum Aydın’ın açıklamaları şaşkınlık yarattı. Ortalarda gözükmeyen Aydın, başka bir ülkede durmadan seks yapmış. Kimse Aydın kadar kız götürmemiş.
Böylece, Aydın kendini ispatlamış oluyor. Toplumdaki bilgi eksikliği de tamamlanmış oluyor.
Aydın Abim benim, helal olsun sana. Gururumuzsun.
Tabii, Aysun’u öpen Fatihe’de helal olsun.
Öğrendik ya. Artık geceleri rahat uyuruz.
“Sezen uyudu ben oğluna baktım.”
Ali Poyrazoğlu, tiyatro çalışmalarını evinde de sürdürmüş. Sezen beste yaparken, Sezen’in oğluna bakmış. Mama yedirmiş, Altını temizlemiş. Ne büyük iş.
“Danidani dasdana.
Danalar girmiş bostana.”
Bu sanat aşkına şapka çıkarılır.
Ali Poyrazoğlu’na en büyük tiyatro ödülü verilmeli.
Muhsin Ertuğrul, hayatta olsaydı. Duygulanıp ağlardı.
“Serserilik Bitti Artık.”
Bir dönem hareketli gece hayatıyla gündemden düşmeyen oyuncu Tolga Karel, artık durulmuş.
Artık limonlu çay içiyormuş.
Vah garibim! Gece hayatını bitirmiş. İçmiyormuş. Vücudunun değerini geç anlamış. Spora başlamış.
Zaten spora boks ile başlamıştı.
İlk antrenörü de, ”Vatandaş Bekir’di.”
Bana ne senin içtiğinden kardeşim. Ne içersen iç.
“Duştan Çıkan Erkek.”
Duştan çıkan erkek çok seksi olurmuş. Demet Akalın sayesinde erkekler kendilerini tekrar keşfettiler.
Demet, tecrübesini konuşturuyor.
Neler neler anlatıyor. Topluma yön veriyor.
Birde, Deniz Akkaya’nın bebeği nerede? Meselesi var.
Herkesin bebeğinin nerede olduğu belli. Deniz’in ki nerede belli değil.
Büyük mesele.
Ülke sorunu.
Öğrenmemiz lazım.
Demet Akalın’a sorulan bir soru:
En son ne zaman tükürdünüz?
Dün gece sevgilimin yüzüne. Ama şakadan.
Bende sorayım.
Hangisinin yüzüne? Ama şakadan.
Ankara’da birileri sanatın içine tükürmüştü bir zamanlar.
“Sanatla, magazini karıştıranlar”
“Sanatı, yerle bir edenler.”
“Sanatsız kalmış bir milletin, hayat damarlarından birisi kopmuştur” sözünü ilke edinmeyenler.
“Sanatı, magazine kurban edenler.”
“Sanatçı geçinenler.”
Bende sizin yüzünüze…