- Kategori
- Öykü
Acı dilencilerinin acısı (Altıncı bölüm)

Hemşire yüzüme bakınıyor şaşkınlıkla.
“Ama bu nasıl?”
Sonra yaka kartını hatırlıyor Mavi hemşire
“Bir kızım olsaydı ismini kesinlikle Mavi koyardım. Mavi çok güzel bir isim.”
Yaka kartını gösteriyor. Mavisu. “Annem Su koymak istemiş ismimi. Babamın aklında da Mavi varmış. Epey tartışmışlar , sonra Mavisu isminde anlaşmışlar ama, herkes bana Mavi der.”
“Çok güzel”
“Çocuğunuz var mı?”
Gözlerim buğulanıyor.
“Ne görüyorsun.”
“Acı dilencilerini”
“Neredesin”
Markete doğru yürüyoruz… Askerler… Ellerinde silahlar…
“Durun!”
Durmuyoruz. Ateş etmeye başlıyorlar. Uyarı ateşi… Plastik mermi kullanıyorlar. Plastik mermi kimin umurunda? Markete ulaştık. Koca camları yumruklayarak indiriyoruz . Acı tüpleri… Özel reyonda… Kilitleri kırın parçalayın diyor biri, bu sırada askerler giriyor içeri, sağa sola koşturmaya başlıyorlar, yakaladıklarına tekme tokat, dipçikle vuruyorlar. Ne kadarda acımasızlar. İnsanlar yerlerde sürükleniyor, her taraf kan revan içinde. Ayakta durabilecek haldekiler ayağa kalkıp acı tüplerinin bulundukları raflara saldırıyorlar.
“Acı verin bize!”
“Çocuğum var” diye yalan söylüyorum.
“Kız mı erkek mi?”