- Kategori
- Sosyoloji
Acı ve mutluluk

Mum başkalarını aydınlatırken, kendini tüketir; İstiyorlar ki mum olalım.
İnsanların köleleştirildiği bir ülkede, cesur kimseler olamaz ve düşmana karşı korkusuzca savaşılamaz/Peresvet
Milyar yılları geride bıraktık.
Sonsuz görünen bir evrende, sayısız gezegenlerden birinin üzerinde, adına yerküre, dünya, yeryuvarlağı diyoruz, on binlerce canlıyla birlikte yaşıyoruz. Doğuyor, yaşlanıyor, ölüyoruz, diğerleri gibi.
Ama, biz sözde akıllıyız.
Dünya, binlerce yıl önceki dünya değil. Biz onu değiştirdik, gerçekten de aklımızla yaptık bunu. Dünyada olan nesnelerden milyonlarca fazla, olmayan nesneler yarattık. Biz dünyayı değiştirdikçe, kendimizi de değiştirdik. Sonra da dünyanın da, bizim de, zaten sürekli bir değişim yaşadığının ayırdına vardık; bilimle, bilgiyle, bilinçle, emekle…
Değişim yalnızca olumlu anlamda olmadı. Doğayı kirlettik, havayı, denizi kirlettik, bir çok canlının soyunun tükenme noktasına gelmesine neden olduk.
Ve, en önemlisi durmadan savaştık, birbirimizle, insan türü olarak.
Dinler savaşı, uluslar savaşı, mezhepler savaşı; aç kaldık, susuz kaldık, hastalıklardan kırıldık.
Bilim bir yandan bu sorunları aşmaya çalışırken, bir yandan da yeni sorunlar yaratan güçlerin elinde büyük tehlikeler oluşturdu. Bombalar, silahlar, uçaklar, tanklar…
Ancak anladık ki,
Savaşların da, kirliliğin de, hastalıkların da, açlığın da sorumlusu tüm insanlar değil, akıl değil, bilim değil, başka bir şey…
Örneğin, din savaşlarını yaratanlar, bu uğurda iktidar ve sömürülerini sürdürmek isteyenlerdir.
Uluslar arası savaşları yaratanlarla, silah üretıp, silah, savaş uçakları, tanklar satan yine aynı güçlerdir. Dünya halkları, aynı güçlerin silahları ile birbirlerini kırdılar. Ulusları yönetenler, bu saldırgan, varlıkları savaşa bağlı güçlerle çıkarbirliğine girerek, kendi halklarını bu savaşlara sürdüler. Yoksul kaldılar, ayaksız, kolsuz kaldılar. Yetim, eşsiz kaldılar. Çaresiz, umutsuz kaldılar. Daha çok sömürüldüler, daha çok borç aldılar, daha çok silah aldılar, daha az yaşadılar, daha çok acı çektiler. İMF’ler Dünya Bankaları, Avrupa Birlikleri bu nedenle kuruldu. İnsanlık bunların da ayırdına vardı.
Ve insanlık başkaldırdı; Emperyalist sömürgecilere karşı kurtuluş savaşları başladı.
Toprağımız bu onurlu savaşı Atatürk önderliğinde ilk verenlerdendir. Dünya halkları, barış içinde yaşamak için tek çarelerinin bu saldırgan, savaşçı, cani güçleri yeryüzünden silmekten başka çarelerinin olmadığını anladı.
Başka şeylerde anladı; örneğin neden işçiler muhteşem, güzel, yüksek, pırıl pırıl hastaneler yapıyorlar da, kendileri hastalandıklarında oralarda kuyruklarda bekliyorlar ya da oralara gidecek paraları olmadığı için gidemiyorlar ve ölüyorlar.
İşçiler güzel, lüks, kaloriferli, pırıl pırıl konutlar inşa ediyorlar, ama kendileri insana yakışmayan, kötü, yıkık dökük, soğuk yerlerde[gecekondularda] yaşıyorlar, çocukları üşüyor, hastalanıyor ve ölüyorlar. Genç kız işçiler, giysi üretiyor, avrupaya satıyor ama kendileri giyemiyorlar. Bu yaratıcı emeğin sahipleri, deniz kıyılarında, dağlarda, oteller, yazlıklar inşa ediyorlar, ama kendileri, çocukları tatil yapmak için oralara gidemiyorlar.
Bu emekçiler, köylüler, üretiyor, üretiyor, üretiyorlar; ama ürettiklerinden kendine hiçbir dönüş olmuyor. Et üretiyor, süt üretiyor, tahıl üretiyor; ama kendileri sefil, geri, karanlık bir yaşam sürüyorlar. Köylerinden hiç çıkamadan, dünyayı göremeden, köylerinde ölüyorlar. Sonra emekli oluyor, maaş kuyruklarında ölüyorlar.
Ve aldatılıyorlar, enflasyon düşsün rahatlayacaksınız diyorlar, 60 yıldır da düşmüyor
Şimdi de, bizi bu duruma düşüren, 80 yıl önce ülkemizi işgal eden AB’ye girerseniz AB sizi mutlu edecek diyorlar, çocuk gibi kandırıyorlar. Dini, dili, tarihi yalana boğuyorlar.
Nazım’ın değişiyle bu büyük insanlık, dünyayı değiştiriyor,büyük şeyler yaratıyor, ama trende 3. mevki de seyahat ediyorlar. Ve ete, hürriyete, güzel yaşama muhtaçtırlar.
Yetişkinler artık beni ilgilendirmiyor, şimdi çocukları ve torunları düşünmek gerek/.Goethe