- Kategori
- Müzik
Acılar kemanında bir yaz yağmuru gibi...

İçinizde bir nehir çağlamaktadır kimsenin bilmediği. Kimselerin duymadığı bir şarkı teninizi yakmaktadır.
Bir zamanlar şu şekilde ya da bu şekilde tanıştığınız acılar, hafif kalmaktadır içinizde alenlenmeye başlayan bu acının yanında.
Daha önce kimseden duymamışsınızdır onu. Herhangi bir yerde görmemişsinizdir. Çünkü böyle adamlar pek ortalıklarda görünmezler.
Size acıların en büyüğünü tattırmak için, yalnızlıkların en koyusuna çekmek için, her şeyden önemlisi, sizi kendinin müptelası yapmak için kıyılarda, köşelerde sürekli çalışmaktadırlar.
Belki güllerin kokusunda, belki yağmur damlaları altında, belki bir sahil kasabasında insanın yüreğini burkacak melodiler aramaktadırlar.
Belki bir dağbaşı ıssızlığında damlayıvermiştir o notalar kemanının telleri arasına.
Belki de kalabalık sokaklar ya da mekanlar arasında.
Bildiğim bir şey var ki, o da, bir insan bu kadar güzel çalabilir mi bir kemanı? Bir kemanın tellerinden böyle gözyaşları çoğaltabilir mi? İnsanı hareketli bir parçada bile böyle yaralayabilir mi?
Yaralıyor işte. Acıtıyor hem de.
Ah Farid Farjad ah! İyi ki tanımışım seni. İyi ki melodilerini duyabilmiş kulağım.
Yoksa kim dinlendirebilirdi ruhumu böyle, hayatın içinde akıp giderken?
Kim susturabilirdi yoksa yüreğimin çocuksu haykırışlarını?
Üzülüyorum seni tanımayanlara, tanışma onuruna erişmeyenlere.
Belki birine bahsetsem senden, o da kim diyecekler bana. 1938'de İran'da doğduğunu, dünyaca ünlü bir keman virtüözü olduğunu söylesem bir şey ifade eder mi onlara? Bilmiyorum.
Bildiğim bir şey daha var ki senle ilgili, o da, seni bir kez dinleyen bir daha bırakamayacak yapıtlarını elinden, bir daha unutmak istemeyecek, içinden çıkaramayacak ellerinin değdiği kemandan çıkan o sihirli tınıları.
Dünya bir tuhaf. Acılar diz boyu. Ah Farjad, sevmek bir ömür boyu her şeye rağmen.