​ Adacyo.. / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

17 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Adacyo..

Adacyo..
 

Anladığın kadarsın.

Yaşamdan söz etmiyorum, kendinizden söz ediyorum: Kendinizi anladığınız kadarsınız. Hayır, kendinizi tanıdığınız kadar değil; anladığınız kadarsınız kendinizi.

Kaçıp gitmek istediğinizde anlamaz mısınız onu(kendinizi)? Oturup yayılmak istediğinizde peki? Veya kendiniz olmamayı anlar mıydınız? Çocuk olmak istemek gibi birşey hani. Utunçlarınızı örneğin, anlayışla karşılar mısınız? Veya hiçbirşey hissetmeyen hislerinizi? İçtiğiniz suyun tadını mı unuttunuz? Çok meşgül olmalısınız. Gözünüz mü kaydı görmemeniz gerekene? Anlayabildiniz mi gözlerinizi? Sıkılmış olmasın aynı şeylere bakmaya. Denizin rengi mesala, size sıkıcı gelmiyor değil mi? Gözlerinize sıkıcı gelmiş olmalı. Çünkü atmadınız kendinizi denize. Vapur yanaştığında martıların gagasından simit çalmakda mı istemediniz siz? Dengelisiniz anlaşılan. Yürüdüğünüz ip'e rüzgar değmesin, olur mu...Teniniz rüzgar çekmiş olamaz mı örneğin? Terinizi silecek bir meltem ne iyi olurdu değil mi. Anlıyor olmalı sizi bedeniniz. Kabullenmiş olmalı hergün verdiğiniz cezaya, alışkanlığına bakalırsa. Dengede kaldıkça ne zararı varki. Hep aynı olsada dengede durunca çoğalıyorsunuz. Yanlız değil bedeniniz. Anlıyor sizi bedeniniz. Çaresizlik mi? O kelime burada pek yer bulamaz, biz anlaştık. Yokluğa alışırken varlığın keyfi varya hafızamızda. Yok yok, siz alışmamalısınız yanlızlığa. Anlaşmak dedimse "yanlızlıkla anlaşmak" en tehlikelisi olmalı. Yanlızlığa alışacak kadar bencil misiniz? Alışamadım dostluklara. Dostlar hep yenilenir dururken neden alışayım ki, anlaşırız biz dostlarımızla. Anlaşmak değil mi tüm mesele. Alışmak değil mi yitip gitmeler.

Taksim'de iki katlı otobüse binmeden önce bunlar geçiyordu aklındam. Bir hafta başı diriliği mi nedir, onca gün koşturdum ettim ama ayaklarım hala zıplamak isteyen bir çekirge gibi. Nereden geldi bu enerji? Üst kata tırmanıyorum. Koltukların en tenhası aradığım ama yine biri oturacak yanıma ve bakacak ne okuyorum diye. Biri başlayacak yine aynı terane söylemlere; bu İstanbulun trafiği ne zaman çözülecek, şöyle olucak böyle olucak, olmalı, falan filan. Önümüz arabalardan kuyruk yapmış solucanlar yığını. Onlarca solucanın kafası küçük çekmeceden büyüğüne giderler. Işıkla parlar derisi, birde ses çıkarmasalar. Off, ne zaman bitecek bu yolun sonu.

Gürültü patırtı içinden indim otobüsten. Herzamanki büfenin önünden yürüyorum, eczane açık hâlâ. Marketten makarna almıştım dün, yoğurt kokmamış olsa. Çıkıyorum sokağın sakinliğinden. Az sonra merdivenlerden tırmanacağım.

"Anladığım kadarım" yine kendimi.

Aynı yollardan aynı yüzlere kelimeler bırakıp geldim evime. Kedilerim bekler, iyiki kuru mama varmış deyip giriyorum eve. Sarı ışık ayakkabılarımı çıkarırken ışıldar bana. Kedicekler çevremde dolanır, yine gelebildiğime sevinirler. İki kulağımda sizindir, helali hoş olsun sizlere.

Yeniden sorarım kendime, "anladığım kadarım" ne kadar acaba?

Evim evim güzel evim, kiralık olsa da. Gülümseyen yüzümün güveni geldi üzerime. Keyifliyim. Karnımı doyuracağım, kedi tüyünden kanepede bekler sırtım. Makarna yoğurt götürdü beni kırlara. Gazetelerde birşey yok, televizyonda da. Sidilerde binlerce müzik, hangisi dönüp duracak ki? Aynı melodiler döner durur, aynı yalan sözlerle. Haydi bedenim, kalk bir güzellik yap bana. Atalım kendimizi sokaklara. Hafiten lodos var, ileride bir kafe. Çay söyle kendine, banada huzur. Başım ikna eder bedenimi, "ağrırım bak, bırak beni yastığa, dinleneyim biraz. Altını kapat, çayı unutursun ocakta. Çok içtin kahve işte. Fırçala dişlerini uzan yanıma".

"Anladığım kadarı"yla ilgi beklemez bedenim. İlgisi yitmiş bana. Bekler dururuz gideceğimiz günü. Bedenimi sonsuz dinlenmesi için geride bırakıp gideceğim günü düşünürüm. Ruhum ne ağırmış öyle, sanırdım bedenim taşır ruhumu; taşımış beni ve bedenimi. Hadi gidelim dediğinde hep sana söyleceğim; ben daha martıların ağzından simit çalacaktım...Söyle şimdi, sen beni ne kadar anladın sayın ruhum? "Anladığım kadarsın, hepsi bu. Evet hepsi bu adacyo"

not: eski bir dosta...

 
Toplam blog
: 470
: 551
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..