​ İnternet bağlantılı demokrasi oyunu / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İnternet bağlantılı demokrasi oyunu

İnternet bağlantılı demokrasi oyunu
 

Almanya' da bulunduğum şehirde iki ay önce taşındım. Yeni evde ilk kalmaya başladığımda yokluğunu çektiğim en önemli şey İnternet bağlantısı oldu. Ne elektronik postalarıma bakabiliyor ne de günlük gelişmeleri takip edebiliyordum. Meğer İnternet bağlantısız bilgisayarla çalışmak hapiste hücre cezasına çarptırılmak gibi bir şeymiş. Bir de taşınma sırasında yeni eve fazla gelen eşyaları İnternet’teki bir açık artırma sitesine satışa koymuştum ki, biri benden bir şey almaya kaktıysa ona da zamanında yanıt vermek gerekirdi; yoksa müşteri hem kaçar, hem de benim sıkıntımı bilemeyeceği için bir de negatif değerlendirme yapardı, ondan sonra sat satabilirsen evdeki fazlalıkları.

Neyse ki, yeni evin yakınında bir ‘Internet-Cafe’ bulmuştum; fakat bir iki ziyaretten sonra bu “neyse ki” diye başlayan rahatlama “kahretsin!” e dönüştü… bu kafeteryanın 15 - 30 yaş arası sürekli müşterileri fosur fosur sigara içmekle kalmıyor, bir de İnternet üzerinden birbirleriyle oynadıkları oyunların ses ve görüntü etkilerini (efekt) gün yüzü görmemiş cinsel küfürlerle canlı olarak salona yayıyorlardı. Salona yayılan bir diğer şey de artık en son ne zaman temizlendiği belli olmayan tuvaletin muhtemelen ürik asit ve metan karşımı olduğunu tahmin ettiğim buğusuydu.

Bir defa acemiliğime gelip kasadaki görevliye saf saf “sigaraların söndürülmesini ve sükuneti sağlar mısınız” diyecek oldum; ortalıkta dayı dayı dolaşan oranın ziyaretçisi sandığım 25 – 30 yaşlarında bir tip, “daha nasıl oynasınlar, bu oyunların tadı başka türlü çıkmaz!” ültimatomu diğerlerinin homurtu çokluğuyla bariz bir şekilde onaylandı… veto edecek bir cumhurbaşkanı ve iptal edecek bir anayasa mahkemesi de olmadığından “yüce bir demokratik ruh haliyle” çoğunluğun kararını saygıyla karşıladım.

Zaten bana o cevabı çıkışı yapan kişi, daha yüksek ve emredici bir ses tonuyla kasadaki görevliye “Recep kül tablalarını boşalt!” diyerek ziyaretçi olmadığını da göstermişti. O sorumluluk sahibi bir işletmeciydi.

Gel zaman git zaman anladığım, bura Türklerin ya da Türk kökenlilerin işlettiği bir yerdi, çoğunlukla kasa başında gördüğüm çalışanı iyi derece Türkçe ve Arapça konuşan Irak kökenli biriydi. Müşterilerinin çoğunluğu Türk’tü fakat aralarındaki az sayıda Alman da dahil olmak üzere hepsi sözünü ettiğim davranışları öyle kanıksamış ve benimsemişlerdi ki, üstlerine düşeni eksiksiz yerine getiriyorlardı.

Ben de evde bağlantı kuruncaya kadar haftada iki üç defa yaklaşık bir saatliğine bu sahnede boy gösterir olmuştum; isyan etmeyi denemiş ama haddini de bilmiş, köşesinde sessizce ve mümkün olduğu kadar az nefes alıp vermeye özen gösteren bir tip olarak.

Bilmem bu oyun ve karakterler başka türlü olabilir miydi?!

 
Toplam blog
: 60
: 1352
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..