​ Adı çocuk / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '16

 
Kategori
Deneme
 

Adı çocuk

Adı çocuk
 

Hiçbir bebeğin seçim hakkı yoktur dünyaya gelirken.
Ne anne babasını seçer, ne cinsiyetini ne de doğduğu yeri...
Kimi varlığın içine doğar, kimi yokluğun.
Kimi sevgiyle karşılanır, kimi umursanmaz.
Kimi kabul görür, kimi baştan reddedilir.
Her bebek dünyaya gözlerini açar ve kendi hikayesini yaşamaya başlar.
 
Halil Cibran'ın o güzel şiirinde söylediği gibi aslında hayatın oğulları ve kızlarıdır onlar.
Bizden gelirler ama bize ait değildirler.
Biz sadece onların bu dünyaya gelmelerine vesile oluruz ve görevlendiriliriz.
 
Her gün yüzlerce, binlerce bebek gözlerini açıyor bu dünyaya.
Yaşamın devamı için  mütemadiyen ürüyor insanoğlu...
"En az 3 çocuk yapın" diyor bazıları (!)
Çocuğu "yapmak" değil, çocuğa bakmak, yetiştirmek esas mesele.
Ondan bahseden yok!
 
Bu dünyaya çocuk getirmiş bir kadın olarak; üremenin, doğum yapmanın bir marifet olmadığını biliyorum.
Yani fiziksel, hormonal bozukluğu olmayan her dişi doğurur. Kendimize pay çıkaracağımız  mucizevi bir durum yok.
 
Mucize, biz hiçbir şey yapmadan Yaradan'ın bizim içimizde safha safha bir insan yaratması ve bizi  de  bedenimizle, ruhumuzla buna tanık kılmasıdır.
Emanet edilen o yavruyu hakkıyla sever, bakar, yetiştirirsek ancak o zaman o mucizenin parçası oluruz.
 
Bebeğiniz kucağınıza verildiğinde o küçücük yavru, madde olarak hafifse de, manen ağırdır.
O ilk tanışma anından itibaren  kalbinizde hissettiğiniz sevgi ve şefkatin,  omuzlarınızda hissettiğiniz sorumluluğun ağırlığı büyüktür.
 
İlk defa " can" denen şeyin gerçekten ne olduğunu anlar ve zaman içinde herkesin de bir annenin canı olduğunu ve her canın değerli olduğunu anlarsınız.
Yani anne olmanıza izin verilmişse eğer, size sevginin ne olduğunu daha iyi anlamanız, hissetmeniz için bir lütufta bulunulmuş demektir bana göre.
Öz çocuğunu doğurmadığı halde bunu hisseden " anne" yüreğine sahip nice kadın ve hatta erkek bilirim
 
Bunun doğurmakla alakası yok dediğim gibi.
 
Bu duyguyu ne kadar hisseder ve ne kadar korursak bir o kadar da çocukları ve dünyayı korumuş oluruz.
Kendi çocuğumuz tokken, komşunun çocuğunun aç yatmasını istemeyiz o zaman.
Kendimiz sıcaktayken, karda, yağmurda çıplak ayakla, terlikle dolaşan çocuk gördük mü içimiz üşür, giydiririz.
Yolda hiç tanımadığımız bir  çocuğa gülümser, başını okşarız mesela.
Topu ayağımıza çarptı diye kızacağımıza  bir şut da biz atarız ona.
Bir köşede mahsun bir çocuk gördüğümüzde yanına gider sorarız.
 
İmkanlarımız ölçüsünde mutlaka onlar için yapılacak bir güzellik, kalbimizden harcayağımız bir şeyler buluruz.
Oturduğumuz evin yakınında mutlaka bir okul, bir hastane, bir bakımevi bulunur.
İçeriye girip, idarecileriyle konuşmak, ihtiyacı olan çocuklara, ama maddi ama manevi bir destekte bulunmak zor değil. Hepsi niyet işi...
 
Kim olduğunun, ne olduğunun, nerden geldiğinin önemi yok.
 
Adı "çocuk"...! 
 
Aynı bizim çocuğumuz ve bir zamanlar  bizim de olduğumuz gibi; korkuları, istekleri, hayalleri olan, elinden tutulması, özen gösterilmesi gereken çocuklar onlar da.
 
Ve kendi çocuklarımıza da öğretmeliyiz.
Kendi kadar şanslı olmayan arkadaşlarının farkına varmak, şımarık olmamak, bencil olmamak, insan sevmek, hassas ve incelikli davranmak nasıldır.
 
Bazen özel okullarda öğretmenler, öğrencilerini yılbaşında ya da başka zamanlarda fakir semtteki bir okula götürürler. Oradaki öğrencilere hediye versinler, iyilik yapmanın, birini sevindirmenin önemini fark etsin isterler.
İyi niyetle yapılır ama bana göre yanlıştır varlıklı bir ailenin çocuğunun yaşıtı olan fakir bir ailenin çocuğuna maddi bir şey vermesi...
 
O çocuğun diğerine verecek bir şeyi yok ki!
Ezilir, utanır o çocuk ve hayatı boyunca unutmaz.
Kendisine acındığını ya da minnet etmesinin beklendiğini hisseder.
Önemli olan birinin alan, diğerinin veren olması değil, birlikte paylaşmak, birlikte eğlenmek, eşit hissetmektir.
Beraber bir resim yapmak, birlikte bir geziye gitmek, bir tiyatro oyununu birlikte oynamaktır değerli ve iyi hissettirecek olan.
 
Çok dikkat etmek gerekir, çocuk dünyası naiftir ve onların sezgileri çok kuvvetlidir.
 
Yazının başında dedim ya her bebek masum doğar.
O masum bebeklerden, katiller, caniler, hırsızlar yaratan, uyuşturucu bağımlısı, terörist olmasına zemin hazırlayan ya da bunların olmasına seyirci kalan da toplumdur.
O toplumda tek tek her birimizden oluşuyor.
 
Herkes bir çocuğun elinden tutsa ülke de, dünya da değişir.
Önce kendimize sormalı, değişmesi için ben ne yapıyorum?

 
Toplam blog
: 115
: 830
Kayıt tarihi
: 18.11.12
 
 

1967 yılında İstanbul'da doğdum.Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden 1988 yılınd..