- Kategori
- Anılar
Ağladım

Acemi eğitimimin ortalarında şehir hipodrumunda 19 Mayıs 1982 yılı gösterileri yapılmak üzere askeri birliğim tarafından seçilenler arasında bulunduğum ve özel gösteri kıyafetlerim için 85 yılında, sık sık hala rüyalarıma giren (en az 3 ayda bir mutlaka), tanımını yapamıyacağım merhum sevgili amcamın gönderdiği para havalesiyle kıyafetlerimi satın almıştım..
Askeri birliğimin emri ile silah eğitimi bıraktırılarak 45 günlük sivil kıyafetlerimizle seçilen arkadaşlarımızla birlikte gösteri gününe dek hem eğlenceli hemde kurallı çalışmalar sonunda görkemli gösterilerimiz olmuştu..
Muhteşem gösterilerimizin ertesi sabahı resmi kıyafetlerimizi giyinip tekrar tüfek, matara ve süngülerimiz ile donanımlarımızı oluşturup tekrar acemi eğitimimize devam edeceğimiz anda ağlamaya başlamıştım..
Beni fark eden İlkay çavuşum yanıma gelerek neden ağladığımı sorduğunda cevabım şu olmuştu; "Komutanım, neden kağıt, kalem değil de tüfekleri tutuyoruz" dediğimde,
Çavuş'um; "Ben de senin gibi düşünüyorum ama savaşmanın cevabını bende veremiyorum" demişti..
O gün hiç eğitim yaptırmamıştı bana İlkay çavuşum..
Gün boyu savaşlar ve sivil insanlar arasında bağlantılar kuruyor, bağlantıları anlamaya çalışıyor vede bağlantıları çözmeye çalışıyordum ama birtürlü çözüme varamıyordum..
Hala savaşların çözümüne varılamamış ve varılamayacak gözükmekte dünyada..
Nekadar acı, nekadar trajik bir durum.!
Nelerin paylaşımı yapılamıyor yeryüzünde anlamış değilim..
Cansız topraklar üzerinden bu denli anlamsız beklentiler neden?
Bu denli insan ölümleri neden?
Hangi inançla, hangi kutsallıkla yapılmaktadır bu savaşlar!
Yaşamakla, savaş arasında bağlantı kurabilen biri varsa lütfen cevap versin!
İnsanlar arasında bu kinler, bu nefretler neden! neden!
Her kutsal dinlerde Tanrı tarafından emredilen "birbirinizi seviniz" emri neden gözardı ediliyor, bunu da anlamış değilim!
Oysa dünya toprakları, tüm dünya insanlarına yeter!