- Kategori
- Şiir
Ağustos günlüğü

Yıkık köprü
Ben bitmişimde haberim yok
Uzatmaları oynarmışım meğerse,
Her yerden kitlenmiş bekler dururum.
Bir sağlığım kalmış elimde..
Onu da bugün yarın kaybetmiş olurum.
Bir süprüntü gibi ardına bir şey bırakmadan.
Sonrasını bilemem kalanların, bilir yaradan
Önümde kül tablası sağımda çayım,
Hemen ardında erişimsiz telefonum
Sağımda bir sehpa üstünde tebliğ tebellüğ belgesi
Belediye göndermiş boşaltın evinizi.
Akşam olmuş vurmuş binaların gölgesi.
Karanlık düşmüş bana henüz güneş batmadan.
Bedenim düşmüş bitap, yüreğim olmuş harap,
İçemiyorum efkarımdan bir duble şarap.
Bugün ne günlerden? Saat kaç?
Saatte durmuş pili bittiğinden.
Haberi yok yüreğimin çekip gittiğinden.
Yılı biliyorum sadece 1999 aylardan ağustos
16 -17 birbirine karışmış tozu dumana katarak
Daha dün selamlaştıklarımı da içine alarak..
Bina çatlamış öylesine, eşyalar perişan her biri bir yerde
İnsanlar düşmüş acılara dertlere
Ellerinde fenerler, bir çadır ve bir bidon su
Gitmişler ağaçların diplerine.
Sanki yaşamın bedeli kalanların çektiği çile,
Eski yaşamları devam ediyormuş gibi faturalar gelmiş yine
Binalar mı çökmüş sadece?
Kaybolan aileler, kırılan yürekler daha nice nice
Ölene mi acımalı kalana mı ? Yalana, dolana, talana mı ?
5 katlı evi çökmüş tuz arar durur Mehmet amca,
Diğeri koluna sıkıştırmış ekmeği göz yaşlarıyla.
Sen ne yapıyorsun şimdi bir baksan aynaya..
Unuttun mu yoksa acıları geçmişi.
Yoksa unutmaya mı şartladın benliğini.
İnsanlar gündemler de kaybetmiş kendini
Sanki hiçbir şey olmamış, olmayacakmış gibi.
Tartışıp dururlar köprü, sirkeci heybeli
Zaman aşımına uğramış akıllar
Ne zaman tedbir alıp akıllanacaklar
İnsanlar yaşamayacak bu çileleri.
Büyükçekmece 1999 tamamlanma 2010
Uzatmaları oynarmışım meğerse,
Her yerden kitlenmiş bekler dururum.
Bir sağlığım kalmış elimde..
Onu da bugün yarın kaybetmiş olurum.
Bir süprüntü gibi ardına bir şey bırakmadan.
Sonrasını bilemem kalanların, bilir yaradan
Önümde kül tablası sağımda çayım,
Hemen ardında erişimsiz telefonum
Sağımda bir sehpa üstünde tebliğ tebellüğ belgesi
Belediye göndermiş boşaltın evinizi.
Akşam olmuş vurmuş binaların gölgesi.
Karanlık düşmüş bana henüz güneş batmadan.
Bedenim düşmüş bitap, yüreğim olmuş harap,
İçemiyorum efkarımdan bir duble şarap.
Bugün ne günlerden? Saat kaç?
Saatte durmuş pili bittiğinden.
Haberi yok yüreğimin çekip gittiğinden.
Yılı biliyorum sadece 1999 aylardan ağustos
16 -17 birbirine karışmış tozu dumana katarak
Daha dün selamlaştıklarımı da içine alarak..
Bina çatlamış öylesine, eşyalar perişan her biri bir yerde
İnsanlar düşmüş acılara dertlere
Ellerinde fenerler, bir çadır ve bir bidon su
Gitmişler ağaçların diplerine.
Sanki yaşamın bedeli kalanların çektiği çile,
Eski yaşamları devam ediyormuş gibi faturalar gelmiş yine
Binalar mı çökmüş sadece?
Kaybolan aileler, kırılan yürekler daha nice nice
Ölene mi acımalı kalana mı ? Yalana, dolana, talana mı ?
5 katlı evi çökmüş tuz arar durur Mehmet amca,
Diğeri koluna sıkıştırmış ekmeği göz yaşlarıyla.
Sen ne yapıyorsun şimdi bir baksan aynaya..
Unuttun mu yoksa acıları geçmişi.
Yoksa unutmaya mı şartladın benliğini.
İnsanlar gündemler de kaybetmiş kendini
Sanki hiçbir şey olmamış, olmayacakmış gibi.
Tartışıp dururlar köprü, sirkeci heybeli
Zaman aşımına uğramış akıllar
Ne zaman tedbir alıp akıllanacaklar
İnsanlar yaşamayacak bu çileleri.
Büyükçekmece 1999 tamamlanma 2010