​ Ah güzel İstanbul! / İstanbul / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '07

 
Kategori
İstanbul
 

Ah güzel İstanbul!

Ah güzel İstanbul!
 

Ah be gözünü sevdiğim İstanbul’u var mı senin gibi bir yanda hüzünlü mahalleleri, diğer yanda zevki sefa alemini, aynı anda barındıran başka bir şehir daha?Bilerek mi aldı Fatih Sultan Mehmet bu şehri? Bildi mi ülkenin gözbebeği olacak bu şehir diye? Yoksa o da mı hayrandı yedi tepelerine?

Burada doğdum ben bu şehirde buralı mıyım peki? Babam nereli ise oralı mıyım? Doğduğum büyüdüğüm şehir İstanbul. Aşık olduğum, ama havasına ve kızına güven olmaz denilen şehir.

Neden vazgeçemiyorum ki senden? Neden her seferinde geri geliyorum? Büyülü bir yer misin sen? Dört mevsimi bir arada yaşabildiğin, tek şehirim ben diyorsun değil mi? Boğazının mavi sularına gömmedin mi umutlarımı kimi zaman?

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduğum aşklarımı batırmadın mı Haliç'in sularına? Bitirmedin mi aşkları? Yıkmadın mı büyük şehir sevdasına sana sığınanları? Kimini doyurdun, kimini aç bıraktın. Ama taşın toprağın altın dediler, yinede senden vazgeçmediler.

Bense her seferinde kaçmak kurtulmak istedim senden. Ama her gidiş, senden her kaçış, aslında bir başlangıç bir geri dönüştü değil mi? Kah kederlerimi, sırlarımı paylaştın benimle Beyoğlu’nda, kah hüzünlerimi, acılarımı aldın yıkadın Galata da, Piyer Loti de. Her tatile gittiğimde başka şehirlere de hayran kaldım.

Yeşiline , mavisine havasına suyuna ama ben hep geri geldim. Hep geri gelmeyi istedim.

Ah be gözünü sevdiğim İstanbul’u rıhtımda balık ekmek kokuları arasında, bindin mi Eminönü’nden vapura, ta adalara kadar yedi tepene mi hayran kalınmaz? Maviliğinde mi arınılmaz? Vazgeçemem senden, ne kadar kaçmak istesem de başımı alıp uzağa senden çok uzağa gitmeyi düşünsem de yapamam.

Seviyorum seni, Boğazını, Yedi tepelerini, Adalarını , Modalarını, Nişantaşı’nı, Beyoğlu’nu, Bebeği, Orta köyü, Bağdat caddeni, Şile'ni Büyük çekmeceni, ve daha adını saymadığım her ilçeni seviyorum. Sende, seninle yaşamayı, yaşlanmayı Ah be İstanbul

Evin içinde bir oda, odada İstanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada İstanbul
Adam sigarasını yaktı, bir İstanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada İstanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada İstanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede İstanbul, masada İstanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada İstanbul
İnsan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada İstanbul.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Git bu mevsimde, gurub vakti, Cihangir’den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;
O ilah isteyip eğlence hayalhanesine,
Çevirir camları birden peri kaşanesine.
Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.
Mest olup içtiği altın şarabın zevkinden
Elde bir kırmızı kaseyle ufuktan çekilen
Nice yüz bin senedir şarkın ışık mimarı
Böyle mahmur eder ettikçe hayal Üsküdar’ı.
O ilahın bütün ilhamı fakat anidir; Bu ateşten yaratılmış yapılar fanidir;
Kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı.
Az sürer gerçi fakir Üsküdar’ın saltanatı;
Esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına;
Serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına,
Ezeli mağfiretin böyle bir ikliminde Altının göz boyamaz kalpı kadar halisi de.
Halkının hilkati her semtini bir cennet eden
Karşı sahilde karanlıkta kalan her tepeden,
Gece bir çok fukara evlerinin lambaları
En sahih aynadan aksettiriyor Üsküdar’ı.

Yahya Kemal Beyatlı

 
Toplam blog
: 18
: 920
Kayıt tarihi
: 18.05.07
 
 

1971 İstanbul doğumluyum. Evliyim, dört yaşında bir oğlum var. Her ne kadar şu an ev hanımı olarak g..