- Kategori
- Güncel
Ahmet Türk'e yapılan saldırı...

Bildiğiniz gibi 2 Nisan 2010 tarihinde Van’a gelen Sayın Deniz Baykal’a organize bir saldırı düzenlenmiş, iktidar yanlısı haber ajansları saldırıyı hemen PKK ve BDP’lilerin üzerine atarak, saldırının istikametini değiştirmeye çalışmışlardı.
Bu konuda duyarlı ve titiz davranan CHP yetkilileri, saldırının AKP yandaşları tarafından gerçekleştirildiğini, emri AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in verdiğini iddia etmişler, Hüseyin Çelik’te CHP yetkilileri hakkında 1TL lık maddi tazminat(!) davası açacağını söylemişti.
Hüseyin Çelik’in davayı açıp açmadığını bilmiyorum. Ancak saldırıyı gerçekleştirenlerin kimlikleri CHP’lilerce kamuoyuna açıklandığında görüldü ki, gerçekten saldırının organize edildiği ve saldırıyı yapanların AKP’liler olduğu resimlerle kanıtlandı.
Saldırıdan sonra, CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’a hiç kimse geçmiş olsun dileğinde bulunmadı. Ayrıca Emniyet ve Valilik yetkilileri, CHP’nin elinde kanıt varsa kendilerine gönderilmesini istediler!
Sayın Baykal’a yapılan saldırıdan en az bir hafta sonra, Van’a olayı soruşturmak için müfettiş gönderildiği açıklandı. Olayın akabinde her hangi bir soruşturmaya hiç kimse gerek görmedi. Ayrıca saldırıyı gerçekleştirenlerden gözaltına alınıp sorgulanan da olmadı. Valilik ve Emniyet yetkililerinin harekete geçmediği görüldü. Ancak Cumhuriyet Savcılarından da her hangi bir hareket gelmedi. Herkes demokrasinin gereği gibi gördü!
Oysa Van’daki savcılar Cumhuriyetin savcıları, Vali devletin valisi, sonra iktidar herkesi korumakla görevli. Varsa sorumlular hakkında soruşturma açmak, Vali ve Savcının görevi. İktidar partisinin İçişleri Bakanı da emrindeki görevlilere olayı derinlemesine soruşturma talimatı vermekle yükümlü!
Bu olayı hatırlamamıza neden olan 12.04.2010 günü Samsun’da Ahmet Türk’e yapılan yumruklu saldırı…
Ahmet Türk kim? Genel Başkanlığını yaptığı DTP’nin kapanmasına neden olmuş ve siyaseten 5 yıl yasaklanmış bir vatandaş. Elbette Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı veya her hangi bir vatandaşa yapılan saldırıyı onaylamamız mümkün değil. Böylesine adi bir saldırı nerden, kime gelirse gelsin, duyarlı bir vatandaş olarak karşı çıkmak bizim görevimiz. Bu vesile ile saldırıyı kınıyorum.
Benim bu olayda takıldığım nokta şurası. Ahmet Türk’e yapılan bireysel saldırı sonrası, tüm Türkiye’nin ayağa kalkması. Baykal’a yapılan saldırıda kıllarını kıpırdatmayan demokratlar ve iktidar yalakaları, hemen kâğıda kaleme sarılıp, her biri demokrasi ve barıştan dem vurmaya başladılar.
Saldırı sonrası tüm yetkililer ayağa kalktı! Hemen sorumlular aranıp bulunarak, açığa alınıp, haklarında soruşturmalar başlatıldı. Saldırgan yakalanıp, gerekli soruşturma savcılıkça derhal başlatıldı.
Hemen herkes ayakta! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, saldırıya uğrayan, kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk'ü telefonla arayarak, geçmiş olsun dileğinde bulundu.
Cumhurbaşkanı saldırganı kınayıp, Ahmet Türk’e geçmiş olsun dileklerinde bulundu…
Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’de geçmiş olsun trafiğindeki yerini alıp, saldırganı şiddetle kınadı!
Baykal kendisine yönelik saldırıları kınamayanları bir kenara bırakarak, Ahmet Türk’e yapılan saldırıyı kınayıp, siyasetimizde bu yok diye konuştu.
Samsun Valisi hemen televizyon kanallarına bağlanıp, olayla ilgili bir Vali yardımcısını görevlendirdiğini, gereğinin yapılacağını açıkladı.
Benim anlamakta zorluk çektiğim konu işte burada düğümleniyor. Ülkenin Ana muhalefet partisinin lideri ve arkadaşları bir ile geliyor. Önceden organize olduğu kanıtlanan ve iktidar partisi elamanları tarafından yapılan saldırıyı hiç kimse ciddiye(!) almayıp, saldırganlar hakkında soruşturma açmazken, hiç kimse saldırıyı kınamıyor. Ancak bu gün sade bir T.C.Vatandaşı olan Ahmet Türk’e yapılan saldırı karşısında herkes ayağa fırlıyor!
Ayrıca, başkentin göbeğinde üniversite sınavını protesto eden liseliler, güvenlik kuvvetleri tarafından kıyasıya dövülürken, hiçbir yetkili çıkıp, “kıyasıya dövün” emrini veren yetkiliye ne oluyor? Diye bir soru yöneltmiyor
Bu nasıl demokrasi, nasıl bir yönetim anlayışı?
İleri demokrasi, normalleşmek bunun gibi bir şey mi?