- Kategori
- Gelenekler
Aki matsuri (Sonbahar festivali)

Havalar iyiden ıyıye serinledi. Mayıs ayında başlayan çeltik ekimi hasatla sonuçlandı. Özellikle kendi ailesi için pirinç yetiştirenlerin sofrasında SHİNMAİ denilen yeni pirinç pişirilmeye başladı. Sıcak sıcak yenilince tadı öyle güzel ki bazan bir değil iki çanak dolusu yiyor çocuklar.
Zorlu zahmetli üretim sürecinden sonra yapılacak iş TANRI 'ya şükretmek. Hemen her şehirde yörenin alışkanlıklarına uygun törenler yapılıyor.
Bizim yaşadığımız yörede ağaçtan yapılmış tapınak benzeri kocaman tahta tekerlekli YAGURA dediğimiz araçlar kalın urganlarla çekilerek törenin sonlandırıldığı SİNTURİZM tapınağına kadar götürülür ve yaklaşık on basamaklı taş merdivenden tapınağın önüne kadar gğtürülür. Kazasız belasız yukarı çekilince kocaman fıçıdaki pirinç rakısı serpilir konfetilerle birlikte . Eğer yaguranın yakınında isenız ıçemesenizde serpilen rakıdan nasibinizi alırsınız.
Hazırlıklar aylar öncesınden başlar. Sorumluluklar paylaşılır. gençlerin sorumlulukları ile orta yaşlıların ve yaşlıların sorumlulukları farklıdır. Bu yıl derslerini ihmal edip gençler grubuna katılan oğlum beni evdeki sorumsuz davranışları ile deli etti ama grubundaki görevlerini tam olarak yerine getirmiş. Toplum içinde sorumluluk almasışyaşıtları ile dayanışma içinde olması güzel ama bir de beni üzmese. Neyseki matsuri yılda bir kez ...
Yaşadığımız şehirde yaklaşik 13 YAGURA var. Herbirinin kıyafetleri değişik başlarına bagladıkları havlunun da rengi yöreye göre farkli . Genellikle erkelerin katıldığı bir tören iken yakın yıllarda artan sayıda genç kız da katılıyor. Saçalrını değişik şekilde ördürüp adeta sanat eseri oluşturular. Bazıları erkek arkadaşlarına yakın olmak için katılır gruba...
Çocuklar da büyüklerle aynı kıyafeti giyerler. Onlar için ayrı bir gün YAGUTAyı çekme programı vardır. büyüklere özenip onlar gibi matsurı şarkıları söyleyip öyle bir güçle halatı çekerler ki şaşarsınız. Tabi büyüklerin gözetiminde.
Sonra başarılı oldukları için hediyeler alırlar.
Ben matsuri denilen bu festivalin toplumdaki dayanışmayı sağladığı için seviyorum ama bazı olumsuzlukları görünce içten içe kızıyorum. Beni en çok endişelendiren içki üretiminin özellikle biranın tüketiminin doruk noktasına ulaşması ve kocaman bidona meyve suyu kutuları ıle bira kutularının da konulması. Dinlenme sırasında herkesin ulaşabileceği bir yere konuluyor bidon. Kimin ne aldığını denetleyen yok. Yine toplantı binasında sigara içenlerin yanında içmeyenlerde içmiş gibi oluyor. Bu yıl ne derlerse desinlwer deyip kurul başkanıyla konuştum bu konuda ..
Uyarıma ne kadar kulak verildi bilmiyorum ama 20 yaşından önce sigara ve içki içmenin yasak olduğu bir toplumda hiç olmazsa tüm insanları ilgilendiren konularda dikkatli olmalarını önerdim.
Bir diğer olumsuzluk YAGURA'ların çekilmesi sırasında olan kazalar . Örneğin bugün beş kaza olmuş ve bir kişinin parmağı kopmuş. Hemen hastaneye götürülülüp parmak yerine dikilmiş. Bize yakın bir başka şehirde bu tür matsurılerde hemen her yıl bir kişi ölür. Ama matsuriye gönül verenler için şehit olmak gibi bir durummuş .
Bugün işim nedeniyle tüm gün evde idim. Her cankurtaran sireninde içim cız etti. Neyseki bizimkiler kazasız belasız bugünu geçirdiler. Yarın çocuklar için özel tören var. Daha sakin olacak gibi ..
Matsurinin bir an önce bitmesini ve benim oğlanın masaı başına oturup ders çalışmaya başladığını görmek istiyorum. Bir hafta sonra dönem sınavları var da...