​ AKP'den uzlaşma beklemeyin! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '07

 
Kategori
Siyaset
 

AKP'den uzlaşma beklemeyin!

AKP'den uzlaşma beklemeyin!
 

Seçimleri takip eden günlerde Başbakan RTE’ın Abdullah Gül adını Cumhurbaşkanlığı seçimi için telafuz etmemesi ve bu arada “eşi türbansız” Köksal Toptan’ın rekor destekle Meclis Başkanı seçilmesi “acaba AKP daha merkezci ve mutedil bir çizgiye mi geliyor” sorusunu uyandırdı. En azından Cumhurbaşkanlığı seçimi için daha uzlaşmacı bir yöntem seçileceği beklentisi oluşmuştu.

RTE daha sonra Cumhurbaşkanlığı için adaydan değil “adaylardan” söz etmesi bu beklentileri güçlendirmişti.

Mehmet Ali Birand 11 Ağustos tarihli yazısında “uzlaşmanın güzelliğinden” söz ediyor, Ertuğrul Özkök, aynı günlerde köşesinden Abdullah Gül’e aday olmaması yönünde telkinde bulunarak sözümona uzlaşma arayacak olan RTE’ın işini kolaylaştırmaya çalışıyordu.

Evvelsi gün Abdullah Gül’ün adaylığı açıklandı ve bu şanlı politik yorumcularımızın nasıl boş topa plonjon yaptığı ortaya çıktı.

Üstüne üstlük dün gazetecilerin uzlaşma ile ilgili soruya verdiği cevaptan anlaşıldığına göre bırakın uzlaşma planlarını, Köksal Toptan’ın muhalefet partilerine yaptığı nezaket ziyaretinin bazılarınca bir uzlaşma jesti olarak algılanması dahi RTE’a çok gelmiş.

RTE’ın “uzlaşmaya açık olacak mısınız” diye soranlara daha önce defalarca “uzlaşmak demek azınlığın çoğunluğa hükmetmesi demek değildir” cevabı verdiğini biliyoruz. Halbuki kimse RTE’a böyle bir şeyi uzlaşma olarak önermemişti. O, uzlaşmaya hiç gönlü olmadığı için köprüleri böylesine atıyordu.

AKP’nin kendi içinden CHP’nin de destekleyebileceği Cumhurbaşkanı adayı araması veya yine AKP’den birkaç aday belirleyip hangisinin uygun olabileceği konusunda muhalefetin fikrini sorması azınlığın çoğunluğa hükmetmesi mi olurdu?

RTE uzlaşma konusundaki sorulara şimdi de “bu, uzlaşmadan ne anladığınıza bağlı” diyerek cevap veriyor. Tıpkı geçmişte “laikliğin tarifini yeniden yapmak lazım” dediği gibi.

RTE’a göre kendisi zaten kendi işine geldiği anlamda hayli uzlaşmacı. Yine kendi tanımlamasına göre hayli de “laik”.

Bir kavram, kurum veya fikire doğrudan karşı olamıyorsanız, anlamını boşaltır ya da değiştirir ve onu herkesten önde siz savunursunuz ve oluşan kavram kargaşasında sizin gerçek amacınız anlaşılmaz. Bu demagojinin en yaygın kullanılan yöntemlerinden biridir.

Bilirsiniz eski Doğu Almanya kendine “Demokratik Almanya” derdi.

Millî Görüş’ün “millî”sinin sizin bildiğiniz “millî” olmadığı gibi, RTE’ın uzlaşmadan anladığı herkesin bildiği uzlaşma değil azınlığın çoğunluğa hükmetmesidir ve laiklik de Allah bilir RTE ve Abdullah Gül’ün kafasında nasıl bir kavramdır?

Şimdi gelin de Genelkurmay Başkanının “sözde değil özde laik Cumhurbaşkanı istiyorum” sözüne hak vermeyin ve kaygısına ortak olmayın.

“Hem Müslüman hem laik olunmaz, ya Müslüman olacaksınız ya laik” dediği video kayıtlarıyla sabit olan RTE sizce Müslümanlığı mı yoksa laikliği mi seçmiştir?

Yoksa laikliğe yeni bir tarif uydurup herkesten fazla laik mi olmuştur?

Ve Abdullah Gül ne kadar laiktir, bu acaba nasıl bir laikliktir?

Sözkonusu kişiler ne laik olabilir, ne de uzlaşma kültürünü öğrenebilir. Zaten buna niyetleri de yok.

Bu durumda demokrat nasıl olunur diyenlere cevabı RTE yıllar önce vermişti : demokrasi sizi istediğiniz istasyona götürecek bir vasıtadır.

Fakat RTE’nin gitmek istediği istasyona gidiş-dönüş bilet yok. Sadece gidiş biletiyle gidiliyor.

 
Toplam blog
: 130
: 2132
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İnsanın kendini anlatması zor, gereksiz de! Yaptığı işlere bakmak yeter, ne gerek var fazla i..