​ AKP’nin beslenme şekli… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '09

 
Kategori
Siyaset
 

AKP’nin beslenme şekli…

AKP’nin beslenme şekli…
 

Cansız varlıklar beslenir mi, neyle beslenir orasını bilmiyorum. Ama <ı>“Canlı varlıkların”<ı> yaşayabilmeleri için mutlaka beslenmeye ihtiyaçları vardır.

Et oburdur, ot oburdur, karışık oburdur, ama yemek, beslenmek zorundadırlar.

Siyasi partiler bu anlamda <ı>“Canlı” sayılmasalar da, varlıklarını sürdürebilmek için <ı>“et”<ı> veya <ı>“ot” dışında beslenmelerini gerektirecek bir şeylere ihtiyaçları vardır. Yani tabelayı duvara asınca siyasi parti olunmuyor. Toplumun isteklerine uygun projeler üretmek, onları sunmak ve o projeler ile başarılı olmak zorundasınız, değilse ölürsünüz. Bir başka anlatımla tabelayı duvardan indirmek zorundasınız.

Benim benimsediğim, amaçladığım siyasette <ı>“Toplumu mutlu etmek ve yaşadığı yerden tat almalarını sağlamak” var.

O nedenledir ki proje hazırlarken toplumun ne istediğini bilmek ve çalışmaya oradan başlamak isterim.

Bu noktada koşullardan biri, belki de birincisi, açık olmak ve toplumu dinlemektir. Bir başka anlatımla toplum, siyasetin beslenmek için olmazsa olmaz gereksinimidir.

Siyasette yaşamak, hayatta kalabilmek, toplumu dikkate almakla olur…

Bir atasözümüz vardır; <ı>“Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır” denir. AKP’nin yoğurt yiyişi ise <ı>“Kavga”<ı> ve <ı>“Uzlaşmazlık”<ı> ortamı yaratmak, üzerine <ı>“Sos”<ı> olarak da <ı>“Mağdur ve mazlum” rolünü eklemektir.

İktidara geldiği günden beri uyguladığı yöntem budur…

Baktığımızda, Türkiye’de kavga etmediği kurum göremiyoruz. Ya sindiriyor, ya da kendine bağımlı hale getiriyor, getirmeye çalışıyor.

AKP’nin bu tutumu genel çerçevede tepki görse de, çıkar çevreleri, <ı>“…Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza…” etme görevi olanların içinden çıkan bir takım <ı>“…dâhilî bedhahlar…” bizi, yani Türk milletini <ı>“…bu hazineden mahrum etmek…” çabasındadırlar…

Anayasamızın birinci maddesinde <ı>“Şekli”, ikinci maddesinde <ı>“Nitelikleri”<ı> belirlenen daha henüz 95 senelik bir geçmişi olan <ı>Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin her alanda eksikleri ve hatta yanlışları olabilir. Bunlar da toplumun birlikte çabası ile elbette düzeltilir ve düzeltilecektir.

Ancak birinci ve olmazsa olmaz şart, devletin <ı>“Şekil”<ı> ve <ı>“Niteliklerini” korumaktır. Gerekli olan, 95 yıl önce kurulurken <ı>“Değişmez”<ı> koşulu ile ortaya konulan temel şekil ve niteliklerin korunması yönünde <ı>“Birlik ve beraberlik” içinde olmaktır.

Türkiye’de hiçbir zaman <ı>“Kürt Meselesi”<ı> olduğu kanısında olmadım, olamam da…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana, evet birçok alanda ve özellikle de <ı>ekonomik alanda bir takım yanlışlıklar yaşanmıştır. Doğu ve Güneydoğu bölgemiz ihmal edilmiştir. Bölge coğrafyası üzerinde yaşayanlar üzerinde de yanlışlık yapılmıştır.

Bunlar kabul…

Ancak bunların düzeltilmesi, halkın <ı>“Mutlu”<ı> ve yaşadığı yerden <ı>“Tat”<ı> alır olması için<ı> gerekli olan şey, yine birlikte ve beraber hareket etmekten geçer…

AKP iktidarı, ülkenin sorunlarını çözmek ve halkın <ı>“Mutlu”<ı> olması ve yaşadığı yerden <ı>“Tat” almasını sağlamayı bir tarafa bırakarak, kavga ortamı içinde kendini yaşatma, taraf etrafını da yaşatma, besleme gayreti içine girmektedir.

İnsanların duygularına seslenip onları ağlatarak veya kendinizin her alanda sorgulanmayacağını düşünerek <ı>“Tek hâkim”<ı> sıfatını takınarak sorun çözemezsiniz.

AKP olarak beslenmenizi <ı>“Kavga” ve <ı>“Uzlaşmazlık”<ı> ortamı yaratarak, üzerine <ı>“Sos”<ı> olarak da <ı>“Mağdur ve mazlum” rolünü ekleyerek ancak belli bir yere kadar beslenebilirsiniz…

Ya sonra?... Sonra <ı>“Obez” olursunuz ve yerinizden kalkamazsınız.

Devlet üzerinde <ı>“Ne pahasına olursa olsun”<ı> düşüncesi ile her istediğinizi yapmaya <ı>“İktidar”<ı> da değilsiniz <ı>“Muktedir” de…

Evet… Millet sizi <ı>“Ne pahasına olursa olsun” yetkisi ile <ı>“İktidar”<ı> yapmadı… O nedenle <ı>“Muktedir”<ı> de değilsiniz.

İşte bütün mesele de burada… Bir de bunu anlayabilseniz…

<ı>12 AĞUSTOS 2009

 
Toplam blog
: 146
: 576
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..