- Kategori
- Siyaset
Bilesiniz ki Atatürk'ün emrine uyacağız

Bazı davranış biçimleri vardır ki, teamülleri[1] vardır, uymazsanız olmaz…
Çünkü o teamüllerin belli anlamları vardır, ne demek istediğinizi anlatır, ayrıca <ı>“Söze” ı>gerek yoktur.
Gazetelerin internet sayfalarında bir haber okuyoruz. İçişleri Bakanı ATALAY, <ı>“Kürt açılımı”ı>nı görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL’dan iki kez randevu istemiş, ancak <ı>“Olumsuz” ı>karşılık almış. Bir başka deyişle Deniz BAYKAL, Bakan ATALAY ila bu konuda görüşmeyi kabul etmemiş.
Gerekçe olarak da <ı>“Bu konuda artık kapalı kapılar arkasında görüşmeye gerek olmadığını” ı>belirtmiş. Habere göre böyle…
Aslında elbette <ı>“Böyle” ı>değil…
Teamüllere göre böyle bir konuyu görüşmek üzere muhalefet partisi Genel Başkanının muhatabı, doğrudan başbakandır. Eğer başbakan, konuyu “Bakan” seviyesinde iletmek istiyorsa, muhalefet partisinin içinde <ı>“Bakana eşdeğer muhatabı” ı>ile görüşmek durumundadır.
Hükümetin bakanı, ana muhalefet partisinin genel başkanına ancak <ı>“Bilgi” ı>sunmak üzere ziyaretine gidebilir. O da kabul görürse…
İçişleri bakanı, ortalığının birbirine karıştığı bir zamanda, <ı>“Ana muhalefet” ı>partisine <ı>“Kürt açılımı” ı>bilgilerini sunmak için giderse, bu teamüllere uygun düşmez.
Hele başbakan, bu konuda görüşmek üzere PKK’nın TBMM içindeki uzantısı ile <ı>“Konuşmam” “Muhatap almam” ı>gibi cümleleri kurup, sonra da gidip görüştüğü bir ortamda…
Dahası…
Samimi ve şeffaf olacaksınız…
Önce <ı>“Açılım”ı> dediğiniz şeyin içeriğini anlatacaksınız millete… Hem de muhalefetten önce…
Önceki gün yazdığım yazıda da ifade ettiğim gibi, millet <ı>“Aç… Aç… Aç…” ı>diye tempo tuttuğunda, açtırmak ve görmek istediği şeyin ne olduğunu <ı>“Açıkça” ı>ifade ediyordu… Samimice, yalansız dolansız ve net olarak…
Ama iktidar olarak sizin <ı>“Açıp da göstermek istediğiniz” ı>şeyin ne olduğunu bilmiyoruz…
İşin başka garip tarafı, bu konuda şurada burada ve özellikle televizyon kanallarında boy gösterenler de <ı>“Açıkça” ı>ifade etmekten çekiniyorlar ne istediklerini…
Önce herkes samimi ve şeffaf olacak. Öyle eveleyip gevelemeyecek, doğrudan ne istiyorsa söyleyecek ki, biz de bileceğiz, herkes bilecek.
Yapılmak istenilenlerin farkında olmadığımız sanılmasın. Hepsinin farkındayız. Bakınız geçenlerde Diyarbakır’da bir gösteri yapıldı. Adı “<ı>OHAL GAZİLERİ ŞEHİT AİLELERİ İLE İNSAN HAKLARI YARDIMLAŞMA ve DAYANIŞMA DERNEĞİ” ı>olan dernek, <ı>“Şehit anneleri” ı>ile <ı>“PKK’lıların anneleri”ı>ni bir araya getirdi(!)…
Sözüm ona yani…
Şimdi sorarım siz <ı>“Ohal gazileri, şehitleri” ı>ayrı diğer <ı>“Şehitler” ı>ayrı mı? Ya da <ı>“Ohal gazileri, şehitleri” ı>olarak ve <ı>“İnsan hakları yardımlaşma ve dayanışma” ı>olarak amaçlanan ne?
Türkiye’yi bölüp parçalama yolundaki faaliyetleriniz yetmedi de şimdi de <ı>“Şehitler” ı>arasında mı farklılıklar yaratmak çabasındasınız?
<ı>Ohal Gazileri ve Şehit Aileleri İnsan Hakları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin, Şehit Aileleri ve PKK’lı annelerin bir araya getirilmesi ile ilgili organizenin, şehit Aileleri ve dernekleri ile ilgisi olmadığını bilemeyecek kadar aptal mıyız acaba?ı>
Bu gösterideki amacı da yutmadık bilesiniz…
Tekrar etmekte fayda var… Samimi olacaksınız, ne istediğiniz söyleyeceksiniz. Millet olarak ne yapmak istediğiniz bileceğiz ki destek veriyor muyuz vermiyor muyuz göreceksiniz. İktidarın <ı>“Ben yapıyorum olacak”ı> dayatmasını kabul etmeyiz, etmeyeceğiz de…
Bu anlayış ile yapılacak her türlü girişimin altında kalır, kim yaparsa…
Bilesiniz diye açıkça “Açıp” gösteriyorum…
Neyi mi gösteriyorum?
Elbette tavrımı canım, başka bir şey anlamayın yani…
Ve bir hatırlatma…
<ı>Atatürk’ün emrine bugün de uyacağız…ı>
Ey yetkililer…
Bugün sizlere bildirmek istediğim bir şey daha var, açın kulağınızı, iyi dinleyin…
Aklınızdan geçirdiğiniz <ı>“Kürt Açılımı”ı>nın içeriğiniz bilmiyoruz. Eğer o açılımın içeriğinde bu milleti ve vatanı, bugünden yarına her hangi bir şekilde bölmek amacına yönelik ise, bilesiniz ki Atatürk’ün emri hala hafızalarımızdan silinmemiştir. O emri size de hatırlatmak isterim…
Çanakkale savaşı sırasında 19'uncu Tümen Komutanı olan Mustafa Kemal, 25 Nisan 1915 sabahı Conkbayırı'nda savaşan 57'nci Piyade Alayı'na aynen şu emri vermiştir: <ı>“Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir.”ı>
Bizler de… Aynen 57’nci Piyade Alayının neferleri gibi, bu emre uyacağız ve vatanımızı ve milletimizi <ı>“Açılım”ı> teranesi ile bölmek ve parçalamak isteyenlere izin vermeyeceğiz…
Evet… Belki bu uğurda öleceğiz de…
Evet… Belki bu uğurda <ı>“Darbe yapacaklardı” ı>diye yargılanacağız da…
Ama Atatürk’ün bize verdiği <ı>tarihi emirı>, yerine getirilecektir.
Şehit kanlarıyla sulanmış bu vatanı, her evinde bir şehit ruhu olan bu vatanın evlatları, bu <ı>tarihi emre uymak için ı>hazırda beklemektedir.
<ı>11 AĞUSTOS 2009 ı>
<ı>[1]ı><ı> Bir yerde öteden beri olagelen davranış…ı>