- Kategori
- Çocuk Psikolojisi
Akrostiş hayatlar...

Kızımla -yine- parktaydık. (İnsanın altı yaşında bir kızı varsa, bir de ev hanımıysa, gününün bir kaç saatini parklarda geçiriyor.) Biz anneler sohbet ederken, çocuklarda oyun oynuyordu. Yanımıza anketör olduğunu söyleyen genç bir delikanlı yanaştı. İznimizi de alarak, bize bebek ve çocuk gelişimi hakkında bir kaç soru yöneltti. Kaç aya kadar sadece anne sütü verilmeli, ek gıdalara ne zaman başlanmalı, tuvalet eğitimi, okula başlama yaşı... vs… Hepimiz çok bilgili ve bilinçliydik…
Anketörün gitmesiyle konumuz değişti, farklı bir boyut kazandı. Eskiden annelerimizin bizimle o kadarda ilgilenmediği, fazla da bilinçli olmadıkları, özellikle de geleceğe hazırlama ve eğitim konusunda bizim daha bilgili ve ilgili olduğumuz, şimdiki çocukların çok şanslı olduğu...
Oysa ben şimdiki çocukların daha şanslı olduğu kanaatinde değilim. Biz bilgili, ilgili ve onlar için "en iyisini" isteyen "bilinçli" anneler, çocuklarımızı aşırı sahipleniyoruz. Onların geleceğini kendi geleceğimiz, okullarını da sosyalleşme alanımız gibi görüyoruz. Her türlü rekabette önde olsunlar diye kardeşçe yaşamayı, en kötü huyları "iyi niyetleri" olmasın diye paylaşımcı olmayı, kimseye ezilmesinler diye fedakârlığı hayatlarından çıkartıyoruz; onları bencilleştiriyoruz. Çocuklarımızı yetiştirirken modern çağın değerleriyle değerlenen idealleri benimsiyoruz. Hayatlarında, bizce, varmaları gereken noktaları belirleyip ve sonra da ona ulaşmasını bekliyoruz…
Onlara akrostiş bir gelecek sunuyoruz. Harf harf ulaşmasını beklediğimiz ve ana kelimesini bizim belirlediğimiz...