- Kategori
- Antalya
Akşam koşuları ve portakal çiçeğinin kokusu

Bir süreden beri akşamları koşuyorum.
Saat 21.00’de başlayan koşum gece saat 24.00 gibi bitiyor.
Yanlış anlamayın, üç saat değil koşu sürem, sadece akşamın o büyüleyici kokusunda sokaklarda dolaşmak hoşuma gidiyor.
Şu anda portakal ağaçları çiçeklerini açmış, her yan müthiş bir kokuya bezenmiş durumda Antalya’da.
Antalya’nın her yanı parfüm kokuyor.
Evden çıkıp sitenin bahçesine indiğimde inanılmaz nefis bir koku ile karşılaşıyorum.
O kokuyu ciğerlerimin en küçük parçacıklarına kadar ve en ücra noktasına kadar çektikten sonra başlıyorum koşmaya.
Yorulmak mı?
“Bana mısın demiyorum”.
O güzel kokunun her anındaki tadını sonuna kadar çıkarıyorum.
Dün akşam hafif bir de yağmur yağdı.
Seyrek bir yağmurdu ve o yağmur ortaya nefis bir toprak kokusu da çıkarmıştı.
İşte o toprak kokusu, portakal çiçeğinin o nefis kokusu ile birleşince inanılmaz bir güzellik çıktı ortaya.
İşte ben Antalya’nın bu güzelliğini hiçbir şeye değişmem.
Sanırım Antalya’nın en güzel yanı bu olsa gerek.
Toprak kokusu, Çam kokusu ve Portakal Çiçeğinin etrafa yaydığı koku.
Unutmadan deniz ve yosun kokusunu da ilave edeyim.
Dün gece de bir hayli koştum.
Sanırım beş km.lik bir koşuydu ve sonrasında parkın bir noktasına konmuş olan spor aletlerini kullandım.
Vücudumda hareket etmeyen tek bir nokta kalmadı.
Eve tekrar döndüğümde vakit olmuştu gece yarısı ve bir duş aldıktan sonra mışıl mışıl bir uyku çekip, sabah erkenden işin yolunu tuttum.
Koşu seanslarım öyle sanıyorumki yaşantımın bir parçası halini alacak gibi.
Uzun zamandan beri sürdürdüğüm bu aktiviteden bundan sonrası için vazgeçmek yok.
Sonuçta sağlıklı yaşama ihtiyacımız var.
Hayat malum, sağlıksızlık diz boyu ve bizde bu sağlıksız halimize bir nebze olsun sağlık katmaya çalışalım.