- Kategori
- Antalya
İş yaşamı ile ilgili

Kaliforniya ormanlarından bir görüntü.
Çok güzel bir pazar günü, yani dün. Üzerinden henüz 24 saat bile geçmedi. Gördüğüm ve görünmeyen kısmını hissettiğim olgular, benim belleğimde defalarca çok çok güzel ve tekrar tekrar canlanırken, görünenleri ve görünmeyenleri, okumak lûtfunda bulunan sizlerle paylaşmaktan kendimi alamadım.
İstanbul'dan gelen akrabamız hanımı, yatılı olarak konuk ediyoruz. Hava çok güzel, güneş harika , portakal ve limon çiçeklerinin birbirine karışan parfümsü mis gibi kokusu, balkonda derinden aldığımız nefeslerimizde. Yüzlerde tebessüm. Antalya'nın en güzel günlerinden biri, üstelik pazar. Bu güzel günü, evin dışındaki biryerlerde , özellikle de doğal ortamda olmak konusunda diğerleriyle hemfikir olduktan sonra hep birlikte dışardayız.
Değerli okurlar, burası Antalya, abarttığımı sanmayın. Gerçekten güzel bir yer burası. Havası, suyu, doğal çevresi ile YAŞANILACAK YER ANTALYA. Yaşamsal ekonomik güzelliklerine bir başka yazımda değineceğim. Evet nereye gidelim, nereye? evden özellikle hazırlıksız çıktık yani kumanya falan almadık. Geyikbayırı yolunda genelde hanımların adlarını almış gözleme imalat yerlerini biliyoruz. İstikamet o tarafa. Allahım o ne tabiat, o ne güzellik, herşey çok doğal, tam bana uygun. Kökende köy kızıyız ya. Rastgele, ismiyle ve görüntüsü ile gözümüzü okşayan bir yere girdik. ismi de görüntüsü ile özdeşleşiyordu, evet bir gül bahçesine girdik. Daha girerken bir bey arabamızı park etmemize yardımcı olduktan sonra mutlu, heyecanlı olarak bizi karşıladı. "Bu kişi burada bugün işe başlamış olmalı" diye geçirdim içimden.
Ahşaptan yapılmış küçük, tek ailelik, birbirinden bağımsız, yerden 75 cm yükseklikte, ihtiyaca cevap verebilecek pratiklikle döşenmiş, etrafı açık, sevimli odalardan çok sayıda vardı. Arzu edenler için, bahçeye serpiştirilmiş masalar da görülüyordu. Ahşap odacıklardan birinde karar kıldık. Etrafı ve odayı incelemeye başlarken, girişte bize yardımcı olan bey, isteklerimizin notunu aldı, diğerlerine iletti. Bahçede güller, çocuklar için düşünülmüş mini çocuk bahçesi, hamak, biraz daha ilerde lavabo, VC . küçük odamızda, askılık, vantilatör, güneşten ve yağmurdan koruyabilecek özellikte yapılmış, kenara saklanmış perdeler. yerde şark köşesi tarzında tertemiz minderler, ortada cüce ayaklı, temiz örtülü bir masa. En ince ayrıntıya kadar her şey düşünülmüş.
Böylesine müşterisinin rahatına özen gösteren bir patron çok başarılı olmalıydı. Gözlerimiz PATRONU aradı. Girişteki yardımcı olan bey, çalışan çok sayıdaki elemanlara direktifler veriyor, heyecanla herşeyle, her müşteriyle ilgileniyordu. Anladık PATRON "O" idi. Derken, siparişler geldi, gözlemeler, semaverde çay, herşey tamamdı. Ama biz tamam sanmışız. Çaylar soğuk, bebeklerin içtiği gibi. Hoşgörümüz var ya. Eh azıcık kusur olmalıydı. Ama o çaylar son bardakta bile istenilen sıcaklığı bulamamıştı.
Kalktık, hesabı öderken ben kendimi tutamadım Patrona:
-Burada herşey tamam, lakin bir eksiğiniz var, şuraya bir ŞİKÂYET KUTUSU koymalıydınız, mesela ben oraya soğuk çay içtiğimizi yazacaktım, dedim. Çaydan sorumlu kişi çağrıldı, o birşeyler söylemek istedi, biraz kem-küm. Patron konuya hakim:
-Efendim kusura bakmayın, tüm kabahat bizim, özür dileriz. deyince bendeniz:
-Biz de işletmeciyiz, esnafız, şikâyet olarak değil, bizden sonrakilerin memnuniyeti açısından size bildiriyoruz. dedim. Adam o kadar canla başla heyecanla işine sahipti ki , ben ve oğlum aralıklarla ona:
-Helâl kazanç ve başarılar diledik ve "SEN BAŞARIYA MAHKUMSUN" dedik, Soğuk çayı unutup, çok mutlu bir şekilde evimize döndük.
Küçük hatalar için HOŞGÖRÜ GÜZELDİR diyorum.
Sizlere de daima mutluluklar, şimdilik hoşca kalın.