​ Akşam yine akşam / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '08

 
Kategori
Güncel
 

Akşam yine akşam

Akşam yine akşam
 

Zil sesi ile uzanıyorum çantama.

Akşamın acelesi varmış gibi siyah tülünü örtmüş de gelivermiş. Siyah hırkam koltuğumun altında kapıyı açıp çıkıyorum dışarı.
İnceden bir rüzgar titretiyor cesur görünen ama ilk hamlede ürperen tenimi. Acele ile giyiyorum yaz boyunca hor gördüğüm yün hırkamı. Isınıveriyor tenim bedenim. Özlemişim bu sıcaklığı, sarınıyorum keyifle.

Yorgun insanlar, telaş içindeler, ışıl ışıl her yer, ellerinde paketlerle sabahtan eşinin çocuğunun siparişini alma çabasındaki anneler babalar.

Çocukluğum geliyor aklıma eli kolu dolu evine gelen babaları görünce ne çok imrenirdim öyle. Filmlerde de olur; evin reisi başında şapkası kolunun altında büyükçe bir kese kağıdı içinde çocuklar için meyve, beyaz ambalaj kağıdına sarılmış iki ekmek ile çalar kapıyı. Koşar açarlar kapıyı çocuklar, anne eşine sarılır "hoş geldin" der.

Eli kolu dolu gelmeli eve babalar...

Biniyorum evime kavuşturacak arabaya.

Yorgun yüzler, yazın o rahatlığı, ışığı yok kimse de. Dışarıya bakıyorum. Hayalet bir kent gibi görünüyor evler. Tek tük ışıklar yanmış. Müzikler bile değişmiş radyoda çalan. Nasılsa tüm turistler gitti, dönelim kendimize der gibi hafif acılı bir şarkı usuldan kulaklarımızı tırmalıyor.” La havle vela kuvvet” diyerek sessizce sineye çekiyoruz şoför arkadaşın seçimini.

Ücretini ödeyip iniyorum. Issızlaşan sokağa giriyorum. Mandalin bahçelerinin arasından kendi adımlarımı duyarak usulca geçiyorum.

Mandalinler sarı lira misali süslemişler yeşil yaprakları. Sokak lambasının soluk ışığında keyiflendiriyor ruhumu.

Evim karanlıklar içinde. Bahçemde ki ağaç mutfak pencerem, karanlıktan bana sesleniyor adeta.”

Gel hadi anahtarı sok kilide, yak ışığı, bas televizyona ses gelsin ışık gelsin.

Mutfağa giriyorum. Yazın yüzüne bakmadığım tarhana torbasını alıyorum. Tencereye su koyup üç kaşık tarhanayı boca ediyorum suya. Sıcacık bir çorba çekiyor canım bu üşüten akşam da.

Ocağı yakıyorum ağır ağır karıştırıyorum tarhanayı. Fıkırdamaya başlayınca biraz yağ ve salça karışımına ezdiğim iki sarımsak ve tuz karışımını koyup naneyi en son koyarak ocağın altını kapatıyorum.

Birden aklıma bir gün öncesin de haşladığım börülceler geliyor, çölde su bulmuş gibi seviniyorum. Sarımsak limon ve tuz ilavesi ile muhteşem bir salata hazırlıyorum kendime. Tepsiye diziyorum hepsini, haberler bitiminde keyifle izlediğim dizi için hazırlanıyorum.

Sanki birazdan gong çalacak, ışıklar sönecek ve film başlayacak gibi yerimi alıyorum.

Ve perde…

Ne yazmayı düşledim, neler yazdım…Olsun çoktandır yazmayan parmaklarım bunları yazmak istedi.

Yine yazarım, yaz bitti…
Sonbahar insanın dilini çözüyor sanki… sevgi ile kalın efendim.

 
Toplam blog
: 292
: 1094
Kayıt tarihi
: 08.03.07
 
 

Yazmaktan hoşlanan... Kelimeleri renklendiren bir sihirbazım ben.. Bodrum'da yaşamaktayım.. Sev..