- Kategori
- Futbol
Alex... Atıyor attırıyor. Daha ne olsun...

Bravo Kaptan...
Fenerbahçe'de birçok Brezilyalı var ve aynı dili konuşuyorlar ama onun futbol dilinden anlayan hiçbir arkadaşı yoktu sahada... Türk olupta onunla aynı dili konuşabilen tek futbolcu olan Semih'in de olmaması onu sahada öksüz bırakıyor... Alex'in hakkını verecek bir forvetin olmaması ise çok acı...
Fenerbahçe Alex'siz kazanabilirmiydi bu maçı çok merak ediyorum ? Bu soruyu mutlaka Daum'da sormalı ve Alex'siz Fenerbahçe alternatiflerini kafasında kurması gerekiyor...
Geçen maç yazımın başlığını "Dos Santos ısrarı takımı eksik bırakıyor" olarak koymuştum. Maçın başında Dos Santos'un müthiş estetik golü geldiğinde acaba bana cevap mı verecek sahada diye düşünürken 90 dakika sonucunda maalesef yanılmadığımı gördüm... Belli ki Dos Santos bu tarz estetik hareketleriyle bizleri kandırmaya devam edecek. Ya da Brezilya'da ligler devam ederken gelen Dos Santos'un ciddi bir yorgunluk sorunu ile karşı karşıya olduğu gerçeği mevcut. Birçok pozisyonda fizik yetersizliği çok açık gözüküyor...
Sağ tarafta da Topuz'un bir kanat oyuncusu gibi gözükmediği, sağ taraftan bir kez çizgiye inip tek orta yapamadığını gördük. Dos Santos'un ve Topuz'un bu etkisiz görüntüleri neticesinde Gökhan Gönül'ün ve Carlos'un da yeterli hücum desteği veremedikleri bir maç oldu...
Aslında daha da önemlisi hem Fenerbahçe takımının hem de taraftarının rahat rahat maç oynamaya ve rahat rahat maç seyretmeye gönülleri yok. Hep maç içinde bir aksiyon bir heyecan olmalarını istiyorlar. Çünkü Fenerbahçe öyle veya böyle 1 gol bulduktan sonra rahat rahat kazanacağı yerde geriye çekilerek ve maçı rölantiye alarak rakibin üzerine gelmesini sağladı ve tıpkı Sion, Antep ve Kayseri'deki gibi kalesinde golü de gördü. Bükreş'in golü yine bağıra bağıra geldi ve ne saha içinde ne saha dışında önlem alan olmadı... Bu gol takımı da tribünleri de hareketlendirip maça tekrar aksiyon kattı. İkinci yarıda Fenerbahçe'nin rakibi domine ettiğini ve her dakikada futbolcuların yüzünde "nasıl olsa kazanırız" havasının hakim olduğunu net şekilde gördük...
Ancak anladığımız kadarıyla henüz Daum'un 1-0'dan sonra takımının geri çekilmesi hastalığına ve futbol oynamayı bir kenara bırakmasına çare bulamadığını da görmekteyiz.Ayrıca mutlaka kanatların daha etkili kullanılması yönünde de çareler geliştirmesini bekliyoruz. Uğur Boral için olumsuz yorumlarımız oldu ama bu kadar acımasız şekilde kenara itilmemesi gerekiyor.
Göbekte Emre ile Christian'ın uyumlu futbolu devam ediyor. Çok öne çıkmasalarda belli standartın altına düşmedikleri için onlar için olumsuz birşey söylemek zor. Ancak geride Bilica attığı güzel golün dışında geride riskli işler yapmaya devam ediyor. Bilica'nın mutlaka daha az risk alıp çok büyük bir takımda oynadığını sık sık hatırlaması gerekiyor.
Takımın haşarı çocuğu Kâzım forvet hünerlerinin hepsini Galatasaray maçında bıraktığı için olsa gerek bu maçta kendisini bir türlü oyuna veremediği gibi rakipten çok, devamlı hakemle didişdi durdu ve sorumsuz bir kart gördü. Daum'un onu geç değiştirmesi Guiza'nın kredisinin de azaldığının göstergesidir...
Son sözümü yine büyük kaptan'a bırakıyorum... Her maç onun için nasıl cümle kuracağımı şaşırıyorum... Attığı gol kare kare gözümün önünde... Yine müthiş bir zaman diliminde büyük bir sorumluluk alarak ve ayaklarından müthiş bir zeka fışkırarak topu soluna çekip köşeye bırakması anlatılmaz, ancak yaşanır...
Fenerbahçe tribünlerinin kaptanı için derhal özel bir beste bulup ölümsüzleştirmesi gerekiyor...
Lider Avrupa'da da lider...
Ahmet ÇELİKSÜNGÜ
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır