​ Alex, Emre, Bilica... Milliyetçilik, ahlak, örnek olma, yabancı sayısı... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '10

 
Kategori
Futbol
 

Alex, Emre, Bilica... Milliyetçilik, ahlak, örnek olma, yabancı sayısı...

Alex, Emre, Bilica... Milliyetçilik, ahlak, örnek olma, yabancı sayısı...
 

Futbolumuzda tartışılan çok konu var, Alex'in, Emre'nin değeri, Bilica'nın karakteri, futbolcuların örnek olup olmaması, ahlaklı olup olmaması, yabancı sayısının yararı, zararı... Bir kaç veri ve fikir vererek bu konuları biraz eşelemek istiyorum. Daha önceki bloglarımda ve yorum/cevap bölümlerinde yazanları tekrarlamamaya çalışarak ve bakış açılarını daha farklı noktalara taşıyarak konuya nacizane yorumumu getirmeye çalışacağım.

Şimdiye Alex, Emre mukayesesini oldukça yaptık, Alex'in inanılmaz istatistiklerini de yazdık, tartıştık. Aslında ne kadar ikisi de orta saha oyuncusu olsa da genel olarak oynadıkları asli mevkileri ve görevleri farklı. İkisinin de futbol yetenekleri tartışılmayacak boyutlarda ve bence yetenek açısından mukayese etmek anlamsız, farklı meziyetleri olan ve bu farklı meziyetlerde hakikaten dünya çapında olan iki oyuncu, birbirlerin de alternatifi değiller. Fakat genel anlamda takıma faydalarını tartışmak mümkün, mesela sayın Rıdvan Dilmen defalarca Emre Fenerbahçe'nin herşeyi diye yazdı ve konuştu. Ben bu noktada fikren ayrılıyorum ama bu meseleye diğer bir blogumda detaylı olarak değeneceğim, bu sefer ki blog zaten fazlasıyla uzun olacak.

İçimizdeki tartışmaya farklı bir boyut kazandırma amacıyla yurt dışında oluşan intiba üzerinden bazı veriler paylaşmak istiyorum. Bu yönde araştırma yaparken, tüm dünyada itibar gören ve çok güncel bilgiler üzerine hareket eden transfermrkt den bazı görüntüler aktarmak istiyorum.

Mesela bu sitede dünyanın en değerli 32 yaş üstü orta saha oyuncularını sorguladığınız zaman ortaya çıkan sıralama, milyon Euro olarak değerleriyle şöyle:

1. Michael Ballack - 12 Milyon Euro

2. Alex De Sousa - 9.5

3. Massimo Ambrossini - 7.0

4. Gilberto Silva - 6.5

5. Mark Van Bommel - 6.5

...

9. Guti - 5.5

10. David Beckham - 5.0

...

18. Ayhan Akman - 2.0

Bu ilk 20 listesinde olan başka oyuncular arasında Seedorf, Viera, Perotta, Deco, Giggs, Zanetti, Veron, Zé Roberto, Camoranesi, Juninho, Ahmed Hassan gibi isimler de yer alıyor. Yani dünya Alex De Sousa'yı böyle görüyor ve bu oyuncuların tümünün üstünde değerlendiriyor.

30 yaş üstü orta saha oyuncuları ilk 20 listesi ise şu şekilde:

1-Lampard (30), 2-Pirlo (16), 3-Pizarro (13.5), 4-Stankovic (13), 5-Ballack (12), 6-Alex (9.5), 7-Raphael Marquez (9)...

Bu listede ilaveten, Kewell, Ernst, Simplicio, Scholes, Gattuso, Philip Neville, Cissé, Riquelme, Conti, Dalmat gibi oyuncular da yer alıyor.

Ya tüm dünya çıldırmış, ya da Alex lobisi uluslararası bir hal almış...Bu arada 9.5 Milyon Euro biçilen Alex'in yanı sıra bir kaç geride bıraktığı oyuncunun piyasa değerini verelim:

Thierry Henry (9.0), Grafite (9.0), Govou (8.5), Raul (8.0), Klose (7.5), Mutu (7.5)...daha genç yetenekler de var: Rakitic (9.0), Denilson (9.0), Capel (8.0), Sergio Canales (8.0), Asamoah (7.0), Giovanni Dos Santos (5.5), Stoch (5.5), Dia (6.5), Topuz (6.5), Hurmacı (4.5).

Quaresma (10) ve Emre (10, 5) şu an Alex'in üstündeler fakat ikisi için de bu durum yeni. Emre 3.8 Milyona kadar gerilemişti ve son zamanlarda FB'de sürekli oynayarak, milli takımda oynayarak 10.5'a yükselmiş durumda. Şubat 09'ta değeri 3.8 olduğu dönemde, aynı takımda Alex yine 10.5 değerindeydi. Ayrıca 30 yaşının üzerinde aynı performansa yılda 1 Milyon € kadar bir değer kaybı oluyor, 25 üzerinde ise aynı performansa 0.5 Milyon yıllık değer kaybı (performans yükselirse fiyat yükselebiliyor tabi, performans düşerse değer kaybı daha da büyük olabiliyor doğal olarak). Bu açıdan Emre'nin 3 yıl, Quaresma'nın ise 5 yıl daha genç olduğunu unutmamak lazım.

Aslında burada vurgulamak istediğim çok basit; Alex'in değeri ülkemizde tartışıla dursun, tüm dünya duygusal, milliyetçi, fanatik yaklaşımlardan arınmış olarak Alex'in bugunkü performansını dünyanın sayılı futbolcuları arasında görüyor. Şimdiden kulağıma sayın Emrah Öner'in, bana ne bana ne, ben Alex'i ilk 11ime değil, ilk 50me almam serzenişleri geliyor. Olsun, herkes şarap içebilir, hatta çok şarap içebilir, şarabın iyisinden anlayacağı anlamına gelmez.

İkinci ve önemli bir konu milli duruşumuz, hem FB'de, hem milli takımda kaptanlık rolü yapan Emre Belözoğlu son yıllarda saha dışında çok geç kalmış ve oldukça yavaş bir olgunlaşma gösterse bile, futbol yetenekleri tartışmasız çok yüksek olsa da, hakketmediği kadar önemli bir noktada ve bu futbolumuz için vahim bir durum.

Yorumcular Emre'yi yere, göğe sığdıramıyor, Emre yılın futbolcusu seçiliyor, Başbakan nikahında şahitlik yapıyor ve kaptanlık rolleri veriliyor kendisine hem kulüp seviyesinde, hem milli takımda. Bu bakımdan da gençlere örnek gösterilmiş oluyor, örnek teşkil ediyor. Fakat bu bakış Emre'nin sadece tek bir yönünü görüp geri kalanını vatan evladı diye görmemezlikten gelmek oluyor.

Emre daha 20 yaşını doldurmadan sabahın 5.30'unda, bomboş yolda, "namaza giderken" adam ezmiş bir insan, Türkiye'nin en imaj zedeleyici futbol olaylarından Isviçre maçında başrol oynamış bir futbolcu, GS günlerinde, ulusal televizyonda, kendilerini korumakla görevli polis memurunu "laf etti" diye tartaklamış bir vatandaş, Ingiltere'de "elçi" konumundayken ırkçılıkla suçlanmış bir Türk, daha geçenlerde kendisine faul yapan genç oyuncuya boyun kesme hareketi ile "sen öldün" işareti yapan bir meslektaş (kendisine yapılan faulden fazlasını rakiplere yapmasına rağmen), maç içerisinde her yakın çekimde ağzından a.k.ç sözlerinin döküldüğünü gördüğümüz bir rol modeli, kendisine yapılan faullerden sonra her zaman intikam almaya çalışan bir sporcu, bir yerine beş takla atıp her zaman hakemi aldatmaya çalışan bir profesyonel, maç içerisinde her zaman agresivite, hırçınlık ve tansiyonun merkezi. Bu listeyi uzatmak mümkün ama sanırım demek istediğim anlaşılmıştır, bu oyuncuyu, sporcuyu, vatandaşı, insanı biz örnek olarak, kaptan olarak sunduğumuz zaman doğru yapmış oluyormuyuz? Nobre'yi eli ile gol attığı için sahtekar, Bilica'yı penaltı noktasını kazdığı için karaktersiz, Nouma'yı malum yerini tuttuğu için istenmeyen ilan eden bir ülkede Emre'nin ulusal kahraman ilan edilmesini izah etmek, Gökdeniz'in şike yaptığı resmi olarak kanıtlanmışken onun milli takıma alınmasını isteyenlerin hala var olması, şike olayından sonra milli takımda oynamış olması ülkemize yakışmaması gereken olaylar değil mi? Yok efendim, çok hırslı, yok gençlik hataları diyerek geçiştirmek yakışık olmuyor, adam başka oyuncuya boynunu keserim hareketi yaptığında 29 yaşındaydı. Daha bu son milli hezimetimizden sonra Hürriyet yazarı Mehmet Y. Yılmaz Gökdeniz'in gözlerden uzaklaşınca, gönüllerden uzaklaştığını yazmış. Yani Türk milli takımının hali o kadar kötü, cebine milyonlar girerken şike yapacak kadar profesyonellikten uzak, ahlak ve karakter değerleri düşük oyunculara bile muhtacız!

Bir çok kişi Emre ve Alex mukayesesi yapıyor ama resme bir bütün olarak bakmak gerekiyor, sadece avantaj sağlayan dar açıdan değil, ne de olsa ülkemizin, belki de dünyanın gelmiş, geçmiş en önemli ve saygın liderinin çizdiği yolda yürümeye değer veren bir ulus olmaya çalışıyoruz ve onun görüşünü hepimiz ezbere biliyoruz, "Spor , yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetliler, zeka kavrayışı yerinde olan daha az kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim." Geçenlerde eşinin ameliyat haberinden dolayı aklının karıştığını dürüst bir şekilde ifade eden Alex'e bu sebeple eleştirenler var, oysa aileden daha büyük bir öncelik olabilirmi? Adam 6 yıldır, ülkesinden uzak ve tek destek ünitesi ailesi; çocuklarının annesi ameliyat edilecek ve neden aklı orada kaldı diyebiliyoruz! Üstüne üstelik adam çıkıp maçı oynamış ve oyundan çıkarılana kadar FB önde! Adam dobra dobra gerçekleri söylüyor ve biz bunca yakışıksız adamı kucaklayıp, örnek olması gereken bu kişiyi karalayabiliyoruz. Verdiğimiz mesaj nedir peki? Para, futbol aileden önceliklidir mi?

Bir futbolcuyu örnek olarak yüceltirken sadece futbolsal yeteneklerine bakmamak yetiştirmek istediğimiz gençler açısından çok çok önemli.

Genç yetiştirmek konusuna gelmişken ve bu son milli faciamızdan sonra yabancı oyuncu sınırı ve oyuncu kalitemizi nasıl etkilediği konusuna geçmek istiyorum.

Bir çok yazar, futbol adamı ve uzman yabancı oyuncu sayısının kısılmasının daha çok ve daha kaliteli Türk oyuncu yetişmesine yol açacağını savunuyor. Bu bir aldatmaca kanımca ve nedenlerini anlatmaya çalışacağım.

Gökhan Inler, Eren Derdiyok, Hakan Yakın, Mesut Özil, Murat Yakın, Serdar Taşçı, Mehmet Ekici, Ilkay Gündoğan, Taner Yalçın, Deniz Naki, Tanju Kayhan, Yasin Pehlivan, Veli Kavlak, Ramazan Çevik, Atila Turan, Tolga Ciğerci, Yunus Malli, Cenk Çokiçli, Kaan Ayhan, Koray Kaçınoğlu, Levent Ayçiçek, Robin Yalçın, Emre Can, Okan Aydın, Samed Yeşil, Levent Gülen, Musa Araz, Endoğan Adili, Mehmet Aurelio, Hakan Balta, Halil Altıntop, Hamit Altıntop, Nuri Şahin, Yıldıray Baştürk, Mevlüt Erdinç, Serkan Çalık, Aykut Erçetin, Ferhat Çökmüş, Kazım Kazım, Ceyhun Gülselam, Önder Turacı, Sinan Bolat, Ömer Erdoğan, Özer Hurmacı, Turgay Bahadır, Sezer Öztürk, Deniz Barış, Mustafa Doğan, Tayfur Havutçu, Ümit Davala, İlhan Mansız, Mustafa Izzet; Suat Türker, Serdar Kesimal, Barış Serbest, Özkan Uçar, Fatih Mustafa Baydemir, Sefa Aksoy, Mahmut Temür, Süleyman Çelikyurt, Hasan Ali Kaldırım, Ömer Şişmanoğlu, Murat Kalkan, Hurşit Meriç, Tunay Acar, Ferhat Bıkmaz, Serkan Şahin, Jem Paul Karacan, Ergün Berisha, Gökhan Töre, Deniz Yılmaz, Tunay Torun, Zafer Yelen, Barış Başdaş, Burak Kaplan, Serdar Gürler, Tevfik Köse, Tolgay Arslan, Şahin Aygüneş, Furkan Özçal, Alper Uludağ, Şahin Aygüneş, Serhat Kurt, Hakan Çalhanoğlu, Yusuf Mersin, Burak Kardeş, Serhat Çakmak, Onur Yıldırım, Ali Çelik, Muhammet Mert, Rıdvan Armut, Taşkın Çalış, Okan Derici, Aykut Özer, Servan Taştan, Kani Özdil.

Listenin başındakiler tamam da devamındakiler de kim diye soruyor olabilirsiniz, ama aslında bu listedeki tüm oyuncular milli oyuncular, bildikleriniz dışında olanlar şu an bizim veya belli başlı Avrupa takımlarının ümit, 17, 16, 15 altı milli oyuncuları. Bütün bu oyuncuların ortak özellikleri nedir peki? Hepsi Türk, milli ve tümü alt yapısını yurt dışında tamamlamış (tamamlayan) oyuncular. Peki bu ne ifade ediyor? 72 Milyon türk ülkemizde, 5 Milyon Türk yurt dışında ama bakınız oranlara, sayılarına ve görün ki milli seviyeye varan Türk oyuncularının ciddi bir oranını oluşturuyorlar ve bu azalarak değil, artarak ilerliyor. Bunların bir kısmı zaten Türkiye için oynamıyor, biz de onlara kızıyoruz! Koyu olarak gözüken oyuncuların tümü başka milli takımlarda oynuyor (Almanya, Ingiltere, Avusturya, Belçika, Fransa, Luxemburg...), çoğu genç ve daha A-milli olmadıkları için Türk milli takımını seçme opsiyonları halen var.

Onların oynadıkları liglerde Türk oyuncu oynatma şartımı var, çoğunluk Türk mü? Hayır ve de üstüne üstelik düşmanlık bile vardır ve yine de oralarda yetişen Türk oyuncuları daha başarılı (oran olarak). Bu ne demek? Bunun anlamı gayet açık, Türkiye'de aynı jenetik alt yapı ile daha az oyuncu yetişmesinin sebebi Türkler.

Yabancı oyuncu sayısı ile ilgili sınırın en önemli etkisi dar bir havuz olan Türk oyuncularının bonservislerinin ve ücretlerinin şişmesi ve onlarında erkenden "vardım" psikolojisine girmesi. Nobre Brezilyalı olsa (TC pasaportu olmasa) daha ucuza oynar, Mehmet Topuz Türk değilde yabancı olsaydı değil ödenen bonservisi ve ücreti almak, Fenerbahçe'de bile zor oynardı. Mehmet Topuz, Tuncay Şanlı, Semih Şentürk, Nihat Kahveci, Volkan Demirel... dünyanın hiçbir ülkesinde yıldız sayılmazlar, bizde sayılıyorlar, ona göre de ücret alıyorlar. Bunu kötü futbolcu oldukları anlamında değil, aldıkları ücret ve gördükleri itibar kadar iyi olmadıkları anlamında söylüyorum. Son haliyle 6+2+2 olan sınıra göre 10 yabancısı olan takımların bile en az 15 ilk 18 ayarında Türk futbolcu bulundurması lazım. Yani Guti, Quaresma, Ernst, Alex, Niang, Dos Santos, Baros, Misimovic, Kewell, Anelka, Van Hooijdonk, Roberto Carlos gibi oyuncular ile oynayabilecek seviyede en az takım başına 15er Türk oyuncu! Bu oyuncuların ayarına yakın zaten toplam 20-25 Türk oyuncu var, onların da Mesut'u, Hamit'i, Halil'i, Tuncay'ı, Nuri'si, Yıldıray'ı, Mevlüt'ü zaten gelmiyor Türkiye'ye. Geri kalanların da değeri şişiyor, egosu şişiyor, şımarıyor ve olabileceği en iyi noktaya asla gelemiyorlar veya Sergen, Hasan Şaş, Emre, Yusuf, Ceyhun , İlhan Mansız gibi kariyerinin sonunda ancak olgunlaşır gibi oluyorlar.

Alt yapılarımız ise bariz bir şekilde bu kalitede oyuncu üretemiyor, disiplin, etik, profesyonellik veremiyor. Benim çocuğum futbolcu olacaksa yurt dışına götürürüm ve belki o zaman bir yere varma şansı olur dedirtiyor insana. Bu bakımdan konuşmamız, tartışmamız gereken yabancı sayısını sınırlama değil, aksine rekabete açıp Türk oyuncuların biraz burnunu sürtüp, papuçun pahalı olduğunu göstermek ki çok daha iyi performans gösteren, ve gerçek potansiyeline ulaşan oyuncularımız olur. O zaman da belki milli takımımız burada yetişen oyunculardan kurulup başarılı olur...

 
Toplam blog
: 24
: 1070
Kayıt tarihi
: 27.07.10
 
 

Eğitimimi Fransa, Türkiye ve Amerika'da fransısca ve ingilizce olarak tamamladım. Bilgisayar mühendi..