​ Herr Daum'un avukatı / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '10

 
Kategori
Futbol
 

Herr Daum'un avukatı

Herr Daum'un avukatı
 

Yazılarıma gelen yorumları cevaplarken Daum'un avukatlığını yapar buldum kendimi. Pozisyonumda israrcıyım, ve Daum'un FB'den tüm gönderilmelerinin başarılı sezonlar sonunda olduğunu iddia ediyorum ama bunun anlamı asla, Daum geri gelmeli, getirilmeli, FB için tek opsiyon Daum veya Daum dünyanın en iyi teknik direktörü değil.

Benimkisi sadece bir analiz, bir gözlem, Löw olsun Daum olsun, gönderilmeleri aldıkları sonuçlarla orantılı değildi. Daum bu sefer ayrıldıktan sonra buna dikkati çeken bir yorum yaptı ve ortalık biraz karıştı; o dönemde bende ona katıldığımı ifade etmeye çalıştım. Bazıları FB için tek amaç ve başarı kriteri Avrupa'da başarı diyebiliyor. Ama Avrupa'da başarısı yok denecek kadar az bir takımın böyle bir amacı ancak uzun vadede olabilir. Şampiyonlar liginde başarı çok zor ve bunun için kadro ve teknik ekibin oturmuş olması şart. Geleneksel olarak aynı çekirdek kadro ve teknik ekibin FB'de oturacak kadar uzun zaman kaldığını pek görmedik. Zico'lu dönemde belki bu sağlanabilirdi ama Löw ve Daum gibi, o dönemde başarılı bir sezon sonunda teknik direktör ile yollar ayrıldı. Aziz başkanın FB'ye bıraktığı çok olumlu bir bilanço var ama bu bilançonun içerisinde eksi olan kalemler de var. Bu yersiz göndermeler bu eksilerin arasında önemli bir yer tutuyor çünkü bir bakıma kendi kendine, ve başardıklarına, zarar veriyor. Çabaları tam meyve verecek gibi gözükürken sil baştan yapıyor.

Diğer kupada ise başarı bir nebze daha kolay, sistemin biraz daha basit ve oynayan takımların kalitesinin bir nebze daha düşük olmasından şans faktörü daha önemli oluyor. Fakat şunu ülkemizdeki herkesin anlaması gerekiyor ki bu tür elemenin ağırlıklı olduğu müsabakalarda sadece iyi futbol, oturmuş kadro, iyi teknik ekip ve formda yıldız oyuncular yetmiyor. Önemli bir şans faktörü de var. Eşleştiğiniz takımlar, eşleştiğiniz zamanlar ve genel olarak futbolun adaletsizliği olarak görülen şans faktörü önemli bir rol alıyor. Bunu zaten kolayca kazananlar listesine bakarak gözlemliyebiliriz, çok istikrarlı takımların varlığına rağmen sık sık sürpriz sonuçlar ortaya çıkıyor. Liste Udinese, Galatasaray, Perugia, Shakhtar Donetsk, Braga, Troyes, Montpellier, Silkeborg, Magdeburg, Slovan Bratislava, Mechelen gibi hiç bir Avrupa istikrarı olmayan, devamı olmayan takımlarla dolu. Yunanistan'ın Avrupa kupasını kazanması da iyi bir örnek olabilir. Bir çok ülkede federasyon kupalarını sürpriz takımlar alır, hatta ikinci lig takımlarının bile aldıkları görülür, Pendik FB yi yener, Barcelona ikinci lig takımına elenir...İşin doğasında olan bir şey bu, eleme usulü olunca şans faktörü büyük. Bir takımın ligi başlamıştır, öteki tatilden, kamptan yeni çıkmıştır (Young Boys örneği), 1 takım 3 ayrı platformda yürüyor, oyuncuları milli takımda dördüncü platformdada savaşıyor olabilir, rakibinin tek umudu o kupa olabilir, yorgun takım, motive ve dinlenmiş takıma yenilir... Kalite farkı ne olursa olsun.

Ama dünyanın bilinen takımlarına bakın, onların tarihlerinde 1 kupa yoktur, bir çok kupa vardır ve %80 oranında her yıl bir noktaya kadar varırlar kupalarda. Avrupa arenasında Milan'ın 17 kupası vardır, Real Madrid 15 kupa, son yılların yeni takımlarından Chelsea 3 kupa, Liverpool 11 kupa... Bunların yanında bir çok final ve yarı final oynamışlardır.

Demek istediğim bir şanslı kura, bir kaç şanslı maç ile bir kupa alsa bile bir takımın tarihi o kadar değişmez, takımın istikrar yakalaması lazım. Bunun için de her yıl liginin üst sıralarına oynayıp Avrupa bileti alması gerekir. Teknik direktör'e verilecek en yüksek hedef budur, bakınız her hangi bir futbol simülasyon oyununda verilen en yüksek hedef ligin sonunda şampiyonluk yarışının içinde olmak ve kupalarda iyi sonuçlar almak. Şampiyonluk hedef, ikincilik başarısızlık diye yola çıkılırsa, hem şampiyonluk zor olur, hem her yıl bir şeyleri değiştirmek zorunda kalırsınız hedef gerçekleşmediğinden.

Konumuza dönersek, Daum bulunmaz hint kumaşı asla değil. Fakat başarı oranı kümsenemeyecek kadar yüksek bir teknik direktör, kokain olayları, davası olmasaydı çok daha iyi bir kariyeri olacağı kuşkusuz. Buna rağmen 18 yılda, Almanya, Avusturya ve Türkiye'de 5 lig şampiyonluğu, 3 kupa şampiyonluğu, 5 kere de lig ikinciliği elde etmiş, 1 takımı da 2 ligden birinci lige çıkarıp orada kalmasını sağlamış. Fenerbahçe'yi 3 kere üst üste şampiyon yapabilirken, fubol dışı unsurların önemli rol oynadığı bir tartışmalı Denizli maçı, 81 puan ve şampiyon olan takımdan 6 puan almış olmasına rağmen şampiyon olamamış ve bu seferkinden da daha haksız bir şekilde gönderilmişti. Oysa o yıl GS sadece 3 kere yenilmiş ve ikisi FB karşısında olmuştu (o yıl GS'yi kupadan da elemişti FB), yani başka neredeyse hiç bir takımın GS'yi yenememesi şampiyonluğu getirmişti. O yıl başka faktörlerde vardı, FB iki yıldır şampiyon olduğundan rakipler tüm yıl kendi sahalarında bile kapalı oynamıştı, GS ise aksine çalkantılar içerisinde, oyuncuların para alamadığı, kazanın kaynadığı bir durumdaydı ve rakipleri Ali Sami Yen'de bile üstüne saldırarak oynamıştı, o da tek tek açık oynayan takımları avlamıştı...Kısacası o şampiyonluğun kaçmasının yakından uzaktan Daum ile alakası yoktu.

Geçen yılda FB ligin tüm lig istatistiklerinde birinci veya ikinci olmasına rağmen, Trabzon maçında topun kaleye mucizevi girmeyişi (direkler, topuklar, popolar), Burak'ın orta yapmaya çalışırken tesadüfi gol atması, ve Beşiktaş'ın Bursa'ya ikinci kere yenilmesi dolayısıyla şampiyon olamadı; kendi standartlarında Avrupa'da başarılı bir sezon geçirdi, kupada ise final oynamıştı. Bunu yaparken çok formsuz bir golcü grubu (Guiza, Semih, Gökhan) ve sıfır kanat oyuncusu (solda Özer, sağda Topuz) ile oynamak zorunda kalmıştı. O takımda Stoch, Dia, Niang üçlüsünden biri olsaydı, veya Dentinho alınsaydı, hatta Kazım belki gönderilmeseydi takımın şampiyon olmasına büyük olasılıkla yetecekti.

Daum gönderildi ve Zico'nun, Löw'ün acemi görüldüklerinden gönderildikleri, bir takımın başına Aykut Kocaman geçti. Burada Aykut başarılı olur veya olmaz tartışması yapmak için kahin olmak lazım. Tahmin yürütmek gerekirse, benim kanımca Avrupa işi kalktığı için ve Aykut hoca Daum'un dizilişi, Alex'in oyun kuruculuğuna ilaveten Stoch, Dia, Niang, Yobo gibi oyuncuları transfer ettiği için Fenerbahçe ligde başarılı olacak. Ama bu Aykut hocanın Fenerbahçe'nin hedefleri için acemi kalmadığını ve farklı bir diziliş, farklı bir oyun anlayışı ve Alex'siz başarılı olabileceği anlamına gelmiyor. Seneye böyle bir maceraya yine atılırsa ki takımın başında kalırsa atılacaktır, deneyimi, yine benim kanımca, yetersiz kalacaktır.

Özet olarak, Daum başarılı bir sezondan sonra gönderildi, Fatih Terim ile UEFA kupasını kazanan Galatasaray örnek alınarak Aykut hoca getirildi, genelde doğru transferler yapıldı ve değişim hedefi kondu; ama Fatih hoca Hagi'nin takımdaki rolünün değerini bildi ve kendisine standartlarımızca uzun sayılacak bir süre verildi. Bizde zamanlama aynı değil, Aziz başkan ve Alex'in görev sürelerinin sonlarına gelmişken Aykut'a öyle bir süre verilemez, verilemeyecek. Aykut hoca Alex'i oynatmamayı değişim görüyor. Aykut hocanın pişmesi için Fenerbahçe doğru adres değil, bakınız Ertuğrul Sağlam gayet iyi işler yaparken Beşiktaş'tan gönderildi, 1, 5 yılda yeni bir takım yarattı, hem Bursa şampiyon oldu, hem bu sezon lider olarak devam ediyor. Aykut hoca da bu kalitede ve öyle bir takımı ileriye taşıyabilir ama Fenerbahçe'de o fırsatı bulması imkansız.

 
Toplam blog
: 24
: 1070
Kayıt tarihi
: 27.07.10
 
 

Eğitimimi Fransa, Türkiye ve Amerika'da fransısca ve ingilizce olarak tamamladım. Bilgisayar mühendi..