- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ali Çelik.. 68’inde.. felçli...

Gözyaşları buhar oluyor yanaklarında... Adı Ali Çelik... Mustafa Kemal'in ardından dökülen gözyaşlarına ve feryatlara karışmış rahmetli annesinin doğum sancısı çığlıkları... Yani 68'inde. 35'in de olmayı ne çok istiyor Ali dayı.
2006'nın Ağustos sıcağında gözyaşları buhar oluyor yanaklarından. Kıpkırmızı göz akları… İçkiden değil. "Kör olsaydım da görmeseydim bu günleri" diyerek duyduğu ızdıraptan.
Dört kızı, dört de damadı var Ali Çelik'in. Her birinden ikişerden sekiz torun, 'dede'. Yolu gözlerken evlerinin penceresinde, o torunlarına, gece yarısı ağlayan gözlerini diktiği semada ki yıldızlarla yolluyor öpücüklerini..
Gençliğinde çok hovarda, kumarbaz, ayyaş, dayakçı... Ve bilumum maço duyguları üzerinde barındırdı mı Ali Çelik bilinmez... Bilinen o ki, bugün Silivri Adliyesi yanındaki parkı mesken tutmuş kendine. Aç, açık ve muhtaç...
Geçmişte yaptıklarının cezasını mı çekiyor; dört kızını kimseye muhtaç etmemek adına o inşaat senin, bu inşaat benim, çalışmaktan dolayı kuramadığı aile birlikteliğinin semeresini mi görüyor?
Gerekçe hangisi olursa olsun, ortada bir gerçek var ki, 68'inde, felç geçirmiş bir insan evladı Ali Çelik ve acı çekiyor.
Yaşattıysa eğer eza cefa çoluk çocuğuna, pişmanlık boyunu aşmış durumda. Pişmanlık, deniz olsa ne fayda ki! O, yıllarca aynı yastığa baş koyduğu, çocuklarının anasını, Nefika'sının başka bir erkeğe kaçtığını duyduğunda, Kendi dölü olan kızının evine gidip 'kızım bir banyo yapayım' deyip, kovulduğunda, felç geçirdiği gün hastanede herkesin başında birileri varken, ona yan yataktaki hastanın evladı su içirdiğinde, "paran, malın yoksa burada ne işin var amca" diyen huzurevi yetkilisinin nemrut yüzündeki müstehzi gülüşü gördüğünde... Pişmanlık neye yaramıştır ki?
Bugün Ağustosun onsekizinci günü. Gündüzleri parka oturmaya gelip çay ısmarlayan, "aç mısın?" diye soranlar, kış kendini gösterdiğinde, gösteremeyecekler kendilerini Ali Çelik'e.. Geceleri , yorgan niyetine üzerine çektiği yıldızlı semanın üşüteceği, titreteceği günlere pekte bir zaman kalmadı.
Ne yapacak Ali Çelik ? 70'ine bir kala yaşamdan beklentisi kalmamış, umudu tükenmiş, hasta, bi çare... Ne yapacak?
"Bana ne kardeşim ne yaparsa yapsın" diyenler de olacaktır, "rüzgar eken fırtına biçer" diyenler de. Onlara söylecek pek bir sözüm yok. Dileğim Ali Çelik olmasınlar 68 ine geldiklerinde.
Sözüm Sevgi Pınarı adıyla özdeşleşen Sevgili Bahar Turan'a , Türkiye Yardım Sevenler Derneği Silivri Şubesi Başkanı Serap Çetin'e, Silivri Belediye Başkanı Hüseyin Turan'a, Silivri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanı ve Silivri'nin Mülki Amiri Ali Dursun'a.
Ve durumdan vazife çıkarabilecek yüreğinde insan sevgisi taşıyan bilumum Silivrililere..
Ali Çelik... 68'inde.. Felçli.. Gideceği bir evi, içeceği bir tas çorbası yok..
Taktir sizin.