- Kategori
- Öykü
Ali'nin günlüğü-4
Ali DEDEŞİN ve arkadaşları çok yoğun bir öğretim yılını daha geride bırakarak, her biri üçüncü sınıfa geçmişlerdi. Sınıflarını geçen Ali ve arkadaşları büyük bir sevinçle köylerine döndüler. Ali ve arkadaşlarını aileleri çok özlemişlerdi. Bir de ailelerinin, yapılan ihtilal nedeniyle, çocuklarının ne yaptıkları, nasıl yaşadıkları hakkında bilgileri yoktu. Ve bunları merak ediyorlardı. Ali ve arkadaşlarının köydeki aileleri ile buluşmaları çok anlamlı ve sevinç gözyaşları arasında geçti.
Ali DEDEŞİN kasabadaki, Bakkal Musa Efendi'ye uğrayıp, ablası Aynur'a , annesine, babasına ve yakınlarına okulda harçlık olarak verdikleri paradan, biriktirdikleri ile küçük, küçük hediyeler aldı. Annesine, kırmızı bir şifon, (Anadolunun köylerinde halen kullanılan, başa bağlanan bir örtü çeşidi) ablası Aynur'a bir metrelik humayın(üzerine işleme yapılan, beyaz renkli kaliteli bir kumaş türü) aldı. Ayrıca saçlarına takması için küçük, küçük siyah saç tokalarından aldı. Babası ve diğer aile yakınlarına da Lokum ve Biskivü almıştı.
Evlerine varınca, ilk işi herkesin hediyesini dağıtmak oldu. Hediyeler dağılıp, herkes memmun edildikten sonra, Ali DEDEŞİN, o yıl okulda öğrendiklerini ve yaşadıklarını, ailesine bir, bir anlatmaya başladı. Ali ailesine anlattıklarını günlüğünden okumuştu;
Şimdi Ali'nin günlüğünden, ailesine anlattıklarını hep birlikte dinleyelim.
Okul açılır açılmaz, Okul Müdürü Sadi Bey, Kurucu Meclis Üyeliğine seçilip gitti. Tarım Öğretmenimiz İbrahim KAYA Okul Müdürü oldu. Tüm öğrencileri arada bir yemekhaneye toplayıp, Kurucu Meclisin görevlerini bir bir anlattıp, yapılacak olan Anayasanın özelliklerihden bahsederdi. Bizlerde merak ettiğimiz veya anlamadığımız yerleri Okul Müdürümüze sorardık. Müdürümüzde her soruya cevap verir ve anlamadığımızdan emin oluncaya kadar anlatmaya devam ederdi.
Okul Müdürümüz dışında diğer öğretmenlerde; okulda öğrendikerimizi, nasıl hayata geçireceğimizi, öğretmen olarak atandığımızda neler yapacağımızı, neler yapmamız gerektiğini, köylü ile nasıl diyalog kuracağımızı hep anlattılar.
Ali DEDEŞİN köye geldikten bir kaç gün sonra, babasına öğretmenleri Saadettin Bey'i sordu. Babası da; Yedek öğretmen Saadettin Bey'in; yakın köyde bulunan bir hemşerisinin kızı ile evlendiğini ve Polis olarak yeni görev yerine atandığını, ancak nereye gittiğini bilmediğini söyledi.
Ali DEDEŞİN, bir kaç hafta geçtikten sonra, babası ve birkaç yakınına, okulda öğrendiklerini anlatmaya devam ederek, Karasaban yerine Pulluk kullanmanın, daha yararlı olacağını, Pulluğun toprağı daha derinden aktardığını, birde hayvanların gübresini, tarlaya eşit şekilde yaymanın, verimi her yerde eşit şekilde arttıracağını, hayvan gübrelerinin boşa atılmamasını, yaz aylarında sulanabilecek yerlere, Domates, Biber, Salatalık, Bamya, Fasulye, Börülce , Mısır, Kavun, Karpuz , Bal Kabağı gibi sebzelerin ektilmesi gerektiğini, ekilenlerin ihtiyaç fazlasının satılarak para kazanabileceğini söyleyip, kasabadan tohum ve bulurlarsa fide almaya karar verdiler. İlk Cuma günü Ali ve babası köyden, kasabaya pazara indiler. Bamya, Fasulye, Kabak, Salatalık, Karpuz, Kavun ve Mısır tohumu ile bir miktar Biber ve Domates fideside bularak aldılar. Hemen köye gelince fideleri dikip, tohumları toprağa atarak, arkasından da Ali'nin anlattığı şekilde suladılar.
Köyde günler arkası arkasına geçiyordu. Ali ve diğer üç arkadaşı, okulda öğrendiklerini, köylerinde uyguluyorlar, ektikleri fideler ve tohumlar sonucu, köy yemyeşil olmuş, Bamya, Domates, Biber, Fasulye, Kabak, Kavun, Karpuz gibi sebzeler dökmeye başlamıştı. Köyde büyük bir bolluk yaşanıyordu. Köylülerden, Muhtar Ali DAĞ, Murtaza ÇELEBİ ve Muammer BULUT, çocuklar için dua edip, niye daha fazla sebze dikmediklerine hayıflanıyorlardı.
Sebzeler çıktıktan sonra, köylüler fazla sebzelerini Cuma günleri kasabanın pazarına götürüp satıyorlar ve epey para kazanıyorlardı. Köyde; herkes hayatından çok memmun olmuştu. Çocukların öğrettiğine göre, gelecek yıl daha fazla alana, daha değişik sebzeleri dikmeye, şimdiden söz veriyorlardı. Öyle ki Ali'nin babası Mustafa DEDEŞİN, daha önceki yıllara göre kazandığı paranın üç, beş katını sebzeden kazanmıştı bile.
Ali DEDEŞİN; babasının iyi para kazandığını görünce, babasına traktörden bahsetti. Traktörle tarımın faydalarını anlattı. Bu babası Mustafa DEDEŞİN'in de kafasına yatmıştı. Ali ve Babası Kasabaya gidip, Zirai Donatım Kurumundan traktör fiyatlarını öğrendiler. Fergusson marka traktörün fiyatı 17.000TL idi ve 4 yılda ödenecekti. Her yıl 4.250TL ödemeleri gerekiyordu. Ali ve babası yaptıkları hesapla, diğer köylerin ve kendi köylülerinin arazilerini de sürebileceklerini, Cuma günleri sebzelerini pazara taşıyabileceklerini, bu duruma göre, traktörün kendi kendini ödeyeceğini, aile bütçesine her hangi bir ek yükünün olmayacağını hesapladılar. Ve gri renkli Ferguson marka traktörü aldılar.
Mustafa DEDEŞİN askerliğini Tankçı olarak yapmıştı ve Tank kullanmıştı.Yani şoförlüğü vardı. Ayrıca Ali'nin de okuldaki Tarım derslerinde kullanılan Traktörü kullanmışlığı vardı. Traktörleri Gazyağı ile çalışıyordu. Traktörün arkasına birde vagon almak gerekiyordu. 1000TL karşılığında onuda alarak, köylerinin yolunu tuttular. Mustafa DEDEŞİN ve oğlu Ali büyük bir gururla köye geldiler. Herkes traktörü görünce çevresini sardı. Mustafa DEDEŞİN, trkatör ile yapacaklarını anlattı. Her Cuma köyden kasabaya, traktör ile köylüyü taşıyacağını, herkesin yüküne göre para alacağını, herkesin malını sattıktan sonra, kendisine traktör ile gidiş, dönüş parasını ödeyeceğini, ayrıca herkesin traktör girebilecek arazilerini, alacakları ve traktörün arkasına takılacak pulluk ile sürebileceklerini, tarlanın büyüklüğüne göre para alacaklarını anlattı. Herkes, daha fazla ürün alma, daha fazla para kazanma ve traktör alma hayali ile evlerine gittiler.
Yaz tatili sanki çok çabuk geçmişti. Ali DEDEŞİN ve arkadaşları yeniden okula döndüler. Artık yarı öğretmen sayılacak kadar okumuşlardı. Okulun ilk açıldığı günlerde, Okul Müdürü İbrahim KAYA, öğrencileri Yemekhanede toplayıp, o yaz olanlar ve yeni Anayasa hakkında bilgilendiriyordu.
İbrahim KAYA'nın yemekhanede anlattıklarını, Ali DEDEŞİN'in günlüğünden aktarmaya devam edelim.
Değerli yavrularım;1960 hükümet darbesinden sonra hazırlanarak 9 Temmuz 1961'de kabul edilen 1961 Anayasası olarak bilinen anayasa değişikliği, 1924 Anayasası'nı yürürlükten kaldırmıştır.
9 Temmuz 1961'de halkın oyuna sunularak oylamaya katılanların %60.4'ü tarafından kabul edilmiştir. 1961 Anayasası ile;
-Güçler ayrılığı sağlanmıştır. ( Yasama-Yürütme-Yargı olmak üzere )
-Yasama gücü: Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olmak üzere iki meclisten ibarettir.
-Yürütmenin dışında bağımsız yargı organları da kurulmuştur.
-Yasamadan çıkan yasaların anayasaya uygunluğunu kontrol eden Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.
-Yürütmenin, yönetimin tüm eylemleri, kararları Anayasal bir kuruluş olan Danıştay denetimine verilmiştir.
-Yani TBMM egemenlik hakkını kullanan tek organ olmaktan çıkıp Anayasa'da sözü edilen yetkili organlardan biri olmuştur.
-Kişinin temel hak ve özgürlükleri Anayasa ile güvence altına alınmıştır.
1961 Anayasası ile tam bir parlementer sisteme geçilmiştir.
Demoratik, Sosyal ve Hukuk Devlet Anlayışı gelmiştir.
Demokratik Devlet Anlayışı:
Çoğulcu Dekmokrasi ilkesi benimsenmiştir.Bununla birlikte Trt ve Üniversiteler özerkleşmiş, Siyasi Partiler vezgeçilmez olmuştur.
Sosyal Devlet Anlayışı:
Ekonomik ve Sosyal Haklar tanınmıştır.İsçilere grev hakkı tanınmış, işci ve memura sendika kurma ve toplu görüşme hakkı verilmiştir.Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur.
Ali DEDEŞİN kasabadaki, Bakkal Musa Efendi'ye uğrayıp, ablası Aynur'a , annesine, babasına ve yakınlarına okulda harçlık olarak verdikleri paradan, biriktirdikleri ile küçük, küçük hediyeler aldı. Annesine, kırmızı bir şifon, (Anadolunun köylerinde halen kullanılan, başa bağlanan bir örtü çeşidi) ablası Aynur'a bir metrelik humayın(üzerine işleme yapılan, beyaz renkli kaliteli bir kumaş türü) aldı. Ayrıca saçlarına takması için küçük, küçük siyah saç tokalarından aldı. Babası ve diğer aile yakınlarına da Lokum ve Biskivü almıştı.
Evlerine varınca, ilk işi herkesin hediyesini dağıtmak oldu. Hediyeler dağılıp, herkes memmun edildikten sonra, Ali DEDEŞİN, o yıl okulda öğrendiklerini ve yaşadıklarını, ailesine bir, bir anlatmaya başladı. Ali ailesine anlattıklarını günlüğünden okumuştu;
Şimdi Ali'nin günlüğünden, ailesine anlattıklarını hep birlikte dinleyelim.
Okul açılır açılmaz, Okul Müdürü Sadi Bey, Kurucu Meclis Üyeliğine seçilip gitti. Tarım Öğretmenimiz İbrahim KAYA Okul Müdürü oldu. Tüm öğrencileri arada bir yemekhaneye toplayıp, Kurucu Meclisin görevlerini bir bir anlattıp, yapılacak olan Anayasanın özelliklerihden bahsederdi. Bizlerde merak ettiğimiz veya anlamadığımız yerleri Okul Müdürümüze sorardık. Müdürümüzde her soruya cevap verir ve anlamadığımızdan emin oluncaya kadar anlatmaya devam ederdi.
Okul Müdürümüz dışında diğer öğretmenlerde; okulda öğrendikerimizi, nasıl hayata geçireceğimizi, öğretmen olarak atandığımızda neler yapacağımızı, neler yapmamız gerektiğini, köylü ile nasıl diyalog kuracağımızı hep anlattılar.
Ali DEDEŞİN köye geldikten bir kaç gün sonra, babasına öğretmenleri Saadettin Bey'i sordu. Babası da; Yedek öğretmen Saadettin Bey'in; yakın köyde bulunan bir hemşerisinin kızı ile evlendiğini ve Polis olarak yeni görev yerine atandığını, ancak nereye gittiğini bilmediğini söyledi.
Ali DEDEŞİN, bir kaç hafta geçtikten sonra, babası ve birkaç yakınına, okulda öğrendiklerini anlatmaya devam ederek, Karasaban yerine Pulluk kullanmanın, daha yararlı olacağını, Pulluğun toprağı daha derinden aktardığını, birde hayvanların gübresini, tarlaya eşit şekilde yaymanın, verimi her yerde eşit şekilde arttıracağını, hayvan gübrelerinin boşa atılmamasını, yaz aylarında sulanabilecek yerlere, Domates, Biber, Salatalık, Bamya, Fasulye, Börülce , Mısır, Kavun, Karpuz , Bal Kabağı gibi sebzelerin ektilmesi gerektiğini, ekilenlerin ihtiyaç fazlasının satılarak para kazanabileceğini söyleyip, kasabadan tohum ve bulurlarsa fide almaya karar verdiler. İlk Cuma günü Ali ve babası köyden, kasabaya pazara indiler. Bamya, Fasulye, Kabak, Salatalık, Karpuz, Kavun ve Mısır tohumu ile bir miktar Biber ve Domates fideside bularak aldılar. Hemen köye gelince fideleri dikip, tohumları toprağa atarak, arkasından da Ali'nin anlattığı şekilde suladılar.
Köyde günler arkası arkasına geçiyordu. Ali ve diğer üç arkadaşı, okulda öğrendiklerini, köylerinde uyguluyorlar, ektikleri fideler ve tohumlar sonucu, köy yemyeşil olmuş, Bamya, Domates, Biber, Fasulye, Kabak, Kavun, Karpuz gibi sebzeler dökmeye başlamıştı. Köyde büyük bir bolluk yaşanıyordu. Köylülerden, Muhtar Ali DAĞ, Murtaza ÇELEBİ ve Muammer BULUT, çocuklar için dua edip, niye daha fazla sebze dikmediklerine hayıflanıyorlardı.
Sebzeler çıktıktan sonra, köylüler fazla sebzelerini Cuma günleri kasabanın pazarına götürüp satıyorlar ve epey para kazanıyorlardı. Köyde; herkes hayatından çok memmun olmuştu. Çocukların öğrettiğine göre, gelecek yıl daha fazla alana, daha değişik sebzeleri dikmeye, şimdiden söz veriyorlardı. Öyle ki Ali'nin babası Mustafa DEDEŞİN, daha önceki yıllara göre kazandığı paranın üç, beş katını sebzeden kazanmıştı bile.
Ali DEDEŞİN; babasının iyi para kazandığını görünce, babasına traktörden bahsetti. Traktörle tarımın faydalarını anlattı. Bu babası Mustafa DEDEŞİN'in de kafasına yatmıştı. Ali ve Babası Kasabaya gidip, Zirai Donatım Kurumundan traktör fiyatlarını öğrendiler. Fergusson marka traktörün fiyatı 17.000TL idi ve 4 yılda ödenecekti. Her yıl 4.250TL ödemeleri gerekiyordu. Ali ve babası yaptıkları hesapla, diğer köylerin ve kendi köylülerinin arazilerini de sürebileceklerini, Cuma günleri sebzelerini pazara taşıyabileceklerini, bu duruma göre, traktörün kendi kendini ödeyeceğini, aile bütçesine her hangi bir ek yükünün olmayacağını hesapladılar. Ve gri renkli Ferguson marka traktörü aldılar.
Mustafa DEDEŞİN askerliğini Tankçı olarak yapmıştı ve Tank kullanmıştı.Yani şoförlüğü vardı. Ayrıca Ali'nin de okuldaki Tarım derslerinde kullanılan Traktörü kullanmışlığı vardı. Traktörleri Gazyağı ile çalışıyordu. Traktörün arkasına birde vagon almak gerekiyordu. 1000TL karşılığında onuda alarak, köylerinin yolunu tuttular. Mustafa DEDEŞİN ve oğlu Ali büyük bir gururla köye geldiler. Herkes traktörü görünce çevresini sardı. Mustafa DEDEŞİN, trkatör ile yapacaklarını anlattı. Her Cuma köyden kasabaya, traktör ile köylüyü taşıyacağını, herkesin yüküne göre para alacağını, herkesin malını sattıktan sonra, kendisine traktör ile gidiş, dönüş parasını ödeyeceğini, ayrıca herkesin traktör girebilecek arazilerini, alacakları ve traktörün arkasına takılacak pulluk ile sürebileceklerini, tarlanın büyüklüğüne göre para alacaklarını anlattı. Herkes, daha fazla ürün alma, daha fazla para kazanma ve traktör alma hayali ile evlerine gittiler.
Yaz tatili sanki çok çabuk geçmişti. Ali DEDEŞİN ve arkadaşları yeniden okula döndüler. Artık yarı öğretmen sayılacak kadar okumuşlardı. Okulun ilk açıldığı günlerde, Okul Müdürü İbrahim KAYA, öğrencileri Yemekhanede toplayıp, o yaz olanlar ve yeni Anayasa hakkında bilgilendiriyordu.
İbrahim KAYA'nın yemekhanede anlattıklarını, Ali DEDEŞİN'in günlüğünden aktarmaya devam edelim.
Değerli yavrularım;1960 hükümet darbesinden sonra hazırlanarak 9 Temmuz 1961'de kabul edilen 1961 Anayasası olarak bilinen anayasa değişikliği, 1924 Anayasası'nı yürürlükten kaldırmıştır.
9 Temmuz 1961'de halkın oyuna sunularak oylamaya katılanların %60.4'ü tarafından kabul edilmiştir. 1961 Anayasası ile;
-Güçler ayrılığı sağlanmıştır. ( Yasama-Yürütme-Yargı olmak üzere )
-Yasama gücü: Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olmak üzere iki meclisten ibarettir.
-Yürütmenin dışında bağımsız yargı organları da kurulmuştur.
-Yasamadan çıkan yasaların anayasaya uygunluğunu kontrol eden Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.
-Yürütmenin, yönetimin tüm eylemleri, kararları Anayasal bir kuruluş olan Danıştay denetimine verilmiştir.
-Yani TBMM egemenlik hakkını kullanan tek organ olmaktan çıkıp Anayasa'da sözü edilen yetkili organlardan biri olmuştur.
-Kişinin temel hak ve özgürlükleri Anayasa ile güvence altına alınmıştır.
1961 Anayasası ile tam bir parlementer sisteme geçilmiştir.
Demoratik, Sosyal ve Hukuk Devlet Anlayışı gelmiştir.
Demokratik Devlet Anlayışı:
Çoğulcu Dekmokrasi ilkesi benimsenmiştir.Bununla birlikte Trt ve Üniversiteler özerkleşmiş, Siyasi Partiler vezgeçilmez olmuştur.
Sosyal Devlet Anlayışı:
Ekonomik ve Sosyal Haklar tanınmıştır.İsçilere grev hakkı tanınmış, işci ve memura sendika kurma ve toplu görüşme hakkı verilmiştir.Devlet Planlama Teşkilatı kurulmuştur.
Hukuk Devleti Anlayışı:
Anayasa Mahkemesi kurulmuştur.
Yasama Yorumu kaldırılmıştır.
Hakimlik teminatı getirilmiştir.
Kuvvetler Ayrılığı vardır ve yargı bağımsızlaşmıştır.
Danıştay'ın görev alanını daraltan Askeri Yüksek İdari Mahkemesi kurulmuştur.
Herkes bu Anayasa ile daha özgür bir hale gelmiştir. Bu anayasa ile herkes daha eşit hale gelmiştir. diye anlatmaya devam ediyordu.
Yeni öğretim yılı ile ilgili gelişmeler ve yaşanacaklar gelecek bölümde...