​ Aliağa ''Barış ve Hoşgörü Festivalinden'' notlar... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '08

 
Kategori
Güncel
 

Aliağa ''Barış ve Hoşgörü Festivalinden'' notlar...

Aliağa ''Barış ve Hoşgörü Festivalinden'' notlar...
 

Aliağa, onlarca sanayi kuruluşunun ve fabrikaların yer aldığı bir işçi kenti olmasına karşın Ege'de,kültür ve sanatın da yoğun olarak yaşandığı bir şehir olma yolunda hızla ilerliyor.

Ege Deniziyle kucaklaşan ve binlerce zeytin ağacının dekor olduğu Zeytinli Park,geniş ve yeşil alanıyla,modern dinlenme ve eğlence merkezleriyle Aliağalıları kucaklıyor.

Plajlar mevkiinde yer alan ,çağdaş görünümlü kafeteryalar da turistik bir yapıya bürünmüştür.

Hava Kuvvetlerinin ,Özel İdare'nin ve Emniyet Personelinin plajları da oldukça temiz ve özenle korunuyor.

Sahil boyunca açılan kafeteryalar,dinlenme merkezleri şehri bir cazibe merkezi yapmış !..

Aliağa'nın caddeleri,parkları,eğlence merkezleri süratle yenileniyor...

Bu kente yıllar önce gelenler;şimdiki çağdaş görünümü karşısında şaşkınlıklarını dile getiriyorlar...

Genç belediye başkanımızın enerjisi kenti aydınlatmaya devam ediyor...

Gençlerin spordaki başarıları , ENKA Basketbol Takımımızın yüz güldüren aynasından yansıyor...

Halk Meydanındaki açık hava sinemasında,en yeni filmleri izleyebiliyoruz...

**************

Dev fabrikaların şehir üzerinde yarattığı kirlilikler,kuzey rüzgarlarıyla savrulup gidiyor.

Çevre kirliliğine yol açan dev kuruluşlar, kendilerini bir nebze affettirmek için'' Barış ve Hoşgörü Festivaline '' trilyonluk maddi katkılarda bulunuyorlar.

Dünya devi olan kuruluşların ve ülkemizin önemli döviz makineleri olan bu fabrika patronlarının işsiz gençlerimizin sorunlarına çözüm bulmalarını da bekliyoruz...

Zira onlar dövizlerle beslenirken, kenarda bekleyen diplomalı işsizler ve halk fabrika atıklarıyla sararıp solmaktadır !..

Yıllardır düzenlenen festivallerimize,en kaliteli sanatçıları finanse etmek için kesenin ağzını açıyorlar.

Halka yapılan yardımların en kutsal ve kalıcı reklam olacağı da unutulmamalıdır...

*************

Emre Aydın'ın konserinde,gençlerin coşkusunu izlerken şöhreti yakalamanın hiç de kolay olmadığına bir daha inanmıştım...

Emre, çocuksu sesiyle ve sahne hakimiyetiyle biz orta yaş gurubunun (!) da sempatisini toplamıştı...

O'nu ,kendi çocuklarımızla özdeşleştirerek çok sevmiştik...

*************

Dün gece, Sunay Akın'ı izlemek için,erkenden Açık Hava Tiyatrosundaki yerimizi almıştık.

Eskiden tiyatro ve gösteri sanatını izleme kültüründen yoksun insanlarımızın yarattıkları kirlilikleri artık yaşamıyorduk.

Cep telefonunuyla ,izleyeni ve sanatçıyı rahatsız eden;gösteri sırasında, salona, ''zırt-pırt '' girip çıkan ağzı sakızlı sırıtık ''magandaları'' görmüyorduk artık !..

Usta sanatçıların, halkın sosyolojik eğitimine de ne denli katkıda bulunduklarını görebiliyorduk...

Sunay Akın, festivalimizin abonesiydi. Dün geceki gösterisi ,kentimizdeki 5. proğramıydı...

Yine,her zamanki doğal ve içten söylemleriyle, dengeli, seçkin esprileriyle;anılarıyla iki saate yakın sahnede kaldı.

İstanbul'un tarihsel öykülerini, ilginç ve kendine özgü saptamalarıyla sunuşları mükemmeldi...

Deniz ayakkabısını icad ederek boğazı yürüyerek geçen İstanbullu bahriyelinin,ülkemizde ve dünyada tanıtılamaması içimizi burktu.

Selimiye Kışlası'nın denize ''yamuk olan mimarisi'' nin öyküsü;Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı'nın parasızlık nedeniyle nasıl yarım bırakıldığının -görsel sunumu-çok ilginçti.

Atatürk heykelinin ,açık olan elinin esprili sunumu da bir hayli hoş izlenim bıraktı.

Gazi'nin, Büyük Taarruz öncesinde, ordunun telaşına rağmen büyük bir soğukkanlılıkla ,Çalıkuşu romanını elinden bırakamayışını anlatan öyküsü de çok beğenilmişti...

Padişahın, Japon İmparatoru'na hediye göndermek için yolladığı- taka geminin ve mürettebatının hüzünlü yolculuğunu- anlattı...

Dönüşte dalgalarla parçalanan geminin kaptanı olan merhum Ali Bey'in, meşhur, Milli Eğitim Bakanımız, Hasan Ali Yücel 'in babası ve şair, Can Yücel'in de dedesi olması izleyenlere sürpriz oldu...

Piri Reis'in haritasının, tesadüfen bir amelenin helva sardığı kağıtta bulunarak değerlendirilmesi;NASA'nın bayrak ambleminde bu geminin resminin bulunması ,halkın kültür dağarcığına olan yeni bir katkıydı...

Sunay Akın'ın çocukluğunun geçtiği Trabzon anıları da ilginçti.

Her bir anısı,öğrencilere ve öğretmenlere güzel bir Yaratıcı Drama örneği sayılırdı...

O'nun ''Nöbetçi Öğretmen Fobisi '' ve anlattığı saygın öğretmen anıları,hepimizi güldürürken çok da düşündürmüştü.

Olgun yaşına rağmen; hiç yorgun görünmüyordu ; anlattıkça coşuyordu ;sahnede devleşiyordu !..

Ustanın hızını kesen tek unsur, arada bir atılan havai fişeklerin lüzumsuz gürültüleri oluyordu.

Artık bu fişek görüntüleri ''kabak tadı vermeye '' başlamıştı !..

Havai fişeklere harcanan milyarları,okullara su deposu yapmak için harcasak fena mı olurdu ?..

Bir tarafta fukara edebiyatı yapan okul yöneticileri ve Bağış Parası krizleri bizleri beklemiyor muydu ?..

**********

Anılarımızda yine güzel izler bırakarak ayrılan Sunay Akın gösterilerinde eleştireceğim tek husus şuydu :

Daha önceki yıllarda sunumunu yaptığı bazı öykülerini ''temcit pilavı '' gibi tekrar etmesi, hoş olmuyordu.

Kendini sürekli yenileyen böyle bir ustanın yeni öykülerle yoluna devam etmesi zor değildi.

Hayranlarının bu gereksiz tekrarları yakalayabileceğini tahmin etmeliydi.

Örneğin,'' Piri Reis,Tuncay Terzihanesinde ortanca düğme olayı '', '' Da Vinci'', ''Monna Lisa '' vb. öykülerini her sunumunda anlatıyordu !..

*********


Sunay Akın gösterileri, artık özlemini duyduğumuz,çağdaş ve demokratik anlayışın, barış ve kardeşlik öyküleriyle süslenip harmanlandığı bir sanat platformudur...

İyi ki varsın Sunay Akın usta...

Özgün ve eğitici sunumlarınla yine bekleriz...

****

Aynı gece sahne alan, Larry Oneill Konseri'ni, Sunay Akın'ın gösterisiyle çakışması nedeniyle tam izleyemedik.

Oneill konserine ,son onbeş dakikasında yetişebilmiştik.

Muhteşem bir performans gösteren ustanın büyüleyici müziğine canlı tanık olmak çok güzel bir duyguydu.

Şahane Jazz müziğiyle, nostaljik şarkılarıyla kısa zamanda da olsa kulaklarımızın pasını silebilmiştik...


*************

Gecenin ilerleyen saatlerinde sahneye çıkan Mustafa Keser konserinde, korktuğum başıma gelmişti.

Türk Sanat Müziği'nin seçkin örneklerini izleyeceğiz inancıyla Demokrasi Meydanı'na koşmuştuk.

Sanatçı,önce, ''Nihansın Dideden Ey Mest-i Nazım '' şarkısını söyleyince de sevinmiştik.

Ama daha sonra ne görelim !..

Belden aşağı fıkralar...Şarkıyı yarıda kesip ''abuk-subuk-anılar anlatmalar...Seyirciyle ''amca-dayı'' muhabbeti !..

Biz oradan acele ayrılırken, Keser konserinde, ''sanat müziği (?); arabesk; halk müziği; pop; ağıt ve bozlaklar çorbasıyla '' -icra-yı san'at- eyliyordu !..

Meydanda kalan bir avuç seyirci (?) de -ayılarak,bayılarak -izlemeye devam ediyorlardı.

Urfa'da ''Okusfort ''okumak isteyen ve cehaletini her dem anlatan İbrahim Tatlıses, efendiliğiyle puan alırken, TSM şefi,müzik hocası (?) M.Keser de aldığı tüm puanlarını ''reset edip '' gidiyordu...

************

Urfa 'da ,Seda Sayan konserinde, bayanları taciz eden magandaların Aliağa'da esamesi okunmuyordu...

Kendimizi uygar bir Avrupa Kentinin konser meydanlarında gibi hissetmiştik...

Aliağa halkı, işçisiyle, memuruyla, çevreden gelen köylüsüyle ; genciyle; yaşlısıyla çağdaş bir seyirci görüntüsü vermiştir.

Festivalin sürdüğü, beş gün boyunca en ufak bir taşkınlık görülmemiştir.

Türkiye'mizin her yöresinden gelen insanın, altmış bin kişiyle kucakladığı bu kentin halkı, en güzel kardeşlik ve dayanışmanın timsali olmuştur.

İbrahim Tatlıses de yirmi bin kişinin izlediği konserindeki Aliağa seyircisine olan hayranlığını defalarca dile getirmiş ve bu geceki İbo Şhov proğramında bu güzel görüntüleri tüm dünyaya izleteceğine dair söz vermiştir.

Festivallerde yaşadığımızın sevinçlerin,rüya gibi gelip geçmemesi ve tüm günlerimize yansıması dileklerimle...



 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..