- Kategori
- Futbol
Almanya'ya saha dışında yenildik

Dün oynanan karşılaşmayı hiç izlemeyen biri skora ve gollerin dakikasına bakarak "Bu Türkler direnmişler ama olmamış."diye garip bir hezeyana kapılabilir. Halbuki saha içinde gerçekleşen olaylar maçı izleyenlerin az bile yedik demesine neden olacak kadar üzüntü vericiydi.
Maçın teknik taktik analizini bir kenara bırakalım -ki bunu yapan onlarca insan var- başka bir boyuta geçelim. Biz bu Almanya'ya sahada mı yenildik yoksa saha dışında mı? Bunu irdelemek gerekiyor. Bakın dünkü maçtan çok enteresan bir ayrıntı. Dün Alman milli takımının yaş ortalamasını kaç kişi biliyor acaba ? Sonradan oyuna giren üç oyuncularının yaş ortalaması 21'di. (Reus, Schururle ve Höwedes) İlk 11'e dönelim Khedira (1987) Mario Gotze (1992) Manuel Neuer (1986) Holher Badstuber (1989) Bastian Schweinsteiger (1984) Lucas Podolski (1985-93 kere milli) Jerome Boateng (1988) Thomas Muller (1989) Per Mertesacker (1984) Philipp Lahm (1983) Mario Gomez (1985) oynatma gereği duyulmayan Mesut Özil (1988)... Ayrıntılar sayılarda gizlidir derler. İşte size dünkü Alman Milli Takımı'nın yaş ortalaması 24.5...
İşin özü inanılmaz bir jenerasyon yakalamışlar ve bu takım sahada hakkını veriyor. Üstelik gelişime açık bu kadronun Türkiye'yi yenmesinden daha doğal bir durum olamazdı. Anormallik bizim bu maçı kazanmamız olurdu.
Şimdi işin başka bir boyutu; Yüzölçümü olarak bizim nerdeyse yarımız kadar olan (357.021 km2) Almanya'nın tahmini nufusuda bizimki kadar (yaklaşık 80 milyon). Şimdi söyleyeceklerime bir milyon tane bahane bulabilirsiniz. Gelişmişlik, modernlik, bakış açısı farklılığı vs. vs.
Alman futbolunun ekol olmasının temel nedeni futbolcu havuzuna yapılan yatırımlardır. Futbol takımları adeta fabrika gibi çalışarak gelecek nesillere yeni futbolcular yetiştirirler. Bu konuda Alman Federasyonu'nun yaptığı para yardımlarının da altını çizmekte fayda var. Geçtiğimiz günlerde dünkü maçta bizi perişan eden Mario Götze'nin hikayesini izleme fırsatı bulmuştum. Borussia Dortmund'da oynayan bu 19'luk genç yeteneğin ortaya çıkarılışı tam bir ekip işi. (Bizim gibi meyve veren ağacı taşlamıyorlar.) Alt takımlardan itibaren itinayla izlenerek yavaş yavaş hem kendi takımına hem de milli takıma yükseltilip dünya futbolunun vitrinine sunuldu.
Alman Federasyonu'nun genç oyuncuları oynatmayı teşvik etmesi ve buna bağlı yardımlarda bulunması nedendir bilinmez bizim federasyonumuz tarafından pek örnek alınmamışa benziyor. Hoş örnek almayı da pek sevmeyiz. Aynı nufusa sahip olup aynı coğrafyada yaşadığımız bir ülkenin sadece bizden daha fazla ilgi ve önem göstererek bu gelişmeyi yaşaması bizim futbolumuzu yönlendirenlerin kulağına ne zaman küpe olacak bilinmez.
Son Söz : Bir çok yetenekli gencin gelecek kaygısıyla spor yerine üniversiteyi tercih etmesi bizim belkide bu havuzu genişletmemizi engelleyen başlıca unsurlardan biridir. (sadece futbolu kastetmiyorum) 33 Yaşındaki Aurelio'yu ön libero, sağ bek Sabri'yi orta saha oynatırsan hala bir sol bek ve gerçek manada bir santraforun yoksa, orta sahada liderlik vasıfları olan oynu çekip çevirecek oyunculara sahip değilsen bu demek oluyor ki federasyonun yetenekli futbolcuları tarayan alt kademeleri sadece bugün değil tam 10 yıldır hiç bir iş yapmıyorlar. Takımımızın en genci Gökhan Töre'nin de Alman ekolünden geldiğini düşünürsek bu tespitimizde ne kadar haklı olduğumuzu görürüz. ( Şu anda Alman 17 yaş altı milli takımında tam 8 Türk kökenli oyuncu var. Bizim federasyonumuz uzun vadeli çalışmak yerine hazır pişmiş olan bu gençleri bizim milli takımımızda oynatmak için çok afedersiniz "kandırmaya" çalışıyorlar. Varın gerisini siz düşünün.)