- Kategori
- Genel Sağlık
Ameliyat nedeniyle kısa bir ara...

Aslında bu yazımın başlığını önce “Ufak rahatsızlıklarınızı ihmal etmeyin” yazdım, ancak yeni gelişmeler üzerine son anda değiştirdim. Bu yazımın amacı, kendinizde görülen en ufak bir değişikliği fark ettiğinizde kendi teşhisinizi kendiniz koymadan evvel bir doktora görünmeniz de yarar olduğunu anlatmaktır.
Kendimi her zaman sağlıklı biri olarak görmüşümdür. Hayatımda hiç sigara içmememin yanında, yazları kilometrelerce kulaç atarak yüzerim. Bugüne kadar merdivenleri çifter çifter çıkardım. Ancak son günlerde yaşadığım olaylar sağlık konusundaki düşünce şeklimi tamamen değiştirdi.
Her şey ilk defa yolda yürürken sola bakmamla başladı. Sola ilk defa bakmıyordum ama bu kez her şey farklıydı. Saat 10 istikametine baktığımda cisimler önce gölgeli sonra ise çift görünüyordu. İleri ve sağa baktığımda ise her şey normaldi. Herhalde yorgunluktandır diye düşündüm. Belki de bilgisayar karşısında fazla kaldığımdan gözlerim yorulmuştu. Üzerinde fazla da durmadım.
Sonraki günlerde eşimin soğuk algınlığı nedeniyle bir sağlık kompleksine gitmiştik. Ben de gelmişken göz doktoruna gidip, okuma gözlüğünün numaralarını kontrol ettirmek istedim. Bu arada son günlerde televizyondaki teleteks yazılarını okurken yazılar karışıyordu. Sol tarafıma baktığımda ise çift görme hali devam ediyordu. Hem de onu söylerim dedim.
Göz doktoru, gözlerimi dört ayrı alete sokarak muayene etti. En sonunda karanlık bir ortamda karşıdaki renkli şekilleri gösterdi. Tek gözümle 4 şekil görürken, her iki gözümle baktığımda şekilleri 6 adet olarak görüyordum. Yani sol tarafımdaki çift görme hali devam ediyordu. Göz doktoru uzun bir muayeneden sonra, görme konusundaki problemin başka yönlerden de incelenmesi gerektiğini söyleyerek bir konsültasyon raporu hazırlayarak beni nöroloji doktoruna havale etti.
Nöroloji doktoru sol tarafa baktığımda çift görme yazısını okuyunca benden beyin MR ‘ı (Manyetik rezonans) istedi. Anlaşılan doktor beyinde tümör arayacaktı.
MR’a girenler bilir, orası tabut gibi bir yerdir. Klostrofobisi olanlar için şimdi açık mr merkezleri var ama benim girdiğim makine kapalıydı. Yarım saat orada kalacaktım.
Gözlerim açıktı ve başımın üzerindeki boşluk bir karıştan azdı. Son zamanlarda fizyolojik beden, eterik beden ve astral beden üzerinde yazı yazmak için araştırmalar yapıyordum. Herhalde ruh, fizyolojik bedeni terk ettikten sonra tabuttaki gibi bir duygu yaşamayacak olmalıydık diye düşündüm bir an.
MR sonucunu ertesi günü saat 19.00 da aldığımda o saatte raporu gösterebileceğim bir doktor yoktu. Raporun sonuç kısmını okuduğumda “T1A ve T2A görüntülerde hiperintens olarak izlenen 5-6 mm’lik görünüm lipomatöz oluşumuna ait olarak değerlendirilmiştir” diye bir ibare vardı. Bilmediğim bu tıbbi terim bir tümör olabilir miydi? Raporları ertesi gün nöroloji doktoruna gösterecektim ama sabaha kadar bekleyemezdim. Bir doktor arkadaşımı telefonla arayarak, “Hasan, benim beyin MR’ımda lipomatöz yazıyor, ben de ur mu var yoksa?” diye sorduğumda arkadaşım güldü ve “Merak etme lipomatöz yağ birikintisi demektir, önemli bir şey değil” dediğinde içim biraz rahatlamıştı.
Ertesi gün, nöroloji doktorum da bunun yağ birikintisi olduğunu, ancak 6 sonra tekrar bir MR çektirip, kitle de büyüme olup olmadığını takip etmemiz gerektiğini söyledi. Görme şikayetimle ilgili olarak, birçok kan tahlili yaptırmak için laboratuara gönderdi. Bu arada son zamanlarda PSA tahlili yaptırmış mıydın diye de sordu?
PSA kan tahlili 45 yaşını geçen her erkeğin yaptırması gereken bir tahlil. Bu tahlil sonucunda prostatta kanser başlangıcı olup, olmadığını öğreniyorsunuz. Son üç senedir rutin kontrol olarak yaptırdığım bu tahlili en son geçtiğimiz Ağustos ayında yaptırmıştım. Ancak tahlil sonucunu aldığımda üroloji doktoru öğle yemeğine çıktığından tahlil sonuçlarını gösterememiştim. Aslında her tahlil sonucu aldığımda doktora göstermeden evvel sonuçların, raporun karşısındaki normal sınırlar içersinde kalıp kalmadığını kontrol ederim. Bu sonuçlar da normal değerler içersindeydi. Nasıl olsa değerler normaldir diye doktoru beklemeden dışarı çıktım. O gün saat 13.00 deniz otobüsüyle Bostancı’dan aktarma yaparak Çınarcık’a gidecektim. O deniz otobüsünü kaçırırsam bir sonraki deniz otobüsü 4 saat sonraydı. Artık sonuçları başka bir zaman gösteririm diye düşündüm, sonra da bir daha da bu konu aklıma gelmedi.
Nöroloji doktoru bana PSA testini sorduğumda, benim raporu üroloji doktoruna göstermediğim aklıma geldi. Buraya gelmişken doktorun yanına gittim ve ben 5 ay evvel PSA testi yaptırmıştım ama size gösterememiştim, bir bakar mısınız dedim? Tahlil sonuçlarına baktığında o da benim gibi değerlerin normal olduğunu söyledi ve arkasından ekledi. “Seni ultrasona göndermiş miydim?” Ben de hayır dedim. “O zaman şu anda ultrason uygun, git bir de ultrason tetkiki yaptır.” Dedi.
Ultrasona giderken, hiçbir ağrım sızım yok, ne olabilir ki diye düşünerek, bir şey çıkmayacağı düşüncesiyle muayene olmaya başladım.
Radyolog doktor, sırasıyla anlatıyordu.
- Sağ böbrek normal
Bunu duyduğumda her şey normal çıkacak, boşu boşuna geldim buraya diye düşünürken, doktor konuşmaya devam ediyordu.
- Sol böbrekte 4 cm. lik kist var.
- Prostatta büyüme var
- Mesanede 17 mm.lik bir taş görünüyor.
-
Bunları duyunca bir bardak su içtiğimde, hemen tuvalete gittiğim ve bazı durumlarda tuvaletten çıktıktan 5 dakika sonra tekrar tuvalete girdiğimde sanki yeni girmişim gibi bir durum olduğunu, mesanenin tam boşalmaması durumunu fark etmediğimden, bu durumu böbreklerimin iyi çalışmasına bağladığımı düşündüm.
Üroloji doktorunun yanına gittiğimde esprili bir şekilde, “Bak beni bir ultrasona gönderdin. Neler çıkardın başıma?” dediğimde, yıllar önce rahmetli babamın, kendisine yapılan tetkikler sonucunda bir şey çıkmayınca, “Bir sürü para verdik, bir şey çıkmadı” sözü aklıma geldi. Bende ise bir sürü şey çıkmıştı. Sevinmeli miydim? yoksa üzülmeli miydim acaba? Doktorun sözüyle kendime geldim.
-Hemen ameliyat olman gerekir.
Yapacak bir şey yoktu. Hemen ameliyat öncesi yapılması gereken tahlilleri yaptırmaya başladım, EKG, akciğer ve üroloji bölgesi grafisi ve bir sürü kan tahlilleri. Eskiden bu tip ameliyatlarda hastalar haftalarca hastanede kalırlarmış. Şimdi teknik ilerledi ameliyatların çoğu kansız ve bıçaksız yapılıyor. 28 Ocak pazartesi günü, saat 15 de olacağım ameliyat sonrası hastanede kalma sürem ise bir aksilik olmazsa 5 gün civarında olacakmış.
Doktorlar, görme ile ilgili sorunumun ise ameliyat konusu olan rahatsızlıkların enfeksiyonuna bağlı olabileceği, ameliyattan sonra ise tekrar muayene edilerek inceleneceğini, söylediler.
Bu nedenle dükkanımız bir süre kapalı kalacak. En kısa zamanda tekrar MB ye dönmek ümidiyle bütün MB mensuplarına sağlıklar diler ve ufak rahatsızlarını ihmal etmemelerini öneririm.
Şimdilik hoşçakalın.