- Kategori
- Basketbol
Amerikayı yenemezdik. Bu başarı bize yeter

Basketbol Milli takımımızdan başarı bekliyorduk ama açıkcası 12 dev adamın final oynayabileceğine pek de ihtimal vermiyorduk. Bu bir Dünya şampiyonası idi ve Dünya kupasında Dünyanın en iyi takımları oynuyordu.
Finalde Amerika’ya yenilince şimdi bakıyorum, biraz buruk, biraz üzgünüz şimdi.
Oysa turnuva başlamadan, gruptan lider çıkma hesapları yapıyorduk. Gruptan lider çıktığımız gibi, yenmedik, ne Fransa kaldı, ne Slovenya ve ne de Sırbistan.
Bu kadar üst üste modive olabilmek, üst düzeyde mücadele edebilmek kolay değil. Dünyanın en iyi takımları ile oynuyorsunuz bu bir güç meselesi aynı zamanda. Ve ne yazık ki, Sırbistan zaferi ile Dünya ikinciliğini kutladığımız gece 12 saat sonra Amerika gibi bir devle final oynayacağımızı hatırlayamadık. Dev adamlarımızın peşinde onlarca kamera, kanal kanal bağlantı vardı.
Eğer grup maçlarında olsa veya daha alt bir derecede karşılaşsak belki bu Amerika’yı zorlayabilirdik. Daha iyi mücadele edebilirdik ama turnuvanın finalinde ayakta duramayacak hale gelmiştik. Birinci periyoda başa baş mücadele oldu, o kadar.
Amerika takımı bir zamanların o rüya takımı değil elbet ama Amerika’da her zenci basketbolcu doğar. Bol alternatifli kadrosundaki oyuncuların hepsi, siyah ırkın özelliğini taşıyor, Bizden hızlı koşuyor, bizden fazla zıplıyor. Fast break yapma şansınız yok. Koşup yetişiyor, pota üstüne sıçrayıp sayıya engel oluyorlar. Ömer Onan’ın böyle 2 fast-break ini böyle önlediler. Oyun kurucularımıza, ne Kerem’e, ne Ender’e, hatta Hidayet’e bile rahat oynama imkanı vermediler, hataya zorladılar, kimi zaman 24 saniye atış yapamadık.
Biz, maçı teknik olarak değil, fizik olarak kaybettik. Sayı yedikten sonra o kadar hızlı geliyorlar ki, sanki hepsi kısa mesafe koşucusu!. Yakalayana aşk olsun. Yine de uzunlarımız ellerinden geleni yaptı ama yorgunluğumuz artık 2.yarıda iyice ortaya çıktı ve bundan çok rahat istifade edip rahatlayınca, başlarda pek isabetli olmayan üçlükleri de girmeye başladı.
Böyle, kazanma ihtimali az olan bir maçta neden ısrarla, bu kadar sert savunma yapan, senden fazla sıçrayan, belirgin bir ribaunt üstünlüğü görülen oyunculara sahip bir takıma karşı, ısrarla neden pota altından oynamak istedik, kaybedecek bir şey yokken, daha önce çok başarılı olduğumuz dış şutları neden daha fazla kullanmadık onu anlayamadım?.
Sonuç olarak bir Dünya şampiyonası finaline bir Dünya devi olan, ülkesindeki lig maçları bile bütün Dünya ülkeleri tarafından izlenen bir basketbol devi ile oynayarak, 2. olduk ve şimdi Amerka'ya kaybettik diye üzülüyoruz.
Başarının farkında mıyız?.
Bu kolay elde edilebilecek bir başarı değildir. Tekrarlanması da kolay değildir. . Finali kaybetmenin üzüntüsünü bir tarafa birakıp, olayı bu şekilde değerlendirmek gerekir.
142 ülke tarafından seyredilen bu dünya şampiyonasında takımımız elinden ve gücünden fazlasını başardığı gibi, sonuna kadar maç oynayarak ülkenin ve ülke sporunun tanıtımını yapmaları da önemli bir kazançtır.
Dünya İkinciliğimizin yanı sıra, bu şampiyonayı kusursuz bir şekilde organize edebilmekte önemliydi ve bu başarılı organizasyon, ülkemizde her türlü sporun başarı ile organize edilebileceğinin güven mesajını veriyordu. Bundan sonra, bu başarılı organizasyon dolayısı ile Enternasyonal kupa ve şampiyonalarda Türkiye adı daha öncelikli ve tercih sebebi olacaktır.
Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 388 kez görüntülenmiştir