- Kategori
- Gündelik Yaşam
An'lar Beni anlar.

mailce.com sitesinden alınmıştır
An'lar zamanın atomlarıdır. En küçük parçacıkları. Kişiseldir, kimyasal, fiziksel değil, tamamen duygusal. Etkileri ise, kimyasal, fizilsek, biyolojik olabilir. Sosyal kurulumlu olabilirler, hatta hiç düşünmeden aniden. Nasıl atomlardan moleküller oluşuyorsa, anlardan da anılar oluşur birikerek, zamanın içinde. Zaman ise akıp, gider, sen yakaladıklarınla kalırsın. Özledikçe, hafızadan tıpkı, bir fotoğraf makinesi gibi geri çağırırsın, anları hissetmek için. O yüzden en değerli fotoğraflar, habersiz olarak çekilenlerdir. An gerçekten yaşanmış, hakkı verilmiş, doğaldır. Yapmacık duygular, kurgusal hareketler yoktur. Sevdiğimiz birinin yanağına kondurulan, içten gelen bir öpücük, bir bebeğin kendi istediği için gülüşü, ......
Bazıları acı verir, bir insanın kaybı, bir yarışın kaybedilişi, önemli olan bir olgunun hayatımızdan çıkışı, ağzımızdan çıkan bir söz gibi gibi gibi... Bazıları da sevinç mutluluk getirir, aşk, sevgi, güzel söz, kazanmak, hasretle anılarda kalan sağlık..... An'lar ile vurucu darbeleri vurur içimize zaman, tıpkı silahı gibi. O yüzden anlamlı yaşamalı, düşünmeli, kaçırmamalı. Carpe Diem..... Anı yakalamak, Latin Edebiyatının ünlü ozanı Hortoius'un dediği gibi, anın değerini vurgulamak için kullanılan.
Geri döndürülemez, laf ağızdan çıkmış, ok yaydan fırlamış, zaman elimizden kayıp, gitmiştir. An be an geçiyor zaman telafisi yoktur. An ile gelir etkileri devamında. Bir an gözgöze geliş, kıvılcımlar çaktırır, yeni başlangıçlara sebep olur, bir doğumdur, bir ölüm, yola çıkış, bir daha dönmeyiş .Bir yerlere gidiştir, hep orada kalış, ya da kayışları koparış. Gidiş, kopuş, uyanış.... Noktadır an, devamı yoktur, yaşanan her an yenidir, tekdir. Geriye sadece hafızadan anı çağırışlar ve hatırlayışlar kalır.
Ömürden giden minicik ama etkili parçacıklardır. Farkında olmazsak, ruhumuzda bir sonsuz bir uykudur hazırlıklı olmadan. Oysa ölüme bile hazırlanmak gerek.
Yaşarken emek veririz, yaşarız, biriktiririz, yönlendiririz, oluştururuz. Ama geridekaldıklarında, sadece çağırırız. Hafızamızda kayıtlıysa, düğmeye bile basmayız, bir çiçek hatırlatır, bir melodi, yolda yürürken tökezlemek....
Anı anına uymayan insanlar vardır, değişkendir tanıyamayız bir türlü. İçinde çeşit çeşit yansımalar gizlidir, anların yansımaları. An'dır aslında onları şekillendiren. Öyle anlar yaşamışlardır ki geçmişte, yoğurulmuş, şekil almışlardır. İstikrarsız, değişken olmuşlardır anların içinde.
Kaçırılan anlardır, en çok insanı üzen. Gençlik elden gider, hayattan anları sindiremeden, olgunlaşmadan yaşlanır, gider biran... Geriye bakmaya bile anı kalmamıştır. Bu yüzdendir anı yaşamak, anın hakkını vermek. Getirilerine ve götürdüklerine razı olmak, olarak çekip gitmek. Bir dolu zaman geçirmeli, sevdiklerimizle, düşünmeye zaman ayırmalı, gezmeli, görmeli, oynamalı, dansetmeli, zıplamalı en yükseklere. Zıplayarak, havada bir an yakalamalı insan. Sevdiği, sevildiği, üzdüğü, üzüldüğü, coştuğu, kutladığı, vazgeçtiği, yeniden yakaladığı anlar olmalı hayatta. Dümdüz farkına varmadan anları birbirine eklememeli, film şeridi gibi ardarda ekleşmemeli anlar. Aradan bir kareyi ayıredebilmeli, çekip alabilmeliyiz, anılabilsin diye. Anlar hatırlandıkça, yüzümüzde mimikler oluşmalı, anlar bildiklerimizi hatırlatmalı, bilmeden unutup gittiklerimizi değil. 'Carpe Diem' sadece bir restoran ya da cafe'nin adı olmamalı, anlamını bilmeli. An'larımız bizi anlamalı, biz de anılarımızı ki, hayatımız anlamlı olsun.