Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

07 Şubat '07

 
Kategori
Arkeoloji
 

Anadolu figürinleri 2

Anadolu figürinleri 2
 

İlk bölümde Anadolu’da Akeramik Neolitik Dönem figürinlerini genel özellikleriyle anlatmıştık. Şimdi ise Keramikli Dönem figürinlerini genel özellikleriyle göreceğiz. Keramikli Dönem’i biraz sıkıştırıp, belirli bölgelerdeki höyükleri konu alarak anlattım.

Keramikli Neolitik

Çatalhöyük tapınaklarında tapınakların da tam plastik insan figürinlerine rastlanmaktadır. Erken dönemlerde figürin yapımcılığına kil, kireç taşı, alabaster, volkanik taşlar, beyaz mermer gibi ham maddeler kullanılıyordu. Özenli yapımların yanı sıra figürinler, bazen doğal şekilleri insana benzeyen, bazen de birkaç düzelti ile hemen şekillendirilmiş taşlar olarak karşımıza çıkarlar. Çatalhöyük’te 60’lı yıllarda yapılan kazılarda çoğunlukla kadın, yaklaşık 50 figürin ele geçmiştir. Erkek figürinlerine ise yerleşmenin ilk dönemlerinde rastlanır ve VI. tabakadan itibaren sadece kadın figürinleri ile karşılaşılır. Kadınlarda karın, memeler, kol ve bacaklar çok iri, abartılı biçimde sunulur. Bu biçim Avrupa Üst Paleolitik Çağ kültürlerinin eserlerinden de bilinen bir özelliktir. Çatalhöyük’te ki inanışı anlamak için önemli ipuçları veren figürinlerde, genç Ana Tanrıça, olgun Ana Tanrıça, doğum yapma, çocuk büyütme, hayvanlar hakimesi gibi temalara rastlanır. Tanrının çocukluk, gençlik çağları, havanlara hakim olması, olgun erkek ve yaşlılık aşamaları belirtilir. Tanrıçalarda baş üzerinde taca benzeyen bir başlık bulunur. Gözler, kaşlar ve burun betimlenmiştir. Eller ve ayaklar işlenmiştir. Göbek deliği vurgulanmıştır. Genel steatopijik özellikler görülmektedir. Bacaklar özellikle üst kısımları çok iri, omuzlar geniş, kolların üst kısmı geniş, iri şekilde işlenmiştir. Hiçbirinde ağız betimlenmemiştir. Bunların yanında Çatalhöyük’te kabaca biçimlendirilmiş pişiş topraktan hayvan heykelcikleri de mevcuttur. Bu heykelciklerin birçoğunun baş ve çeşitli uzuvları kırılmış ve üzerlerinde ok mızrak gibi delicilerle açılmış deliklerle tasvir edilmişlerdir. Bu da avcılığa işaret etmektedir.

Höyücek’te ise son Neolitik Çağ’a tarihlenen ve kutsal alanlar dönemi olarak adlandırılan evlerde, bazı özel alanlarda pişmiş topraktan 80 kadar figürin, idol ve küçük eşya in-situ olarak ele geçmiştir. Figürinlerin bazılarında kadınlar doğal biçimlerine oldukça yakın betimlenmişlerdir. Bunların vücutları iridir, kollar göğüslerin üzerinde durur. Göğüsler ve karın fazla abartılmazken, kalçalar ve bacakların üst kısmı çok iridir. Pek çok örnekte ise cinsel organ üçgen şeklinde betimlenmiştir. Bir gurup eserde ise kadınlar bir tahtta veya bağdaş kurmuş durumdadırlar. Tahtta oturan bir figürinin üzerindeki boaya izleri, süslü bir giysiyi andırır. Bazı Figürinlerin gövdelerinde ise baskı noktacıklarla ya da gelişi güzel çizgiciklerle desenler görülür. Figürinlerin yüzlerinde gözler, çene ve saçlar çizilerek, burun ve kulaklar hafif kabartılarak belirtilmiştir. Doğum yapan tanrıça figürini, uzanmış dinlenen, cinsel organı betimlenmiş, yassı, ayakta duran örneklere de rastlanır.

Hacılar da ise son Neolitik Çağ’a tarihlenen tabaklarında benzer figürinlere rastlanır. Bunların tümü kadın betimlemeleridir. Olasılıkla adak eşyası olan kaba, basit örneklerin yanı sıra az sayıda özenle yapılmış figürin de görülür. Hacılar Figürinlerin de vücut yüze göre çok daha iyi betimlenmiştir. Ayakta, oturan, çocuklu tanrıçalarda, hiçbir zaman ağız gösterilmezken saç, göz gibi detaylar ayırt edilir. Saç, genç kadınlarda arkada sarkık ya da başın üzerinde toplu, daha yaşlılarda ise başın arkasında topuz halindedir. Vücudun üst kısmı her örnekte birbirine benzerdir. Kollar aynı yapılırken eller hemen hemen hiç işlenmez. Parmaklar ise pek az örnekte izlenebilir. Göğüs, karın ve kalçaları abartılan Figürinlerin tümünde göbek belirgin; cinsel organ siliktir. Bacaklar önemsenirken, ayaklar özensizdir. Hacılar figürinlerinde de genç, olgun, doğum yapan, kucağında çocuğu ile tanrıça ve hayvanlar hakimesi gibi temalar görülür. Gözler yukarı doğru, kulaklar birer çıkıntı şeklindedir. Gözbebeği betimlenmemiştir. Gözler kulak arkasına kadar uzanan badem şeklini andırır. Baş kısmı sivri şekilde işlenmiştir. Bir kısmı şematik ve boyalı olarak betimlenmiştir ve bu boyaların giysi olabileceği düşünülür. Gözbebekleri yerine obsidyen parçaları yerleştirilerek gözlerin betimlendiği bir örnek bulunmaktadır. Omuzlar geniş, eller ve kollar özensiz işlenmiştir. Steatopijik özellikler aynıdır. Bacaklar işlenmiştir. Fakat ayaklar belirsizdir. Göbek ayrıntılı olarak vurgulanmıştır. Baş sivri şekilde betimlenmiştir ve baş üzerinde bir başlık bulunur.

Köşkhöyük’te ise taştan, mermerden ve pişmiş topraktan yapılmış tanrıçalar ve boya bezekli olanlarda bulunur. Ayrıca şematik tarzda yapılmış tanrı figürinleri de vardır. Gözler badem şeklinde irice, kaşlar, burun betimlenmiştir. Eller işlenmiştir. Kalça ve bacaklar son derece iridir. Ağız belli belirsiz bir şekilde işlenmiştir. Saçlar genelde topuz şeklinde betimlenmiştir. Eller, parmaklar işlenmiştir. Omuzlar ve kolların üst kısmı şişman şekilde tasvir edilmiştir. Hayvan figürinleri Köşkhöyük’te çok az sayıda örnekle temsil edilir. Kabaca şekillendirilmiş olmaları çoğunlukla türlerinin saptanmasını güçleştirir. I. Evrede ele geçen figürinin kırk boynuzları, kısa dik kuyruğu ve sakalı ile bir keçiyi betimlediği anlaşılmaktadır.

Kuruçay’da ise Ana tanrıça kültü yaygındır. Genelde ayakta duran steatopijik tanrıça heykelcikleri mevcuttur. Burada hayvan figürinlerine rastlanmaz, bunun yerine ritonlar karşımıza çıkar.

Bademağacı’nda ki Figürinlerde kalçalar toplu betimlenmiş. Genelde başsız, kollar küçük çıkıntı şeklinde, bacaklar birbirine yapışık, bacak arası bir çizgiyle belirtilmiş, bir kısmı çıplak bir kısmı boya bezeli olarak tasvir edilmişlerdir.

Canhasan figürinleri neolitik ve kalkolitikte figürinler süreklilik göstermiştir. İlk anda doğal gibi görünse de sonra detaylarına bakıldığında şematik figürinler mevcut. Boyun ince uzun, başlıkları bir taç şeklinde, kulaklar yumru, göğüs bir kolye ile bezenmiş, burun kabartı şeklinde figürinlerde mevcut. Yüz sadece düz çıkıntı şeklinde bir çene, çizgi şeklinde bir ağız olarak tasvir edilmiş ancak boyunu çok uzun gösterilmesi Canhasan sitilidir. Kalkolitik’te hayvan başı şeklinde idoller mevcuttur.

 
Toplam blog
: 39
: 1198
Kayıt tarihi
: 02.02.07
 
 

Ankara Üniversitesi DTCF'de Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilimdalını okudum. Uzun yılla..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara