​ Anılar / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Anılar

Bir güzel duygudur özlemek...

Az önce işyerimizin bahçesinde sabah sohbeti yaparken nerelere götürdük gene..
Çıkıverdi anılar eski köşelerinden.. Birer birer
Ne kadar ortak, tanıdıkyaşanmışlıklar vardı sohbetlerde ..Keyf aldık.. Gidiverdik 70'lere..


Kimi zaman geçmişimi özlerim...
Çocukluğumu...
Bastığım dere yatağını, çıktığım elma ağacının tepesini, çamurdan yaptığım kültablalarını...
Onları yapabilmek için bir kova çamur toplayacağım diye kaptırıp derenin sonuna gidivermişim birgün..
Kulağımdaki yanma hissi ile yediğim dayağın hatırı çok büyüktür anneannemden..
İncir ağacında ki arıları..çok severlerdi beni. :)
İnciri yerken dalında, içindeki arıyıda ısırınca dudağımı bir saniyede gözümün önünde görüvermiştim can acısı ileee...Beynim uyuşmuştu. 3gün dolaştım davul bir dudakla..
Çamaşır mandalı ile yakaladığım eşek arılarını..Bir gün sıkı intikam alıvermişti bir tanesi parmağımda da, bir de annemden yemiştim dayak günah diye..
-OH olsun sana.. :)
Dere ağzında saatlerce güneşin altında , yengeçleri cola şişelerine tıkıştırıp içinden sonra çıkaramayışımı...
-Yok böyle olmayacak deyip yengeçleri çamaşır leğenine koymuş; deniz suyunuda basmıştım tepeleme..
Sabah hepsi sudan çıkıp evin her bir köşesine dağıldığında;
yine bir temiz sopa yemiştim tansiyonu 18' e çıkan anneannemden...
Yazlıktaki dalyanın sefalarını, denizdeki patlayan fırtınada kano ve fiberle kaybolup millete yaşatılan sancıları....
Binlerce kedi yavrusu geçti mahalleden elimde..Evden süt çalardık kedilere..
Malum kızarlardı her daim yeter diye..
Çamağaçlarından toplanan çamfıstıklarını, aşağıdan anneme seslendiğimde kafama yediğim patates soğanları unutamam..
-bağırma aşağıdan öyle eşek anırır gibi...
-Anne...
-Anne...
-Çık suyunu selini yukarda gör derdi rahmetli.
İlkokulda bizim evden çıkar, okula gidene kadar sokalar arası , Beril ve Berna'yıda alıp okula kadar yürürdüm koca çanta ile...Yorulduğumuzda otururduk çantalarımıza.O zaman sırt çantası yok tabii.Bildiğin evrak çantası...Ders programıda yok hani.İlkokul ansiklopedileride içinde ya gülle çantalar...Bugünki bel fıtıklarımızı onlara borçluyuz çok şükür..
Hep geç kalırdık okulan eve eden okula...oyuna dalar ayrılamazdık birbirimizden..
Sabahı iple çekerdik...Don ateş oynaya oynaya gidelim diye...
Negüzel oyunlar oynardık; körebe, saklambaç, yakartop, istop, seksek...Ah o uzun eşşekler ...

Üniversiteli olduk sonra...
Dahada keyfliydi ya..Gençtik artık..Deli dumrul..
Kadıköyden Beyazıta giderken yol maceraları..Vapur sefaları..
Cağaloğlunun dili olsada her adımın, anılarını dile gelse...Her taşında bir dem...
Öğrencilik dönemlerimiz ne keyfliymiş dedik...Üniversite öğrenciliği başkadır hepsinden..
Lezzeti büyük...Çok büyük çokkk...
Kahve kültüründen dem vurduk sonra..
Şanındandır üniversite öğrencisinin kahve hani...
Yeşil, borda çuhalı salaş öğrenci kahvelerinden...Kesme şeker kutularına telaşla boşaltılan leş teneke küllüklerden yola çoktık..Kesmeden, sakızdan, 3-5-8 den kinge, üniversite tavlasından brice kadar uzandı yolculuk..Çekilen fotokopilerden, kaçak verilen yoklamalardan, tutulan notlardan, girilen final sınavlarından...Sabahlara kadar grup çalışılan derlerden.. Sınav haftası sonu kahve toplantıları yıkılan hesaplar.. Süleymaniye...Vezneciler...

Yeniden öğrenci olmak...Keşke :)
içimiz cızz mı etti ne....

Sağlıcakla kalın..

 
Toplam blog
: 11
: 426
Kayıt tarihi
: 14.08.08
 
 

Sanırım yolun yarısına gelmiş, gelirkende epeyce birşeyler görmüş geçirmiş ama son dönemde, çok da m..