- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ankara trafik rehberi

Nedendir bilinmez bu şehre ilk geldiğim günden beri trafikteki keşmekeş hep beni rahatsız etmiştir. Ankara'daki trafik konusunda tam da farkındalıkla aşinalığın arasındaki ince çizgideyken gördüklerimi yazmak için uygun bir zaman..
Bu yazıyı yazmamın sebebi aslında Ankara da yaşıyor olmam değil, Ankara’nın başkent olması. Sonuç olarak başkent kavramı tarihte ve günümüzde bir ülkenin yönetimin kalbi konumundaki şehirdir. Ülkenin iç ve dış politikası, uluslararası ilişkiler, toplantılar, kısacası ülke yönetimiyle ilgili tüm kararların alındığı bu şehir ülkenin yönetimi, yönetenlerin vizyonu vs. gibi temel kriterler ile ilgili gelen konuklara bir fikir verir. Ve tüm bu kriterler doğrultusunda bu şehre baktığımda Ankara'yı bir Anadolu şehrinden ayıran tek özelliğin sınırları dahilinde bir meclis binasına sahip olmasından başka bir ayrıcalık-farklılık- göremiyorum. Durum Böyle olunca da Ankaralı da kendi kendisine trafikte yazılı olmayan ama herkes tarafından kabul edilmiş, kabul etmeyenleri de katlanmak zorunda bıraktıkları kurallar geliştirmişler.
Şehir dışından gelenlere -özellikle araç kullananlara- kolaylık olması açısından bu kurallara bir bakalım:)
•Eğer Araçla yol alıyorsanız ve kırmızı ışığa yakalandıysanız geçebilirsiniz. Buradaki tek kriter trafik kuralı değil kaza yapmamaktır.
•Ankara da sağa dönüşler ışık kırmızı bile olsa serbesttir. Özetle Ankara da sağa dönüş serbesttir, ışığın bağlayıcılığı yoktur.
•Eğer kırmızı ışıkta beklerseniz size korna çalınmasına, kırmızıda geçmeniz için sizi taciz etmelerine alışmalısınız. Çünkü Ankara'da kırmızı da geçilir.
•Eğer Kırmızı ışığı sonuna kadar beklediyseniz, büyük ihtimalle arkanızdaki sürüyü oldukça sinirlendirmişsinizdir. Yapmanız gereken en güzel davranış sarı ışık yanar yanmaz hareket halinde olmanızdır. Eğer sarı ışık yandığında hala daha hareket etmediyseniz dünyada klakson ile icra edilen en öfkeli çok sesli koroyu canlı dinleme fırsatı bulursunuz. Ama şunu unutmayınız: Bu bir ayrıcalık değildir. Ankara da sürücüler ettikleri küfürleri eksiksiz notaya dökebilen sürücülerdir.
•Ankara da şerit kavramı yoktur. Son derece rahat zig zag yapabilirsiniz. Yine buradaki temel kural, sinyal verme, aynayı kontrol etme değil, kaza yapmamaktır.
•Eğer meclis veya bakanlıklar civarındaysanız kırmızı ışıkta bekleyen araçlar göreceksinizdir. Buradaki temel kriter yine trafik kuralı değil ceza korkusudur. •ilerlediğiniz yolun genişliğinin kat be kat fazlası döner kavşaklarla karşılaşabilirsiniz. 10 metre genişliğindeki yol 40 metre çapındaki döner kavşağa çıkabilir. Şaşırmayın, panik yapmayın. sağdan soldan süzülüp (kimseye çarpmadan:)) yolunuza gidin. Herkes sizin gibi unutmayın.
•Birbirini neredeyse dik kesen paralel yollarda (Geometrik olarak mümkün değilse de Ankara da mümkün:)) bir aracın üzerinizden atlaması olası olmadığından dikkatli sürün. Zira bu yollardan Ankara da çok var. Ayna, sinyal, şeridinde gitme gibi kurallar olmadığından başka birinin evinin yolu tesadüfen o anda sizin mezarınızın üzerinden geçebilir. Özetle böyle bir yolda ilerlerken "ama yol hakkı benimdi", "sinyal versene kardeşim", "aynan yok mu?" gibi cümleler kurmanıza yol açmayacak şekilde temkinli gidin.
•İşinin ehli bir tamirci bulun. Yollar yedek parça piyasasını canlandırmak için kasıtlı olarak çukurlarla doludur. Sanıldığı gibi yol yapamama beceriksizliği değildir. "Alın- verin.. Ekonomiye can verin.." sloganında olduğu gibi.
•Dünya tarihinin en muhteşem polisiye komedisi yine Ankara da yaşanır. Bunun sebebi mevzuat değil, trafikteki huzursuzluğu bir nebze olsun hafifletip, insanları günün yorgunluğundan kurtarmaktır. Genelde her gün aynı oyun oynanır. Kısaca özetlemek gerekirse: Güvenpark'tan hareket eden dolmuşlardan birine binersiniz. Ayakta yolcu almak yasaktır ama yasak Ankara'da yasaktır. Dolayısıyla dolmuş şoförleri yoldan topladıkça toplarlar. Ve derken oyunun bir sonraki perdesinde kritik döner kavşaklardan birine gelmek üzereyken dolmuşun sürücüsünden şöyle bir cümle duyulur: "Kavşağı geçene kadar bi zahmet...." evet cümle "zahmet..." ile biter. hiçbir eylem ifade etmeyen bu cümle tüm Ankaralılar tarafından şu anlama gelir: "ileride trafik polisi var. Benim ayakta yolcu almam yasak. Siz şimdi diz çökün, o da sizi oturuyor zannetsin. Biz onu kandıralım geçip gidelim, sonra kalkarsınız ayağa..." ve ayaktaki tüm yolcular bu komutla birlikte 19 mayıs kutlamalarına hazırlanan öğrenciler gibi dizlerinin üzerine çökerler. Komik olansa bunu akşam evine giderken dolmuş kullanan trafik polisi de bilmektedir. Özetle Ankara da dolmuşlarda Ayakta yolcu yasak, çömelmiş yolcu serbesttir. İsyan etmeyin, susun ve çökün...
•Eğer bünyeniz de daha önceden bir trafik canavarı varsa ve Ankara da ki sürüye dahil olmak istiyorsanız bu işin başlıca kurallarından biri müziği son ses açıp (U2 falan değil, başında Ankaralı sıfatı olan herhangibir şarkıcı-söyleyen- olabilir.) 5 erkek bir arabaya doluşup Bahçelievler 7. cadde de patinaj çekmektir. Bu sizin sürüye katılmanızı kolaylaştıracak bir artıdır.
•17:00-18:30 arası saatlerde Güvenparktan minibüse binmeye çalışmayın. Bu süreyi bir yerde oturarak geçirin. Zira o kadar kalabalık olur ki , şehirde doğmuş, hiç köyünüz olmamış olsa bile, o bekleyiş sizde sızılı bir sıla hasreti uyandırır."Ne işim var benim buralarda", "Köyüme dönmek istiyorum..." gibi cümleler kurarsınız. Rock dinleyen asi genç bir anda buram buram Anadolu oluverir. Köylerin sessiz Akşam üstülerini hayal eder, Eğer şanslıysanız yanınızda sizin gibi hisseden birini bulup ona sarılabilirsiniz.
•Dikkat edilecek en önemli noktalardan biri de minibüs şoförleridir. Bu tür asla ama asla müşteri kaçırmaz. Hızı ve gittiği yol ne olursa olsun müşteri görür görmez firene asılır. Tavsiyem odur ki, asla ama asla bir minibüsün arkasından gitmeyin trafikte..
•Bir minibüs ile kaza yaşarsanız , hatalı sizsinizdir. Israr edip kendinizi dövdürmeyin.
•Bir minibüs size çarparsa hatalı yine sizsinizdir. Ödeyin kurtulun.
•Ankara'da araba kullanırken yanınızda bulundurmanız gereken en önemli nesne trafik seti falan değil, koruyucu ve kırılmazlığından emin olduğunuz sopamsı cisimdir.
•Taksiye binerseniz kesinlikle arka koltuğa oturun. Ön koltuğa oturduğunuzda o kadar kötü araç kullanırlarki bildiğiniz tüm duaları okursunuz. Eğer dua dağarcığınız geniş değilse tekrardan kaçının, yaratıcılığınızı kullanın...
•Kızılay'a arabayla inmeyin..
•Kızılay'a minibüsle inmeyin...
•Kızılay'a inmeyin..
•Metro her şeye rağmen Ankara da kullanılabilecek en güvenli toplu taşıma aracıdır. Her ne kadar 20 yılda bite bite bu kadarı bitse de en azından kırmızı ışık stresi yok, korna yok..
•Metro ve Ankaray farkı şeylerdir. Dikkatli kullanın. Bambaşka yerlere gidebilirsiniz. ve son olarak:
•Ankara da araba kullanmaya niyetiniz varsa, düzenli olarak spor yapın, kondisyonunuzu sürekli en üst noktada tutun. Gözleriniz sürekli açık olsun. Sağlam bir arabanız olsun ve sağlam sinirleriniz...
İşte size Başkent....
Daha eğlenceli konularda tekrar görüşmek üzere....