- Kategori
- Haber
Anket sezonu açıldı, hayırlı olsun

Zaman zaman gazetelerde veya tv programlarında farklı kurumların yaptırdıkları anketlerden bilgi notu şeklinde bahsedildiği oluyordu. Ama zannedersem son zamanların en detaylı çalışmalarından birisi dün akşam Habertürk kanalında yayınlandı.
Gerçi son dönemde, hiçbir şeye inanmama eğilimli toplumumuzda, bu gelişmeyi kullanmak isteyenler, sonuçlarını beğenmedikleri tüm anketleri manipülasyon ya da Amerika’nın işi olarak yorumlama eğilimine sahipler. Bu tip çalışmaların birilerinin siparişi üzerine ve kamuoyunu yönlendirmek gayreti ile tezgâhlandığına dair bir söylemi kullanıyorlar. Bu anket içinde benzer yorumlar olabilir elbet.
Anketi düzenleyen firmanın Sonar olması ve yöneticilerinden birisinin de aslen iyi bir CHP’li ve ulusalcı fikirleri ile tanınan Hakan Bayrakçı’nın olması bu bakış açısına sahip arkadaşları ne kadar ikna eder bilemem.
Neyse biz ankete dönelim;
Anket sonuçları açıkçası devlet ve laiklik odaklı politika güden insanlar için hüzün verici bir tablo. Ne yapılsa ne edilse AKP’nin oyları bir türlü düşmüyor aksine yükselme eğilimine girdiği gözleniyor. Diğer yanıyla, ulusalcı çizginin CHP çatısı altında toplanması gayreti de bir türlü sonuç vermiyor. DSP’nin stratejik anlamda desteği, merkez sağdan isimlerin katılması bile CHP’ye geçen seçime göre önemli bir katkı sağlamıyor. Diğer yandan milliyetçi kanadın esas temsilcisi MHP bile, tüm üst düzeyden yürüyen dalga üretme kampanyalarına karşın Meclise girebilmeyi garantilemiş değil. Hatta gariptir, Genç Parti bile MHP’nin çok az gerisinden geliyor.
Anket sonuçlarına kısaca değinelim. Kararsızlar dağıtılmadan ortaya çıkan rakamlar şöyle;
Parti / Kararsızlar Dağıtılmamış / Kararsızlar Dağıtılmış
AKP / 34, 85 / 40, 05
CHP / 17, 44 / 20, 03
MHP / 10, 62 / 12, 20
GP / 9, 63 / 11, 06
DP / 9, 60 / 11, 02
AKP şu an itibari ile, kendisine en yakın partinin iki misli oy alır durumda. Bırakın barajı geçip geçememe sorunu yaşamasına, kendisine rakip olacak bir parti bile görünmüyor ortalıkta. Açıkçası bu sonuçlar bende, bu seçimin sonuçlarının, 1961 veya 1983 seçimlerinin sonuçlarına benzeyeceği yönünde bir izlenim bırakmaya başladı. Otoriter bir yönetim sonrasında, toplumu yönlendirme çalışmalarının ters teptiği seçim sonuçlarının bir benzeri yaşanacak sanki. Toplum, devlet odaklı ve zora dayalı bir şekillenmeyi hep reddetti.
Ve ne yazık ki, sol siyaset yine toplum nezdinde devleti ve onun kastlaşmış yapısını temsil eden bir siyasi çizgi olarak değerlendiriliyor.
Seçim sonuçlarının da buna benzer sonuçlarına tekabül edecek olması halinde, acaba ulusalcı arkadaşlarımız bu durumu nasıl değerlendirecekler merak etmiyor değilim. Umarım, tüm çabalarına karşın AKP’ye oy atan %33-35, belki de %40’lık bir kesimi şeriatçı, din toplumu arzulayan, Türkiye Cumhuriyetine muhalif insanlar olarak değerlendirmezler.
Çünkü bu insanların çok önemli bir kısmı, bir türlü üst basamağa ulaşamayan Cumhuriyetimiz tarafından ötekileştirilmiş, bünyesine kabul edilmemiş insanlardan oluşuyor. Bu insanlar ne çağdaş yaşam ile bir problemleri var, ne de Cumhuriyetin temel ilkeleri ile.
Yalnızca, halka dönük olamayan bir devlet anlayışının mağdurları durumundalar. Ve onlara esas umut aşılaması gereken siyasal anlayışın sol olması gerekirken, solun “bu düzen değişecek” iddiasından, “bu düzenin bir çivisi bile yerinden oynamayacak” anlayışına savrulması neticesinde, çıkışı oldukça tehlikeli bir şekilde, siyasallaşan inançlarda bulmak zorunda kalmışlardır.
Üniversiteleri bilimden yalıtan YÖK'e karşı çıkmayan, toplumun elini ayağını dolayan 82 Anayasasının değişmesine ön ayak olmayan, ülkede demokrasinin gelişmesine katkı sağlayacak AB sürecine köstek olan, insanların inançlarına saygılı laiklik anlayışını geliştiremeyen bir solun, bu ülkede başarılı olma şansı zaten olamazdı.
Solu milliyetçilik söyleminin kuyruğuna eklemleyenler, Halktan uzak yönetim anlayışlarının sözcüsü haline getirenler, elbette ki halkın bu tercihleri karşısında şaşırmaktadırlar. Oysaki sol siyaset, şu an dizginleri Baykal tarafından sıkı sıkıya tutulmuş ve gerçek rotasından ilerlememek için engellenen bir potansiyele sahip durumunda. Umarım, ülkemiz daha büyük bunalımlar yaşamdan, sorunlara çare olabilecek sol, gerçek rotasını bulur.