- Kategori
- Seçim
Anlat Şehrazat

Seçime 9 gün var. Anketler AKP diyor. İnşallah tersi olur. Bunca yazılan, çizilen, anlatılan boşa gitmez umarım. Ülkede kırsal kesim kayboldu. Köylüler, çiftçiler, kentlere doluşup, varoşlara malikane kurdular. Atatürk, "Köylü, milletin efendisidir" demişti. Efendiler, sistemin kölesi oldular. Ve ne gariptir ki, kendilerine "EFENDİ" diyenleri unutup, köleleştirenlere oy veriyorlar. Toprağın kutsallığını unutanlar, gün gelir pişman olurlar ama, faydası olmaz. Hiç bir politikacı, sizin sadık yariniz olmaz. Ne demişti Ünlü Ozan Aşık Veysel, "Benim sadık yarim, kara topraktır." Toprağın sahipleri, varoşlara yerleşip, yoğurt kaselerinde fesleğen yetiştiriyorlar, artık görebilecekleri toprak, bu yoğurt kasesindeki topraktır. Bilmiyorlarki kentlerde insana, mezar yerini bile parayla satıyorlar. Yakında Havayı ve Güneş ışığını bile parayla satacaklar.
Özelleştirme adı altında ülkemizin dağını, taşını yabancılara satıyorlar. Devlet giderek cıbıllaşıyor. Özelleştirmeden elde edilen para, dış borcumuzun faizine yetmiyor. Başbakan meydanlara çıkıp, muhalefete diyor ki. İftirayı bırakın, yaptıklarınızı anlatın. Bende diyorum ki: Siz anlatın Sayın Başbakan. Metro, hızlı tren, paralı yol, paralı köprü. Başka ne var. Baraj, Enerji santralleri, Fabrikalar, İş sahaları. Ne var sayabileceğiniz. Yoksulluk, fukaralık, dilencilik, sizin eserleriniz değil mi? 80 yıl önce, 2. dünya savaşı sırasında, Ekmek karne ile veriliyordu. Doğru söylüyorsunuz da, noksan söylüyorsunuz. Savaşı unutuyorsunuz. Savaştan sakınan nadir ülkelerden biri olduğumuzu söylemeyi unutuyorsunuz. Şimdi savaş yok, ekmek karnesi de yok. Ama fırıncılara bir sorun bakalım, bayat ekmeği ucuza alabilmek için bekleyen kaç insan var? Askıda ekmek sistemi nasıl işliyor. Sadece ramazanlarda değil, normal aylarda da yemek çadırları kursanız, başa çıkabilecekmisiniz. Dilenciliğe alıştırmaya çalıştığınız, kaç milyon insanımız var.
Doğru, muhalefet te bunları anlatamıyor. Oysa anlatacak ne çok şey var. Bozulan eğitim sistemimiz, sağlılk sistemimiz, işe yaramayan sosyal kurumlarımız, dilenmeyi beceremeyip, yoksulluk sınırının da altında sürünen emeklilerimiz, iflas edip kapanan iş yerlerimiz, borcunu ödeyemeyip intihar eden esnaflarımız, kredi kartı cambazlığı ile geçinmeye çalışan memurlarımız, işçilerimiz, kredi kartı borçlanmasını sahtekarlık sayan Başbakanımız, cep fenerinden, deniz fenerine terfi eden hırsızlarımız, anlata anlata bitmez. Dini inançlarımızı istismar edip, bu kadar oyu toplayıp iktidar oldunuz. İktidarınız süresince, fuhuş, gasp, hırsızlık, uyuşturucu satanlar, kullananlar, arttı. Bunların artması, yoksulluk, çaresizlik belirtisidir. Bunları anlatın. Kendi çocuklarınıza her imkanı sunarken garibanın çocuklarına plastik, çin malı oyuncak va kağıttan gemilerle geleceği inşa edemezsiniz.